Melis
New member
Etiyopya’nın Dini Nedir? Bir Ülkenin İnancını Anlatan Yolculuk
Geçenlerde Etiyopya hakkında konuşurken bana, “Etiyopya denince akla ilk ne geliyor?” diye sordular. Kahve, Afrika Boynuzu, yüksek platolar, Lalibela’nın kayalara oyulmuş kiliseleri… Hepsi doğruydu. Fakat konu dinlere gelince sohbet bir anda ilginçleşti. Çünkü Etiyopya’yı yalnızca “Hristiyan bir Afrika ülkesi” diye tanımlamak, aslında ülkenin hikâyesinin önemli bir bölümünü dışarıda bırakıyor.
Ben de konuyu biraz daha araştırınca, Etiyopya’nın dini yapısının tek bir inançtan ibaret olmadığını; Hristiyanlık, İslam, Protestanlık ve yerel inançların yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada birbirleriyle temas ettiğini gördüm. Üstelik Etiyopya’nın Hristiyanlık tarihi o kadar eski ki, hikâyenin başlangıcını bugünkü modern devletlerden çok daha geriye götürmek gerekiyor.
Bu yüzden size kuru bir “yüzde şu kadar Hristiyan, yüzde bu kadar Müslüman” cevabı vermek yerine, hayali iki yolcunun Etiyopya’da geçirdiği birkaç gün üzerinden bu ülkenin dini geçmişini anlatmak istiyorum. Karakterler tamamen hikâyeye hizmet eden kurgusal kişiler; tarihsel bilgiler ise güvenilir kaynaklarla desteklenmiştir.
Birinci Bölüm: Addis Ababa’da Başlayan Sohbet
Addis Ababa’da sabah erken saatlerde hava henüz serinken, Daniel ile Hana küçük bir kahve dükkânında oturuyordu.
Daniel elindeki haritaya bakıp:
“Lalibela’ya gitmek istiyorsak önce kuzeye çıkmamız gerekiyor,” dedi.
Hana gülümsedi.
“Sen yine rotayı düşünüyorsun. Ben ise orada kiminle konuşacağımızı düşünüyorum.”
Bu küçük konuşma aslında ikisinin karakterini güzel biçimde özetliyordu. Daniel olayların çözüm tarafına, ulaşım planına, zamana ve ayrıntılara odaklanıyordu. Hana ise gidecekleri yerlerde insanlarla kuracakları ilişkilere, hikâyelerini dinlemeye ve karşılarındaki kişilerin dünyasını anlamaya önem veriyordu.
Fakat birkaç saat sonra ikisi de aynı sonuca varacaktı: Etiyopya’yı anlamak için yalnızca haritaya bakmak yetmiyordu.
Etiyopya’nın dini yapısında en dikkat çekici unsur, ülkenin çok eski Hristiyanlık geleneğidir. Hristiyanlık Aksum Krallığı döneminde, yaklaşık 4. yüzyılda güçlü biçimde yerleşti. Geleneksel anlatılara göre Frumentius adlı Hristiyan, Kral Ezana döneminde önemli bir rol oynadı ve daha sonra Aksum’un ilk piskoposu oldu. Unvis+1
Daniel haritadan başını kaldırdı:
“Demek Etiyopya’da Hristiyanlık Avrupa’dan çok önce burada kök salmış.”
Hana:
“Evet. Hatta mesele bundan da ilginç. Çünkü buradaki Hristiyanlık, Avrupa’daki Katolik veya Doğu Ortodoks geleneğiyle tamamen aynı değil.”
İşte yolculuğun asıl kısmı burada başlıyordu.
İkinci Bölüm: Tewahedo’nun Hikâyesi
Lalibela’ya vardıklarında taş duvarların arasında ilerlerken Daniel bir süre sessiz kaldı.
Kayalara oyulmuş kiliseleri görünce:
“Bunları gerçekten insanlar mı yaptı?” diye sordu.
Hana:
“Evet. Ve yalnızca mimariye bakarsak bile bu coğrafyanın dini tarihinin ne kadar derin olduğunu anlayabiliyoruz.”
Etiyopya’nın en önemli Hristiyan mezheplerinden biri, Etiyopya Ortodoks Tewahedo Kilisesi’dir. Buradaki “Tewahedo” kelimesi Ge'ez dilinde “birlik” anlamına gelir ve İsa’nın ilahi ve insani doğasının anlaşılmasına ilişkin Miaphysite teolojik geleneğe gönderme yapar. Kilise, Oriental Orthodox geleneğinin bir parçasıdır; bu nedenle Doğu Ortodoks Kiliseleriyle aynı kilise ailesine ait değildir. Unvis+1
Bu ayrıntı, “Etiyopya Ortodoks bir ülke” cümlesinin neden biraz açıklamaya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Çünkü “Ortodoks” kelimesi burada Yunan veya Rus Ortodoks geleneğiyle otomatik olarak aynı şeyi ifade etmiyor.
Etiyopya Ortodoks Tewahedo Kilisesi kendi tarihsel ve teolojik gelişimine sahip.
Üstelik dini gelenek yalnızca kilisenin duvarları içinde kalmamış. Ge'ez dili, manastırlar, dini eğitim, müzik, el yazmaları ve toplumsal ritüeller üzerinden Etiyopya kültürünün şekillenmesinde büyük rol oynamış. Britannica, kilisenin özellikle Eski Ahit'e verdiği önemden, cumartesi gününün bazı inananlar tarafından Şabat olarak gözlemlenmesinden ve uzun oruç geleneklerinden söz ediyor. Unvis
Hana bir taş kilisenin önünde durdu.
“Bence burada önemli olan şu,” dedi. “Din sadece insanların neye inandığını değil, nasıl yaşadıklarını da etkiliyor.”
Daniel başını salladı.
“Yani dini tarih, aslında sosyal tarih.”
Tam da öyle.
Üçüncü Bölüm: Bir Ülke, Birden Fazla Dini Dünya
Ertesi gün ikili, Müslümanların yoğun yaşadığı bölgelerden söz eden yerel bir rehberle tanıştı.
Daniel hemen:
“Peki Etiyopya Müslüman bir ülke de sayılır mı?” diye sordu.
Rehber gülümsedi.
“Bu sorunun cevabı, ‘Etiyopya’nın dini nedir?’ sorusunun neden tek kelimeyle cevaplanamayacağını gösteriyor.”
Gerçekten de Etiyopya'nın önemli bir Müslüman nüfusu bulunuyor. Pew Research Center'ın 2010 yılına ilişkin tahminlerinde nüfusun yaklaşık yüzde 43'ü Etiyopya Ortodoks, yüzde 35'i Müslüman ve yüzde 19'u Protestan olarak verilmişti. Ancak bu rakamların güncel nüfus sayımı yerine dönemsel tahminlere dayandığını unutmamak gerekiyor. Pew Research Center
Daha sonraki ABD Dışişleri Bakanlığı değerlendirmeleri de farklı tahminler kullanıyor ve özellikle 2007 ulusal nüfus sayımından bu yana Protestan ve Evanjelik grupların büyüdüğüne dikkat çekiyor. 2021-2025
Bu nedenle Etiyopya için bugün tek bir kesin yüzde vermek yerine, ülkenin büyük dini topluluklarının Etiyopya Ortodoks Hristiyanları, Müslümanlar ve Protestan/Evanjelik Hristiyanlar olduğunu söylemek daha sağlıklı.
Üstelik dağılım ülkenin her yerinde aynı değil.
Bazı bölgelerde Ortodoks Hristiyanlık güçlü biçimde öne çıkarken, bazı bölgelerde İslam daha baskın. Protestant ve Evanjelik kiliselerin de özellikle belirli bölgelerde önemli toplulukları bulunuyor. 2021-2025
Hana:
“Demek ki Etiyopya'nın dini haritası siyasi harita gibi. Bölgeden bölgeye değişiyor.”
Daniel:
“Ve bunu hesaba katmadan ülkenin tamamı hakkında genelleme yapmak kolayca yanıltıcı olabilir.”
Dördüncü Bölüm: Hristiyanlık ile İslamın Aynı Coğrafyadaki Uzun Hikâyesi
Etiyopya’nın dini tarihi yalnızca kiliselerin yükselişinden ibaret değil.
İslam da ülke tarihinde çok eski bir yere sahip.
İslam’ın ilk dönemlerinde, Mekke’deki baskılardan kaçan bazı Müslümanların Habeşistan’a sığındığına ilişkin İslami tarih geleneğinde önemli bir anlatı bulunur. Bu olay, Etiyopya topraklarının erken İslam tarihi açısından da dikkat çekici bir konuma sahip olduğunu gösterir.
Yüzyıllar boyunca Hristiyan krallıklarıyla Müslüman toplulukların yaşadığı bölgeler arasında ticaret, siyasi rekabet, kültürel alışveriş ve zaman zaman savaşlar yaşandı.
Daniel bir akşam Hana’ya:
“Böyle bir tarihte insanlar nasıl aynı toplumun parçası olabiliyor?” diye sordu.
Hana biraz düşündü.
“Belki de insanları yalnızca dinleriyle açıklamamak gerekiyor.”
Bu cümle yolculuklarının en önemli noktalarından biri oldu.
Çünkü bir insan aynı anda çiftçi, tüccar, anne, baba, öğrenci, komşu, Oromo, Amhara, Tigray veya başka bir etnik topluluğun üyesi olabilir; aynı zamanda Müslüman, Ortodoks, Protestan ya da başka bir inanca bağlı olabilir.
Din, kimliğin önemli parçalarından biridir ama tek parçası değildir.
Beşinci Bölüm: Kadınların ve Erkeklerin Hikâyeyi Değiştirdiği An
Geçenlerde Etiyopya hakkında konuşurken bana, “Etiyopya denince akla ilk ne geliyor?” diye sordular. Kahve, Afrika Boynuzu, yüksek platolar, Lalibela’nın kayalara oyulmuş kiliseleri… Hepsi doğruydu. Fakat konu dinlere gelince sohbet bir anda ilginçleşti. Çünkü Etiyopya’yı yalnızca “Hristiyan bir Afrika ülkesi” diye tanımlamak, aslında ülkenin hikâyesinin önemli bir bölümünü dışarıda bırakıyor.
Ben de konuyu biraz daha araştırınca, Etiyopya’nın dini yapısının tek bir inançtan ibaret olmadığını; Hristiyanlık, İslam, Protestanlık ve yerel inançların yüzyıllar boyunca aynı coğrafyada birbirleriyle temas ettiğini gördüm. Üstelik Etiyopya’nın Hristiyanlık tarihi o kadar eski ki, hikâyenin başlangıcını bugünkü modern devletlerden çok daha geriye götürmek gerekiyor.
Bu yüzden size kuru bir “yüzde şu kadar Hristiyan, yüzde bu kadar Müslüman” cevabı vermek yerine, hayali iki yolcunun Etiyopya’da geçirdiği birkaç gün üzerinden bu ülkenin dini geçmişini anlatmak istiyorum. Karakterler tamamen hikâyeye hizmet eden kurgusal kişiler; tarihsel bilgiler ise güvenilir kaynaklarla desteklenmiştir.
Birinci Bölüm: Addis Ababa’da Başlayan Sohbet
Addis Ababa’da sabah erken saatlerde hava henüz serinken, Daniel ile Hana küçük bir kahve dükkânında oturuyordu.
Daniel elindeki haritaya bakıp:
“Lalibela’ya gitmek istiyorsak önce kuzeye çıkmamız gerekiyor,” dedi.
Hana gülümsedi.
“Sen yine rotayı düşünüyorsun. Ben ise orada kiminle konuşacağımızı düşünüyorum.”
Bu küçük konuşma aslında ikisinin karakterini güzel biçimde özetliyordu. Daniel olayların çözüm tarafına, ulaşım planına, zamana ve ayrıntılara odaklanıyordu. Hana ise gidecekleri yerlerde insanlarla kuracakları ilişkilere, hikâyelerini dinlemeye ve karşılarındaki kişilerin dünyasını anlamaya önem veriyordu.
Fakat birkaç saat sonra ikisi de aynı sonuca varacaktı: Etiyopya’yı anlamak için yalnızca haritaya bakmak yetmiyordu.
Etiyopya’nın dini yapısında en dikkat çekici unsur, ülkenin çok eski Hristiyanlık geleneğidir. Hristiyanlık Aksum Krallığı döneminde, yaklaşık 4. yüzyılda güçlü biçimde yerleşti. Geleneksel anlatılara göre Frumentius adlı Hristiyan, Kral Ezana döneminde önemli bir rol oynadı ve daha sonra Aksum’un ilk piskoposu oldu. Unvis+1
Daniel haritadan başını kaldırdı:
“Demek Etiyopya’da Hristiyanlık Avrupa’dan çok önce burada kök salmış.”
Hana:
“Evet. Hatta mesele bundan da ilginç. Çünkü buradaki Hristiyanlık, Avrupa’daki Katolik veya Doğu Ortodoks geleneğiyle tamamen aynı değil.”
İşte yolculuğun asıl kısmı burada başlıyordu.
İkinci Bölüm: Tewahedo’nun Hikâyesi
Lalibela’ya vardıklarında taş duvarların arasında ilerlerken Daniel bir süre sessiz kaldı.
Kayalara oyulmuş kiliseleri görünce:
“Bunları gerçekten insanlar mı yaptı?” diye sordu.
Hana:
“Evet. Ve yalnızca mimariye bakarsak bile bu coğrafyanın dini tarihinin ne kadar derin olduğunu anlayabiliyoruz.”
Etiyopya’nın en önemli Hristiyan mezheplerinden biri, Etiyopya Ortodoks Tewahedo Kilisesi’dir. Buradaki “Tewahedo” kelimesi Ge'ez dilinde “birlik” anlamına gelir ve İsa’nın ilahi ve insani doğasının anlaşılmasına ilişkin Miaphysite teolojik geleneğe gönderme yapar. Kilise, Oriental Orthodox geleneğinin bir parçasıdır; bu nedenle Doğu Ortodoks Kiliseleriyle aynı kilise ailesine ait değildir. Unvis+1
Bu ayrıntı, “Etiyopya Ortodoks bir ülke” cümlesinin neden biraz açıklamaya ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Çünkü “Ortodoks” kelimesi burada Yunan veya Rus Ortodoks geleneğiyle otomatik olarak aynı şeyi ifade etmiyor.
Etiyopya Ortodoks Tewahedo Kilisesi kendi tarihsel ve teolojik gelişimine sahip.
Üstelik dini gelenek yalnızca kilisenin duvarları içinde kalmamış. Ge'ez dili, manastırlar, dini eğitim, müzik, el yazmaları ve toplumsal ritüeller üzerinden Etiyopya kültürünün şekillenmesinde büyük rol oynamış. Britannica, kilisenin özellikle Eski Ahit'e verdiği önemden, cumartesi gününün bazı inananlar tarafından Şabat olarak gözlemlenmesinden ve uzun oruç geleneklerinden söz ediyor. Unvis
Hana bir taş kilisenin önünde durdu.
“Bence burada önemli olan şu,” dedi. “Din sadece insanların neye inandığını değil, nasıl yaşadıklarını da etkiliyor.”
Daniel başını salladı.
“Yani dini tarih, aslında sosyal tarih.”
Tam da öyle.
Üçüncü Bölüm: Bir Ülke, Birden Fazla Dini Dünya
Ertesi gün ikili, Müslümanların yoğun yaşadığı bölgelerden söz eden yerel bir rehberle tanıştı.
Daniel hemen:
“Peki Etiyopya Müslüman bir ülke de sayılır mı?” diye sordu.
Rehber gülümsedi.
“Bu sorunun cevabı, ‘Etiyopya’nın dini nedir?’ sorusunun neden tek kelimeyle cevaplanamayacağını gösteriyor.”
Gerçekten de Etiyopya'nın önemli bir Müslüman nüfusu bulunuyor. Pew Research Center'ın 2010 yılına ilişkin tahminlerinde nüfusun yaklaşık yüzde 43'ü Etiyopya Ortodoks, yüzde 35'i Müslüman ve yüzde 19'u Protestan olarak verilmişti. Ancak bu rakamların güncel nüfus sayımı yerine dönemsel tahminlere dayandığını unutmamak gerekiyor. Pew Research Center
Daha sonraki ABD Dışişleri Bakanlığı değerlendirmeleri de farklı tahminler kullanıyor ve özellikle 2007 ulusal nüfus sayımından bu yana Protestan ve Evanjelik grupların büyüdüğüne dikkat çekiyor. 2021-2025
Bu nedenle Etiyopya için bugün tek bir kesin yüzde vermek yerine, ülkenin büyük dini topluluklarının Etiyopya Ortodoks Hristiyanları, Müslümanlar ve Protestan/Evanjelik Hristiyanlar olduğunu söylemek daha sağlıklı.
Üstelik dağılım ülkenin her yerinde aynı değil.
Bazı bölgelerde Ortodoks Hristiyanlık güçlü biçimde öne çıkarken, bazı bölgelerde İslam daha baskın. Protestant ve Evanjelik kiliselerin de özellikle belirli bölgelerde önemli toplulukları bulunuyor. 2021-2025
Hana:
“Demek ki Etiyopya'nın dini haritası siyasi harita gibi. Bölgeden bölgeye değişiyor.”
Daniel:
“Ve bunu hesaba katmadan ülkenin tamamı hakkında genelleme yapmak kolayca yanıltıcı olabilir.”
Dördüncü Bölüm: Hristiyanlık ile İslamın Aynı Coğrafyadaki Uzun Hikâyesi
Etiyopya’nın dini tarihi yalnızca kiliselerin yükselişinden ibaret değil.
İslam da ülke tarihinde çok eski bir yere sahip.
İslam’ın ilk dönemlerinde, Mekke’deki baskılardan kaçan bazı Müslümanların Habeşistan’a sığındığına ilişkin İslami tarih geleneğinde önemli bir anlatı bulunur. Bu olay, Etiyopya topraklarının erken İslam tarihi açısından da dikkat çekici bir konuma sahip olduğunu gösterir.
Yüzyıllar boyunca Hristiyan krallıklarıyla Müslüman toplulukların yaşadığı bölgeler arasında ticaret, siyasi rekabet, kültürel alışveriş ve zaman zaman savaşlar yaşandı.
Daniel bir akşam Hana’ya:
“Böyle bir tarihte insanlar nasıl aynı toplumun parçası olabiliyor?” diye sordu.
Hana biraz düşündü.
“Belki de insanları yalnızca dinleriyle açıklamamak gerekiyor.”
Bu cümle yolculuklarının en önemli noktalarından biri oldu.
Çünkü bir insan aynı anda çiftçi, tüccar, anne, baba, öğrenci, komşu, Oromo, Amhara, Tigray veya başka bir etnik topluluğun üyesi olabilir; aynı zamanda Müslüman, Ortodoks, Protestan ya da başka bir inanca bağlı olabilir.
Din, kimliğin önemli parçalarından biridir ama tek parçası değildir.
Beşinci Bölüm: Kadınların ve Erkeklerin Hikâyeyi Değiştirdiği An