Pasif agresif bir erkek nasıl davranır ?

GuzzeL

Global Mod
Global Mod
Pasif Agresif Bir Erkek Nasıl Davranır?

Pasif agresif bir erkek nasıl davranır? İlk bakışta neden anlamak bu kadar zor olabilir?

Birinin size açıkça kızmadığını ama sürekli bir şeylerin ters gittiğini hissettiğiniz oldu mu? “Tamam, sorun yok” deyip günlerce soğuk davranmak, yapacağını söylediği işi sürekli ertelemek, doğrudan itiraz etmek yerine işi ağırdan almak ya da laf arasında iğneleyici cümleler kurmak… Özellikle yakın ilişkilerde bu davranışlar insanı “Acaba ben mi abartıyorum?” noktasına getirebiliyor.

Pasif agresif davranışın zor tarafı da tam burada ortaya çıkıyor: Ortada her zaman açık bir saldırı olmadığı için yaşanan problemi tanımlamak güçleşiyor.

Öncelikle önemli bir ayrım yapalım: “Pasif agresif erkek” diye ayrı bir psikolojik kişilik tipi yok. Pasif agresiflik bir davranış biçimi olarak ele alınmalı. Bir erkeğin birkaç kez suskun kalması, bir tartışmadan sonra yalnız kalmak istemesi veya bir işi unutması tek başına pasif agresif olduğu anlamına gelmez. Burada önemli olan davranışın tekrarlayan bir örüntü oluşturması, öfke ya da karşı çıkışı dolaylı biçimde göstermesi ve karşı tarafa zarar veya sıkıntı vermeye başlamasıdır.

Araştırmalarda pasif agresifliğin tanımı konusunda bile tam bir standart bulunmuyor. 2023 tarihli bir çalışma, kavramın literatürde yıllar içinde farklı şekillerde kullanıldığını ve özellikle “pasif saldırganlık”, “dolaylı saldırganlık” ve “ilişkisel saldırganlık” kavramlarının zaman zaman birbirine karıştırıldığını belirtiyor.

En sık görülen davranış: Söylediği ile yaptığı arasındaki fark

Pasif agresif davranan bir erkek çoğu zaman “hayır” demeyi doğrudan tercih etmeyebilir. Bunun yerine sözlü olarak kabul eder, fakat davranış düzeyinde direnir.

Örneğin:

“Tamam, akşam seninle ilgilenirim.”

Fakat akşam olduğunda sürekli başka şeylerle meşgul olur.

“Yarın hallederim.”

Ertesi gün hatırlatıldığında “Unuttum ya, ne var bunda?” der.

“Sen bilirsin.”

Aslında kararın kendisine bırakılmasından çok, karşı tarafın kararını onaylamadığını ima ediyor olabilir.

Burada kritik nokta tek bir olay değildir. Her insan unutabilir, yorulabilir veya fikrini değiştirebilir. Pasif agresif örüntüde ise aynı mekanizma tekrar tekrar ortaya çıkar: sözlü kabul + davranışsal direnç + sorumluluğu üstlenmeme.

APA Dictionary'nin pasif-agresif kişilik örüntüsüyle ilgili açıklamasında erteleme, kasıtlı yavaşlık, inatçılık, işi bilerek verimsiz yapma, randevuları “unutma” veya önemli materyalleri yanlış yere koyma gibi davranışlardan söz ediliyor. Ancak bu tanımın bir kişiye uzaktan teşhis koymak için kullanılamayacağını özellikle belirtmek gerekir.

“Unutkanlık” gerçekten unutkanlık mı, yoksa dolaylı direnç mi?

Forumlarda en çok tartışılan noktalardan biri bu: “Eşim sürekli yapacağını söylüyor ama yapmıyor. Bunu bilerek mi yapıyor?”

Bunu dışarıdan kesin olarak bilmek çoğu zaman mümkün değil. İşte pasif agresif davranışı değerlendirmeyi zorlaştıran temel meselelerden biri niyet belirsizliği.

Örneğin bir erkek partnerinin istediği bir ev işini üç kez unutmuş olabilir. Bunun nedeni gerçekten yoğunluk veya düzensizlik olabilir. Ancak aynı kişi, özellikle istemediği görevlerde sürekli “unutuyor”, sevdiği veya kendi seçtiği işlerde ise son derece düzenli davranıyorsa, burada davranış örüntüsüne bakmak anlamlı hale gelir.

Araştırmacılar da benzer bir sorunla karşılaşıyor. İş yerindeki nezaketsiz davranışlar üzerine yapılan araştırmalarda, davranışın kasıtlı olup olmadığının çoğu zaman belirsiz olduğu belirtiliyor. Örneğin görmezden gelme, soğuk davranma veya kaba bir jest gerçekten düşmanlık göstergesi olabilir; fakat dikkatsizlik de olabilir.

Bu nedenle “Bunu kesinlikle bilerek yapıyor” demektense “Bu davranış tekrarlandığında bende nasıl bir etki yaratıyor ve sorumluluk alınıyor mu?” sorusu daha sağlıklı olabilir.

Sessiz kalmak her zaman pasif agresiflik değildir

Pasif agresif erkek denildiğinde akla hemen “sessiz muamele” geliyor. Fakat burada da ince bir çizgi var.

Bir tartışma sırasında:

“Şu an çok sinirliyim. Bir saat sakinleşip sonra konuşalım.”

demek sağlıklı bir iletişim molası olabilir.

Buna karşılık:

“Hiçbir şey yok.”

deyip günlerce karşı tarafı cezalandırmak, sorulara kasıtlı olarak cevap vermemek, iletişimi belirsizlik içinde bırakmak farklı bir örüntüdür.

Özellikle uzun süreli “sessiz muamele” karşı tarafın sürekli neyin yanlış olduğunu tahmin etmeye çalışmasına neden olabilir. Böyle bir durumda tartışmanın kendisinden çok belirsizlik yorucu hale gelir.

Burada kadın ve erkek deneyimleri hakkında da klişelere kapılmamak gerekiyor. Bazı kadınlar bu tür davranışların özellikle duygusal ve ilişkisel sonuçlarını daha fazla konuşabilir; bazı erkekler ise “Sonuçta ne oldu, iş yapıldı mı yapılmadı mı?” perspektifinden yaklaşabilir. Fakat bu, kadınların duygusal, erkeklerin pratik olduğu şeklinde biyolojik bir kural anlamına gelmez.

Nitekim saldırganlık araştırmaları da cinsiyet farklarının davranışın türüne ve bağlama göre değiştiğini gösteriyor. 148 çalışmanın meta-analizinde doğrudan saldırganlıkta erkekler lehine daha belirgin farklılıklar bulunurken, dolaylı saldırganlıktaki cinsiyet farkının çok küçük olduğu görülmüştür.

Yani “dolaylı davranışlar kadınlara özgüdür” veya “erkekler öfkelerini hep doğrudan gösterir” gibi genellemeler bilimsel verilerle desteklenmiyor.

Erkeklerde pasif agresiflik nasıl görünebilir?

Erkeklerde de pasif agresif davranışların çok farklı biçimleri olabilir:

- Tartışmada “tamam” deyip daha sonra davranışlarıyla itiraz etmek,

- Bilerek işi son dakikaya bırakmak,

- Yardım talebine gönülsüzce karşılık vermek,

- “Sen zaten hep böyle düşünüyorsun” gibi iğneleyici ifadeler kullanmak,

- Açıkça öfkeli olmadığını söylemesine rağmen sürekli soğuk davranmak,

- Karşı tarafın önemli gördüğü konuları küçümsemek,

- İstenen işi teknik olarak yapmak fakat gereksiz derecede kötü veya eksik yapmak,

- Sorun sorulduğunda “Bir şey yok” diyerek iletişimi kapatmak,

- Kıskançlık veya kırgınlığı açıkça konuşmak yerine mesafe koymak,

- Hatasını kabul etmek yerine karşı tarafın “fazla hassas” olduğunu söylemek.

Burada özellikle “kasıtlı kötü yapma” davranışı dikkat çekici olabilir.

Örneğin bir çift ev işleri konusunda anlaşmıştır. Erkek partner bulaşıkları yıkamayı kabul eder fakat sürekli bulaşıkları yarım bırakır. Partneri birkaç kez konuştuğunda da “Ama yaptım işte” der.

Pratik açıdan bakıldığında mesele basittir: İş tamamlanmamıştır.

Duygusal açıdan bakıldığında ise başka bir sorun vardır: Karşı taraf hem işi yeniden yapmak zorunda kalır hem de “Bunu neden sürekli ben takip ediyorum?” duygusuna kapılabilir.

İşte aynı davranışın iki farklı etkisi burada ortaya çıkar.

Kadın ve erkek açısından sorun neden farklı algılanabiliyor?

Bir ilişkide bir taraf “Bu davranış beni değersiz hissettiriyor” derken diğer taraf “Ama sonuçta sana hakaret etmedim ki” diyebilir.

İki taraf da kendi açısından gerçek bir şey söylüyor olabilir.

Özellikle erkeklerin sosyal olarak öfkeyi daha doğrudan veya kontrol aracı olarak ifade etmeye teşvik edildiğine ilişkin bazı araştırmalar bulunuyor. Örneğin 888 kişinin değerlendirmelerini içeren bir çalışmada erkekler doğrudan saldırganlık ve patlayıcı davranışlarda daha yüksek puanlar alırken, kadınlar öfkeyi yatıştırmaya veya üçüncü kişilerle konuşmaya yönelik davranışlarda daha yüksek puanlar almıştır. Araştırmacılar ayrıca erkeklerde öfkenin “başkaları üzerinde kontrol sağlama aracı” olarak görülmesiyle, kadınlarda ise öfkenin “kontrol kaybı” olarak değerlendirilmesi arasında ilişkiler bulmuştur.

Ancak bu verileri “erkekler böyledir” diye okumak yanlış olur. Sosyal roller, kişilik, aile ortamı, kültür, yaş, stres ve ilişki dinamikleri davranışın nasıl ortaya çıktığını etkileyebilir.

Dolayısıyla bir erkeğin pasif agresif davranışını anlamaya çalışırken cinsiyetten önce davranışın işlevine bakmak daha mantıklı: Bu davranış neyi engelliyor, neyi sağlıyor ve kişi doğrudan konuşmak yerine neden dolaylı yolu seçiyor?

İş yerinde pasif agresif erkek örneği

Pasif agresiflik sadece romantik ilişkilerde görülmez.

Örneğin bir ekip toplantısında yönetici çalışanına belirli bir raporu hazırlamasını söylüyor. Çalışan:

“Tabii, hazırlayacağım.”

diyor.

Fakat raporu sürekli erteliyor. Son teslim tarihine yakın eksik bir dosya gönderiyor ve “Bana zaten yeterince bilgi verilmedi” diyerek sorumluluğu başkasına yönlendiriyor.

Bir başka örnekte çalışan toplantıda açıkça itiraz etmiyor, fakat daha sonra ekip arkadaşlarına “Bu fikir zaten tutmaz” diyerek kararı desteklemiyor.

Bunlar pasif agresif davranışlarla örtüşebilecek örneklerdir; ancak her gecikmenin veya her iş anlaşmazlığının pasif agresiflik olmadığını tekrar vurgulamak gerekir.
 
Üst