Repression nedir psikolojide ?

Irem

New member
Yazma

# Repression Nedir Psikolojide? Unutulduğunu Sandığımız Anıların Gölgesinde Bir Hikâye

Merhaba arkadaşlar,

Bugün sizinle bir hikâye paylaşmak istiyorum. Belki aranızda bu hikâyedeki karakterlerden kendine benzeyen birini bulanlar olur. Belki de okurken yıllar önce yaşadığınız, artık hatırlamadığınızı düşündüğünüz bir olay aklınıza gelir. Çünkü bazen insanın geçmişi, kapattığını sandığı bir kapının arkasında sessizce beklemeye devam eder.

Hikâyemizin kahramanı Murat, otuz dört yaşında, planlı yaşayan, sorunlar karşısında hemen çözüm arayan biriydi. Bir sorunla karşılaştığında önce nedenlerini belirler, ardından seçenekleri sıralar ve en mantıklı yolu seçerdi. İş yerinde herkes onun soğukkanlılığına güvenir, arkadaşları ise zor zamanlarda ona danışırdı.

Ancak Murat'ın hayatında açıklayamadığı bir şey vardı: Çocukluğundan beri bazı aile toplantılarında nedensiz bir huzursuzluk hissediyordu. Özellikle eski evlerinin bulunduğu sokaktan geçtiğinde kalbi hızlanıyor, boğazı düğümleniyor ve bir an önce oradan uzaklaşmak istiyordu. Bunun nedenini bilmiyordu. Çocukluğunu düşündüğünde aklına birkaç güzel anı geliyor, geri kalan yıllar ise bulanık bir fotoğraf gibi zihninde beliriyordu.

Murat, bir gün yakın arkadaşı Elif'e bu durumdan söz etti.

Elif bir psikolog değildi. İnsan ilişkileri üzerine düşünen, başkalarını dikkatle dinleyen ve hemen hüküm vermekten kaçınan biriydi. Murat'ın anlattıklarını dinledikten sonra ona doğrudan bir çözüm sunmadı.

"Belki de geçmişinde bir şey olmuştur," dedi. "Ama bunu hemen bulmak zorunda değilsin. Önce bu sokaktan geçerken neler hissettiğini anlamaya çalışsak?"

Murat kaşlarını kaldırdı.

"Bir sorun varsa nedenini bulup çözmek gerekir. Geçmişte kalmış bir şeyin bugünümü yönetmesine izin vermek istemiyorum."

Elif gülümsedi.

"Bazen çözüm aramakla kendimizi anlamak aynı şey değildir."

O akşam Murat, psikolojide bastırma olarak bilinen bir kavramla karşılaşacağını henüz bilmiyordu.

1. Bölüm: Repression Nedir? Zihnin Kapattığı Kapı

Psikolojide repression, Türkçede genellikle bastırma olarak adlandırılan, kişinin kabul etmesi veya duygusal olarak taşıması zor olan düşünce, duygu ya da anıların bilinçdışında tutulmasını ifade eden bir savunma mekanizmasıdır.

Kavram, özellikle psikanalitik yaklaşımın kurucusu Sigmund Freud'un çalışmalarıyla tanınmıştır. Freud'a göre bazı düşünceler ve yaşantılar, kişide kaygı oluşturdukları için bilinçli farkındalığın dışında tutulabilir. Böylece kişi, bu içerikleri doğrudan hatırlamasa bile onların duygusal etkilerini farklı biçimlerde yaşayabilir.

Burada önemli bir ayrım var: Bastırma, kişinin bir anıyı hatırlamak istemediği hâlde bilinçli olarak düşünmemeye çalışmasıyla aynı şey değildir. Bilinçli biçimde bir düşünceyi uzaklaştırmaya çalışmak, psikolojide çoğunlukla supresyon yani bilinçli bastırma veya düşünceyi baskılama kavramıyla açıklanır. Repression ise klasik tanımında bilinçdışı bir süreçtir.

Murat'ın yaşadığı huzursuzluk, bastırmanın kesin kanıtı değildi. Eski bir sokağın onda kaygı uyandırmasının pek çok nedeni olabilirdi. Bir koku, bir ses, aile içindeki geçmiş gerilimler, öğrenilmiş korkular veya bugün yaşadığı stres bu tepkiyi etkileyebilirdi.

Fakat Murat ilk kez şu soruyu düşünmeye başlamıştı:

"Hatırlamadığım şeyler hakkında ne kadar emin olabilirim?"

Bu soru, onun için geçmişi çözmekten daha önemli bir yolculuğun başlangıcı oldu.

Peki arkadaşlar, sizce insan her şeyi hatırlamak zorunda mıdır? Yoksa bazen geçmişin ayrıntılarını bilmeden de bugünkü duygularımızı anlayabilir miyiz?

2. Bölüm: Bir Akşam Yemeği ve Eski Bir Fotoğraf

Birkaç hafta sonra Murat, annesinin evinde düzenlenen aile yemeğine katıldı. Masada eski fotoğraflar vardı. Annesi, çocukluk yıllarından kalan albümleri ortaya çıkarmış, herkesin yüzünü güldüren anıları anlatıyordu.

Murat'ın önüne küçük bir fotoğraf kondu. Fotoğrafta altı yaşlarındaydı. Yanında babası, arka planda ise yıllardır gitmediği eski evleri görünüyordu.

Fotoğrafı eline aldığında içinde tuhaf bir sıkışma hissetti.

Babası yıllar önce vefat etmişti. Ailesi onu disiplinli, çalışkan ve ailesinin geleceği için fedakârlık yapan bir adam olarak anlatırdı. Murat da babasının kendisi için yaptıklarını inkâr etmiyordu. Ancak babasının yanında çocukken neden bu kadar sessiz kaldığını hiç düşünmemişti.

"Bu fotoğrafı hatırlamıyorum," dedi.

Annesi omuz silkti.

"O gün bahçede saatlerce oynadınız. Sonra bir şey olmuştu ama neydi, şimdi çıkaramıyorum."

Murat'ın zihninde kısa, belirsiz bir görüntü belirdi: Kapının sertçe kapanması, yüksek bir ses, koridorda duran küçük bir çocuk...

Sonra hiçbir şey.

Bir an önce konuyu değiştirmek istedi. İşinden söz etti, hafta sonu planlarını anlattı ve sofradaki herkesin dikkatini başka yöne çekti.

Bu davranışın nedenini hemen bastırma olarak adlandırmak doğru olmazdı. Bazen bir insan rahatsız edici bir konudan bilinçli olarak uzaklaşır. Bazen de anılar zaman içinde doğal olarak silikleşir. Özellikle çocukluk dönemine ait hatırlama, yetişkinlikteki otobiyografik bellekten farklı özellikler taşır.

Yine de o akşam Murat'ın aklında kalan bir şey vardı: Fotoğrafı gördüğünde hissettiği duygu, fotoğrafın kendisinden daha canlıydı.

Elif'e durumu anlattığında arkadaşı şöyle dedi:

"Bir şeyi hatırlamaman, mutlaka onu bastırdığın anlamına gelmez. Ama o an hissettiğin duyguyu ciddiye alabilirsin. Geçmiş hakkında kesin bir sonuca varmadan da kendini dinleyebilirsin."

Murat ilk defa bir sorunu hemen çözmeden, cevabını bilmeden yanında taşımanın mümkün olabileceğini düşündü.

3. Bölüm: Erkekler Çözüm Ararken, Kadınlar Duyguları mı Anlar?

Murat'ın hikâyesinde dikkat çeken bir başka konu, insanların duygularla baş etme biçimleriydi.

Murat, sorunları parçalara ayırıyor, neden-sonuç ilişkileri kuruyor ve uygulanabilir adımlar belirliyordu. Elif ise olayların kişiler üzerindeki etkilerine, ilişkilerdeki sessiz değişimlere ve söylenmeyen duygulara dikkat ediyordu.

Bir gün Murat, "Sen hep hislerden söz ediyorsun. Ben ise ne yapmam gerektiğini bilmek istiyorum," dedi.

Elif cevap verdi:

"Ben de çözüm istiyorum. Sadece çözümün, yaşadığımız şeyin ne olduğunu anlamadan bulunamayabileceğini düşünüyorum."

Bu konuşma, ikisinin de bakış açısını değiştirdi.

Murat'ın stratejik yaklaşımı, dağınık düşüncelerini düzenlemesine yardımcı oluyordu. Elif'in empatik yaklaşımı ise Murat'ın kendi duygularını küçümsemeden değerlendirmesini sağlıyordu. Birinin yöntemi diğerinden üstün değildi. Birlikte düşünüldüğünde daha geniş bir anlayış ortaya çıkıyordu.

Toplumda erkeklerin daha çözüm odaklı, kadınların ise daha empatik olduğu yönünde yaygın bir inanış vardır. Ancak bu, bütün erkekleri ve kadınları açıklayan evrensel bir psikolojik kural değildir. İnsanların duygu ifade etme biçimleri; kişiliklerinden, yetiştirildikleri ailelerden, kültürel beklentilerden, toplumsal rollerden ve geçmiş deneyimlerinden etkilenir.

Örneğin bazı erkekler çocukluklarından itibaren ağlamamaları, güçlü görünmeleri ve sorunlarını kendi başlarına çözmeleri gerektiğini öğrenir. Bazı kadınlar ise başkalarının duygusal ihtiyaçlarını öncelemeye teşvik edilir. Bu beklentiler zamanla insanların hangi duygularını gösterebildiğini ve hangilerini gizlemeyi öğrendiğini etkileyebilir.

Ancak bunun tersi de mümkündür. Duygularını açıkça konuşan erkekler olduğu gibi sorunlara öncelikle analitik yaklaşan kadınlar da vardır. Üstelik aynı kişi bir durumda son derece stratejik, başka bir durumda ise hassas ve ilişkisel davranabilir.

Murat'ın kendisine sorduğu soru artık şuydu:

"Ben gerçekten sakin biri miyim, yoksa sakin görünmenin güvenli olduğunu mu öğrendim?"

Bu soru, onun erkekliğine ilişkin öğrendiklerini de yeniden değerlendirmesine yol açtı. Belki de bazı duyguları bastırması, kişiliğinin değişmez bir özelliğinden değil, yıllar boyunca öğrendiği davranış biçimlerinden kaynaklanıyordu.

Peki sizce güçlü olmak, duygularımızı kontrol etmek midir; yoksa gerektiğinde onları kabul edebilmek de gücün bir parçası mıdır?

4. Bölüm: Bastırmanın Tarihi ve Toplumun Sessiz Kuralları

Murat, konuyu daha iyi anlamak için psikoloji kitapları okumaya başladı.

Freud'un on dokuzuncu yüzyılın sonları ve yirminci yüzyılın başlarındaki çalışmaları, bastırmayı insan davranışlarını açıklayan önemli kavramlardan biri hâline getirmişti. Psikanalitik düşüncede insan zihni, yalnızca bilincinde olduğu düşüncelerden ibaret değildi. Bilinçdışı süreçlerin de davranışları, duyguları ve ilişkileri etkileyebileceği savunuluyordu.

Ancak psikoloji, Freud'un döneminden bu yana önemli ölçüde değişti. Günümüzde bastırma kavramı, özellikle bilinçdışı süreçlerin doğrudan ölçülmesi ve bastırılmış anıların güvenilirliği konusunda tartışmalıdır. Freud'un kuramsal açıklamalarının tamamı, çağdaş bilimsel araştırmalar tarafından doğrulanmış değildir.

Bugünkü bellek araştırmaları, hatırlamanın bir video kaydını yeniden oynatmak gibi işlemediğini gösterir. Anılar yeniden kurulur; zamanın geçmesi, yeni bilgiler, beklentiler ve mevcut duygular hatırlama biçimini etkileyebilir. Bir olayı hatırlayamamak, tek başına o olayın bastırıldığını kanıtlamaz. Benzer şekilde, canlı ve güçlü hissettiren bir anı da her ayrıntısıyla kesin olarak doğru olmayabilir.

Murat bunları okudukça, geçmişini mutlaka gizli bir olayın etrafında açıklaması gerekmediğini fark etti.

Bir akşam annesiyle çocukluğu hakkında konuştu. Annesi, Murat'ın büyüdüğü dönemde ailede ekonomik sıkıntıların yaşandığını anlattı. Babasının işini kaybetmekten korktuğunu, evde gerginliğin arttığını ve çocukların yanında sorunlardan pek söz edilmediğini söyledi.

"Baban kötü biri değildi," dedi annesi. "Ama zorlandığında sessizleşirdi. Biz de evde her şey yolundaymış gibi davranırdık."

Murat, bu cümleyi uzun süre düşündü.

Belki de çocukken öğrendiği şey, korkutucu bir olayın ayrıntısından daha genişti: Sorunlar konuşulmazdı. Üzüntü belli edilmezdi. Aileyi korumak için herkes kendi duygusunu içinde tutardı.

Bu, toplumun birey üzerindeki etkisini anlamak için önemli bir bakış açısı sunuyordu. Aile içinde duyguların konuşulmaması, ekonomik belirsizlikler, savaş ve göç deneyimleri, toplumsal baskılar veya erkeklik ve kadınlık rollerine ilişkin katı beklentiler, insanların duygularını ifade etme biçimlerini şekillendirebilir.

Elbette her sessizlik bastırma değildir. Bazı insanlar duygularını özel yaşamlarında tutmayı tercih eder. Bazı ailelerde zor konuların konuşulmaması, geçmiş kuşaklardan öğrenilmiş bir iletişim biçimidir. Toplumsal koşullar da herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmaz.

Yine de Murat artık şunu biliyordu: İnsanların sessizliği her zaman bir şey sakladıkları anlamına gelmez. Bazen konuşmayı öğrenmedikleri için sessizdirler.

5. Bölüm: Bastırılan Duygular Geri Döner mi?

Murat'ın zihnindeki sorular arttıkça bir başka merak da ortaya çıktı: Bastırılan bir duygu, yıllar sonra yeniden kendini gösterebilir miydi?

Psikanalitik yaklaşım, bilinçdışında tutulan çatışmaların dolaylı yollarla kendini gösterebileceğini ileri sürer. Bu çerçevede kişi, nedenini açıklayamadığı kaygılar yaşayabilir, belirli ilişkilerde benzer tepkiler verebilir veya bazı durumlardan kaçınabilir.

Ancak bu belirtiler bastırılmış bir anının varlığını tek başına göstermez. Kaygı, kaçınma, öfke, uyku sorunları ve bedensel gerginlik birçok farklı nedenle ortaya çıkabilir. Bunları otomatik olarak geçmişte yaşanmış belirli bir olaya bağlamak yanıltıcı olabilir.

Murat bunu kendi hayatında fark etti. Eski sokaktan geçerken yaşadığı huzursuzluğun yalnızca çocukluğuyla ilgili olmayabileceğini düşündü. Son aylarda işinde artan sorumluluklar, babasının kaybıyla ilgili tamamlanmamış duygular ve kendisinden sürekli güçlü olmasını beklemesi de bu duyguyu etkiliyor olabilirdi.

Bir gün Elif'e şöyle dedi:

"Sanırım yıllardır kendimi hiç korkmayan biri olarak görmek istedim. Oysa korkmak, başarısız olduğum anlamına gelmiyor."

Elif başını salladı.

"Belki de mesele geçmişte ne olduğunu kesin olarak bulmak değil, bugün kendine nasıl davrandığını değiştirmektir."

Murat bu kez bir plan hazırladı. Kendini huzursuz hissettiğinde duygusunu adlandırmayı, bedenindeki belirtileri fark etmeyi ve olayla ilgili bildikleriyle yalnızca tahmin ettiklerini birbirinden ayırmayı deneyecekti. Gerekirse bir ruh sağlığı uzmanından destek almayı da düşünüyordu.

Bu yaklaşım, geçmişi zorla hatırlamaya çalışmaktan farklıydı. Amaç, mutlaka unutulmuş bir olayı ortaya çıkarmak değil, bugünkü duygusal deneyimleri daha sağlıklı biçimde anlamaktı.

6. Bölüm: Kendini Hatırlamaya Zorlamadan İyileşmek

Bir süre sonra Murat, psikolojik destek almaya karar verdi. Görüştüğü uzman, onun anlattıklarını dinledi ve hemen bir çocukluk travması olduğu sonucuna varmadı. Bunun yerine Murat'ın hangi durumlarda kaygılandığını, duygularını nasıl ifade ettiğini ve günlük yaşamının nasıl etkilendiğini anlamaya çalıştı.

Görüşmeler sırasında Murat, çocukken üzüldüğünde çoğunlukla odasına çekildiğini, kimseyi endişelendirmemek için sorunlarını anlatmadığını hatırladı. Ancak belirli bir olayı hatırlaması için kendisini zorlamadı. Görüşmelerin amacı, eksik anıları tamamlamak veya mutlaka gizli bir geçmiş ortaya çıkarmak değildi.

Zamanla Murat, duygularını fark etmeyi ve ihtiyaçlarını ifade etmeyi öğrendi. İş yerinde bir sorunla karşılaştığında strateji geliştirmeye devam ediyordu; yalnızca artık kendine nasıl hissettiğini de soruyordu. Yakınlarıyla tartıştığında hemen çözüm üretmek yerine karşısındaki kişinin ne anlatmaya çalıştığını dinlemeye daha fazla zaman ayırıyordu.

Elif de bu süreçte kendi yaklaşımını sorguladı. İnsanları dikkatle dinlemenin önemli olduğunu biliyordu ama bazen birini anlamaya çalışırken onun yerine karar vermeye başladığını fark etti. Murat'ın ihtiyacı her zaman konuşmak değildi; bazen yalnızca birlikte bir çözüm aramak istiyordu.

İkisi de birbirinden bir şey öğrenmişti.

Murat, duyguların sorun çözmeye engel olmak zorunda olmadığını gördü. Elif ise empati kurmanın, karşısındaki kişinin neye ihtiyaç duyduğunu varsaymak değil, bunu ona sormakla başladığını anladı.

Bir gün yeniden eski sokaktan geçtiler. Murat'ın içinde hafif bir huzursuzluk belirdi. Bu kez hemen uzaklaşmadı ama kendisini orada kalmaya da zorlamadı. Birkaç dakika durdu, nefesini düzenledi ve hissettiği şeyi fark etti.

"Eskisi kadar korkmuyorum," dedi.

Elif, "Peki nedenini buldun mu?" diye sordu.

Murat bir süre düşündü.

"Tam olarak değil. Ama artık her şeyi bilmeden de kendimi anlayabileceğimi biliyorum."

Bu cümle, onun yolculuğunun en önemli noktasıydı.

7. Bölüm: Bastırma Hakkında Sıkça Karıştırılan Noktalar

Murat'ın hikâyesinden hareketle birkaç önemli noktayı ayırmakta fayda var.

1. Her unutulan anı bastırılmış değildir.

Bellek zamanla değişir. Çocukluk anılarının bulanık olması, bir olayın bilinçdışına itildiğini göstermez. Dikkat, zaman, uyku, stres ve olayın nasıl işlendiği hatırlamayı etkileyebilir.

2. Bastırma ile bilinçli kaçınma aynı şey değildir.

Kişi rahatsız edici bir düşünceyi bilerek aklından uzaklaştırmaya çalışabilir. Bu, klasik anlamdaki bilinçdışı bastırmadan farklıdır.

3. Güçlü duygular geçmişteki belirli bir olayın kanıtı değildir.

Bir mekânda huzursuzluk hissetmek, mutlaka orada travmatik bir olay yaşandığı anlamına gelmez. Duygular önemlidir; ancak tek başlarına geçmişe ilişkin kesin kanıt oluşturmazlar.

4. Bastırılmış anıları ortaya çıkarmak için kendini zorlamak doğru bir yaklaşım değildir.

Özellikle bir kişinin yönlendirici sorularla belirli bir anıyı bulmaya çalışması, yanlış veya sonradan şekillenmiş hatırlamaların oluşmasına katkıda bulunabilir. Bir anının ortaya çıkacağı varsayımıyla hareket etmek yerine kişinin mevcut sıkıntısına, güvenliğine ve günlük yaşamına odaklanmak daha sağlıklıdır.

5. Herkesin duygularıyla baş etme biçimi farklıdır.

Bazı insanlar konuşarak, bazıları yazarak, bazıları problem çözerek, bazıları ise profesyonel destek alarak rahatlayabilir. Cinsiyet, bu farklılıkları tek başına açıklamaz.

Eğer geçmişle ilgili düşünceler yoğun kaygıya, tekrarlayan kâbuslara, belirgin kaçınmaya veya günlük yaşamda zorlanmaya yol açıyorsa bir psikolog ya da psikiyatristle görüşmek yararlı olabilir. Amaç kişiyi belirli bir anıya inandırmak değil, yaşadığı sıkıntıyı anlamak ve uygun destek yollarını değerlendirmektir.

Son Bölüm: İnsan Kendinden Ne Kadarını Saklayabilir?

Murat'ın hikâyesi büyük bir sırrın ortaya çıkmasıyla bitmedi. Kayıp bir günlük bulunmadı, unutulmuş bir olayın bütün ayrıntıları bir anda hatırlanmadı. Hayatın gerçekliği çoğu zaman böyle ilerlemiyor.

Onun değişimi daha sessizdi. Kendine sorduğu sorular değişmişti. Önceden "Bu sorunu nasıl ortadan kaldırırım?" diye düşünürken artık "Bu durumda ne hissediyorum, neye ihtiyacım var ve hangi adımı atabilirim?" diye de soruyordu.

Repression, yani bastırma kavramı bize insan zihninin karmaşıklığını hatırlatır. Ancak bu kavramı her unutkanlığın, her korkunun veya her ilişki sorununun açıklaması olarak görmek doğru değildir. Psikolojik süreçler çok katmanlıdır ve bir davranışın anlamı, kişinin yaşam öyküsü ve içinde bulunduğu koşullar değerlendirilmeden kesinleştirilemez.

Belki de asıl mesele, zihnimizin geçmişte neleri sakladığını tahmin etmekten çok, bugün kendimize ve başkalarına nasıl yaklaştığımızı fark etmektir.

Murat'ın hikâyesini burada bitirirken size birkaç soru bırakmak istiyorum:

- Sizce insan, güçlü görünmek uğruna hangi duygularını saklamayı öğreniyor?

- Çocuklukta konuşulmayan aile sorunları, yetişkinlikteki iletişim biçimlerimizi nasıl etkileyebilir?

- Bir duygunun nedenini tam olarak bilmeden onu kabul etmek mümkün müdür?

- Bir arkadaşınız size yaşadığı bir sıkıntıyı anlattığında hemen çözüm mü sunarsınız, yoksa önce onu dinlemeyi mi tercih edersiniz?

Kendi düşüncelerinizi ve gözlemlerinizi paylaşabilirsiniz. Elbette kişisel deneyimlerimizden hareketle kesin psikolojik sonuçlar çıkarmak doğru olmaz; ancak farklı bakış açılarını dinlemek, kendimizi ve başkalarını anlamamıza yardımcı olabilir.

Kaynaklar ve ileri okuma

- Freud, S. (1915). Repression. Freud'un bastırma kavramını psikanalitik çerçevede ele aldığı temel çalışmalardan biridir.

- Freud, S. (1914). Remembering, Repeating and Working-Through. Hatırlama, tekrarlama ve psikolojik çalışma arasındaki ilişkiyi ele alır.

- American Psychological Association (APA). APA Dictionary of Psychology. Bastırma ve bilinçli düşünce baskılama gibi psikoloji terimlerinin tanımları için başvurulabilecek bir kaynaktır.

- Loftus, E. F. (1993). The Reality of Repressed Memories. American Psychologist, 48(5), 518–537. Bellek, bastırılmış anılar ve anıların güvenilirliği üzerine tartışmaları ele alan önemli bir makaledir.

Bu kaynaklar farklı kuramsal ve bilimsel bakış açılarını temsil eder. Özellikle bastırılmış anılar konusunda psikoloji literatüründe tartışmalar bulunduğunu akılda tutmak gerekir. Bir kavramı anlamak, onu her insanın hayatına aynı şekilde uygulamak anlamına gelmez.

Cinsiyet vurgusunu daha dengeli kurTekrarları azaltıp akışı sıkılaştır

Cinsiyet vurgusunu daha dengeli kur

Tekrarları azaltıp akışı sıkılaştır

Başlangıcı daha çarpıcı yap
 
Üst