Eşiyle ilişkiye girmek istemeyen kadın günah mı ?

GuzzeL

Global Mod
Global Mod
Eşiyle İlişkiye Girmek İstemeyen Kadın Günah Mı? Asıl Mesele “İstememek” Değil, Neden İstememek?

Geçenlerde bir forumda bu başlığı görünce insanın aklına ister istemez şu geliyor: Evlilikte her sorunun çözümü gerçekten “kim haklı?” sorusuyla mı başlıyor? Çünkü bazen mesele o kadar basit değil. Bir taraf “Ben eşimle yakınlaşmak istiyorum” diyor, diğer taraf “Bugün hiç hâlim yok” diyor. Sonra konu bir anda aile meclisine, mahalle WhatsApp grubuna ve neredeyse Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'na taşınıyor. :)

Oysa evlilikte insan bazen eşini çok sever ama yakınlaşmak istemez. Bazen zihni doludur, bazen bedeni yorgundur, bazen kırılmıştır, bazen sağlık problemi vardır, bazen de ilişkinin içinde çözülememiş başka bir mesele vardır.

Dini açıdan bakıldığında da konuyu yalnızca “Kadın eşine karşı görevini yapıyor mu, yapmıyor mu?” şeklinde değerlendirmek eksik kalır. Çünkü İslam'da evlilik karşılıklı hakların yanında sevgi, merhamet, güzel geçinme ve zarar vermeme ilkeleri üzerine de kuruludur. Dolayısıyla “istemiyorum” cümlesinin arkasındaki sebep oldukça önemlidir.

“İstemiyorum” Demek Tek Başına Günah Anlamına Gelir mi?

Bu konuda internette dolaşan bazı ifadeler meseleyi gereğinden fazla kesinleştiriyor. “Kadın eşini reddederse kesin günahkârdır” gibi cümleler, olayın şartlarını ve tarafların durumunu hesaba katmadan hüküm vermeye çalışıyor.

Dinî konularda ise niyet, mazeret, zarar, tarafların hakları ve olayın bağlamı önemlidir.

Bir kadının yorgun olmasıyla eşini cezalandırmak amacıyla sürekli reddetmesi aynı şey değildir. Hastalık sebebiyle yakınlık kuramamakla eşine karşı bilinçli biçimde düşmanca davranmak da aynı kefeye konulamaz.

Üstelik mesele yalnızca kadın açısından da düşünülmemeli. Evlilikte cinsel yakınlık karşılıklı bir konudur. Erkeğin de eşinin ihtiyaçlarını, duygularını, sağlığını ve sınırlarını dikkate alması gerekir.

Burada çok önemli bir soru ortaya çıkıyor:

Bir insanın “hayır” demesine yol açan nedeni anlamadan, sadece “hayır” kelimesini mi yargılamalıyız?

Bence forumdaki tartışmanın başlangıç noktası tam olarak burası olmalı.

Dinî Açıdan Evlilik Bir “Borç Tahsilatı” Mıdır?

Evlilikte eşlerin birbirleri üzerinde hakları olduğu doğrudur. Ancak bu hakları konuşurken evliliği mekanik bir alışveriş sistemine çevirmek büyük bir hata olur.

“Ben sana şunu yaptım, sen de bana bunu yapmak zorundasın.”

Bu mantıkla evlilik yürütmeye çalışmak, sonunda Excel tablosuna döner:

- Pazartesi: yemek yapıldı.

- Salı: markete gidildi.

- Çarşamba: ilgi gösterildi.

- Perşembe: karşılık bekleniyor. :)

İslam'ın evlilik anlayışında ise eşlerin birbirine iyi davranması, sevgi ve merhamet göstermesi önemli bir yere sahiptir. Kur'an'da eşler arasında “sevgi ve merhamet” bulunması vurgulanır. Ayrıca eşlerle “ma'ruf”, yani güzel ve uygun biçimde geçinme anlayışı öne çıkar.

Bu nedenle dini açıdan mesele “Eşim benim eşim, dolayısıyla istediğim zaman mecbur” şeklinde okunamaz.

Evlilik bir haklar bütünü olduğu kadar bir sorumluluklar bütünüdür.

Peki Sürekli Reddetmek? Orada Başka Bir Sorun Olabilir

Burada diğer uca savrulmak da doğru değil.

“Canım istemiyor” diyerek aylarca, hatta yıllarca eşini tamamen dışlamak ve bunun nedenini konuşmayı reddetmek, evlilik açısından ciddi bir sorun olabilir.

Çünkü cinsel yakınlık birçok evlilikte yalnızca fiziksel bir ihtiyaç değildir. İnsan kendisini sevilmiş, arzu edilmiş, kabul edilmiş ve eşine yakın hissedebilir.

Bu nedenle sürekli reddedilen eşin de duygularını yok saymak doğru olmaz.

Ancak burada çözüm “o hâlde mecbursun” demek değildir.

Çözüm, “Neden böyle oluyor?” sorusunu sormaktır.

Belki kadın doğum sonrası ciddi bir yorgunluk yaşıyordur.

Belki depresyon veya yoğun stres vardır.

Belki kullandığı bazı ilaçların etkisi vardır.

Belki ağrı veya başka bir sağlık problemi söz konusudur.

Belki eşinin davranışlarından dolayı duygusal olarak uzaklaşmıştır.

Belki de yıllardır konuşulmayan bir kırgınlık vardır.

Bazen yatak odasındaki sessizlik, aslında salonun ortasında yıllardır duran bir problemin sonucudur.

Kadın Neden İstemiyor? “Kadınlar Böyledir” Demeden Bakalım

Kadınları “duygusal”, erkekleri “mantıklı” diye iki kutuya ayırmak kolaydır. Fakat gerçek hayat o kadar düzenli değildir.

Örneğin Ayşe yoğun çalışan, ekonomik olarak bağımsız, son derece pratik bir kadın olabilir. Mehmet ise duygularını çok daha yoğun yaşayan ve ilişkisindeki ayrıntıları herkesten önce fark eden bir erkek olabilir.

Başka bir evlilikte roller tamamen tersine dönebilir.

Dolayısıyla “erkekler çözüm odaklıdır, kadınlar empatik olur” gibi genellemeler ancak kaba bir başlangıç noktası olabilir; insanları tanımlayan kesin kurallar değildir.

Yine de ilişkilerde farklı yaklaşım biçimleri görülebilir.

Bir erkek, eşinin “Sana karşı soğudum” sözünü duyduğunda hemen çözüm üretmeye başlayabilir:

“Tamam, hafta sonu tatile gidelim.”

Kadın ise şöyle düşünebilir:

“Önce neden böyle hissettiğini anlayalım.”

Fakat bunun tersi de gayet mümkündür.

Kadın çözüm haritasını çıkarırken erkek “Önce bir sarılalım, sonra konuşuruz” diyebilir.

Asıl mesele cinsiyet değil, iletişim becerisidir.

Bazen Sorun Yatak Odasında Değil, Bulaşık Makinesindedir

Bu başlık biraz şaka gibi görünse de evlilik danışmanlığında ilişkisel yükün yakınlık üzerinde etkili olabileceği bilinen bir durumdur.

Düşünün:

Bir eş bütün gün çalışıyor.

Eve geliyor.

Çocuklarla ilgileniyor.

Yemek hazırlıyor.

Ev işleriyle uğraşıyor.

Eşiyle doğru düzgün konuşamıyor.

Sonra gece oluyor ve diğer taraf romantik bir yakınlık bekliyor.
 
Üst