Eğitimde olumsuz pekiştireç nedir ?

Koray

New member
Bu bana göre eğitim açısından oldukça değerli bir fikir: Çocuğun kaçmak istediği şeyi sadece ortadan kaldırmak yerine, öğrenme deneyimini daha katlanılabilir ve anlamlı hale getirmek.

Erkek ve Kadınların Farklı Bakış Açıları Üzerinden Tartışmak

Burada özellikle dikkatli olmak gerekiyor. “Erkekler böyledir, kadınlar şöyledir” şeklindeki kesin ifadeler hem bilimsel olarak zayıf hem de bireysel çeşitliliği görmezden geliyor.

Yine de toplumsal rollerin bazı insanlarda farklı değerlendirme alışkanlıkları oluşturabildiğini düşünerek iki perspektifi tartışabiliriz.

Örneğin bazı erkek öğretmenler veya babalar, bireysel deneyimlerine ve kişiliklerine bağlı olarak, “Önce sonucu görelim; öğrenci görevi tamamlıyor mu?” şeklinde daha stratejik ve sonuç odaklı bir yaklaşımı benimseyebilir.

Bazı kadın öğretmenler veya anneler ise yine kişisel özelliklerine ve deneyimlerine bağlı olarak öğrencinin duygusal durumunu, sınıf ilişkilerini ve grup içindeki aidiyetini daha fazla öne çıkarabilir.

Ama bunun tersini yaşayan sayısız insan da var. Empatik yaklaşım gösteren erkek öğretmenler olduğu gibi son derece sonuç odaklı kadın öğretmenler de var.

Dolayısıyla cinsiyet üzerinden bir davranış kuralı çıkarmak yerine, bu iki perspektifi tamamlayıcı bakış açıları olarak düşünmek daha anlamlı.

Stratejik perspektif bize şunu sorabilir:

“Bu davranışın sonucu ne olacak?”

Topluluk ve empati perspektifi ise:

“Bu uygulama öğrencinin sınıfa ve öğretmene duyduğu güveni nasıl etkiler?”

İkisini birleştirdiğimizde çok daha güçlü bir eğitim yaklaşımı ortaya çıkabilir.

Kültürün Etkisi: Aynı Davranış Her Toplumda Aynı Anlama Gelmez

Olumsuz pekiştirmeyi yalnızca psikoloji laboratuvarı üzerinden değerlendirmek de eksik kalıyor.

Aile kültürü, okul kültürü ve ekonomik koşullar öğrencinin davranışlarını etkileyebilir.

Bazı ailelerde “Ödevini bitirirsen odana geçebilirsin.” oldukça normal bir motivasyon yöntemi olarak görülebilir. Başka bir ailede ise çocukla pazarlık yapılması bile otorite kaybı olarak algılanabilir.

Ekonomik faktörler de önemli. Evde sessiz çalışabileceği bir ortam bulunmayan öğrenciden sürekli yüksek akademik performans beklemek, davranışın bağlamını görmezden gelmek anlamına gelebilir.

Dolayısıyla davranış analizinde yalnızca öğrenciye değil, öğrencinin içinde bulunduğu sisteme bakmak gerekiyor.

Ekonomide bile benzer bir mantık görüyoruz. İnsanlar yalnızca ödül kazanmak için değil, maliyetli veya rahatsız edici bir durumdan kaçınmak için de karar verir. İş yerinde sürekli baskı altında çalışan bir kişinin yalnızca “neden daha motive olmuyor?” diye değerlendirilmesi nasıl eksikse, öğrenciyi yalnızca “neden çalışmıyor?” diye değerlendirmek de eksik olabilir.

Olumsuz Pekiştirmenin Ekonomik Boyutu: Kısa Vadeli Verimlilik Tuzağı

Eğitim kurumları da sonuçta sınırlı zaman ve kaynaklarla çalışıyor.

Bir öğretmenin sınıfta problem davranışı hemen durdurması kısa vadede verimlilik sağlayabilir. Fakat öğrenciye bağımsız problem çözme, yardım isteme veya zor görevle başa çıkma becerisi kazandırılmıyorsa uzun vadeli maliyet ortaya çıkabilir.

Örneğin öğrenci sürekli zor görevlerden kurtarılırsa, görevin kendisiyle başa çıkma fırsatları azalabilir.

Bu nedenle eğitimde “en hızlı çözüm” ile “en sürdürülebilir çözüm” aynı şey değildir.

Bilimsel çalışmalar da farklı pekiştirme türlerinin birlikte kullanılmasının bazı durumlarda yalnızca negatif pekiştirmeye göre daha etkili olabileceğini gösteriyor. Bir araştırmada pozitif ve negatif pekiştirmenin birlikte kullanılmasının görev uyumunu artırmada daha etkili olduğu bulunmuştu. PubMed Central (PMC)

Bu sonuç bana göre oldukça mantıklı: Öğrenci hem zorlayıcı durumdan kontrollü şekilde uzaklaşabileceğini bilmeli hem de uygun davranışın kendisine olumlu ve anlamlı bir sonuç sağlayabileceğini görmeli.

Gelecekte Eğitimde Olumsuz Pekiştirme Nasıl Değişebilir?

Yapay zekâ, dijital öğrenme platformları ve kişiselleştirilmiş eğitim sistemleri bu konuyu daha da ilginç hale getiriyor.

Gelecekte bir öğrenme platformu öğrencinin sürekli belirli tür sorularda başarısız olduğunu tespit edebilir. Sistem öğrenciyi cezalandırmak yerine görevin zorluğunu otomatik olarak değiştirebilir, kısa mola önerebilir veya farklı bir anlatım biçimine geçebilir.

Bu durumda teknoloji, öğrencinin kaçmasını beklemek yerine kaçış ihtiyacını oluşturan koşulu önceden tespit etmeye çalışabilir.

Fakat burada yeni bir risk ortaya çıkıyor.

Eğer yapay zekâ öğrencinin her zorlandığı anda görevi kolaylaştırırsa, öğrenci hiçbir zaman zorlanmayla başa çıkmayı öğrenemeyebilir.

Yani geleceğin eğitiminde mesele “öğrenciyi hiç zorlamamak” olmamalı.

Daha doğru soru:

Ne kadar zorlanma öğrenmeyi destekler, hangi noktadan sonra kaçınmayı tetikler?

Bence önümüzdeki yıllarda davranış bilimi ile bilişsel bilim, nörobilim ve eğitim teknolojisinin kesiştiği en önemli konulardan biri bu olacak.

Olumsuz Pekiştireç Kullanırken En Büyük Hatalar

Birincisi, olumsuz pekiştirmeyi ceza zannetmek.

İkincisi, öğrencinin davranışının işlevini araştırmadan müdahale etmek.

Üçüncüsü, kısa vadeli sessizliği başarı kabul etmek.

Dördüncüsü, her öğrencinin aynı tepkiyi vereceğini varsaymak.

Beşincisi ise öğrencinin uygun iletişim davranışlarını yeterince desteklememek.

Örneğin öğrenci “Bu soruyu anlamadım, biraz yardım eder misiniz?” dediğinde öğretmen yardım sağlıyor ve öğrenci daha sonra göreve dönüyorsa, burada çok daha işlevsel bir davranış repertuvarı oluşabilir.

Öğrenci “Bu görev çok zor, beş dakika mola verebilir miyim?” demeyi öğrenirse, bağırma veya sınıftan kaçma gibi davranışlara ihtiyaç duyma ihtimali azalabilir.

Bu nedenle hedef yalnızca problem davranışı ortadan kaldırmak değil, problem davranışın yerine kullanılabilecek daha etkili bir davranış öğretmek olmalı.

Sonuç: Asıl Mesele Pekiştireç Değil, Davranışın İşlevi

Eğitimde olumsuz pekiştireç konusu ilk bakışta teknik bir psikoloji kavramı gibi görünse de aslında sınıf yönetiminden aile ilişkilerine, sınav kaygısından eğitim ekonomisine kadar uzanan oldukça geniş bir alanı kapsıyor.

En önemli nokta şu:

Olumsuz pekiştirme kötü bir şey demek değildir.

Bir davranışın ardından rahatsız edici bir durumun ortadan kaldırılması ve bunun sonucunda davranışın gelecekte artmasıdır.

Ancak eğitimde bunun nasıl kullanıldığı çok önemlidir.

Öğrenci zorlandığında her seferinde görevi ortadan kaldırırsak kaçınmayı güçlendirebiliriz. Buna karşılık uygun mola istemeyi, yardım talep etmeyi veya görevi küçük parçalara bölmeyi öğretirsek aynı davranışsal ilkeleri çok daha yapıcı biçimde kullanabiliriz.

Araştırmalar da tek bir yöntemin bütün öğrenciler için geçerli olmadığını gösteriyor. Bazı çalışmalarda planlı kaçışın problem davranışı azaltıp akademik katılımı artırabildiği, bazı araştırmalarda ise pozitif pekiştirmenin veya pozitif ve negatif pekiştirmenin birlikte kullanılmasının daha etkili olabildiği görülüyor. PubMed Central (PMC)+2PubMed Central (PMC)+2

Bence eğitimde asıl mesele “Öğrenciyi nasıl kontrol ederim?” sorusundan “Öğrenci bu davranışı neden yapıyor ve ona daha işlevsel hangi davranışı öğretebilirim?” sorusuna geçebilmek.

Çünkü bir öğrencinin sessizleşmesi her zaman öğrenmeye başladığı anlamına gelmez.

Bazen sadece kaçmayı öğrenmiştir.

Forumda Tartışmaya Değer Sorular

• Bir öğretmen öğrencinin zorlandığı görevi kaldırdığında, hangi noktada destek vermiş olur; hangi noktada kaçınma davranışını güçlendirmiş olur?

• “Ödevini yaparsan seni rahat bırakırım” yaklaşımı sizce hangi koşullarda işe yarar, hangi koşullarda ters tepebilir?

• Okullarda öğrencinin davranışına değil, davranışın işlevine yeterince bakılıyor mu?

• Bir öğrencinin başarısız olduğu görevi kolaylaştırmak öğrenmeyi desteklemek midir, yoksa öğrencinin zorlukla mücadele becerisini azaltma riski taşır mı?

• Yapay zekâ destekli eğitim sistemleri öğrencinin kaçınma davranışlarını azaltabilir mi, yoksa fazla kolaylaştırılmış öğrenme ortamları yeni sorunlar mı yaratır?

• Sizce öğretmenlerin sınıf yönetiminde kısa vadeli sessizlik ile uzun vadeli öğrenme arasında nasıl bir denge kurması gerekir?

• En önemlisi: Bir öğrencinin davranışını değiştirmeye çalışmadan önce, o davranışın öğrenci için ne işe yaradığını gerçekten anlamaya çalışıyor muyuz?

Kaynaklar: B. F. Skinner'ın davranış bilimine ilişkin temel çalışmaları ve APA'nın davranışçılık tarihine ilişkin kaynakları; APA Dictionary of Psychology'nin pekiştirme ve operant koşullanma tanımları; Waller & Higbee (2010), Journal of Applied Behavior Analysis; McComas ve ark. (2000), Journal of Applied Behavior Analysis; ayrıca sınıf ortamlarında kaçış işlevi, pozitif/negatif pekiştirme ve görev uyumu üzerine deneysel çalışmalar. PubMed Central (PMC)+5APA+5APA Psikoloji Sözlüğü+5
 
Üst