Dokuz Oğuzlar ve Oğuzlar aynı mıdır ?

Koray

New member
Şaka bir yana, bu önemli bir tarih metodolojisi meselesidir.

Bir topluluğun adı başka bir kaynakta farklı yazılmış olabilir. Bir dildeki ses değişimi, başka bir dildeki yazım, siyasî birliktelik veya dışarıdan yapılan adlandırma, isimlerin birbirine karışmasına neden olabilir.

Bu yüzden tarihçiler yalnızca “Kaynakta bu isim geçiyor” demekle yetinmez.

Kim söylüyor? Hangi tarihte söylüyor? Hangi coğrafyada söylüyor? Topluluğu nasıl tarif ediyor? Başka kaynaklar ne diyor?

İşte güvenilir tarih araştırmasının temel soruları bunlar.

Kadınlar ve Erkekler Bu Tarihi Nasıl Farklı Okuyabilir?

Burada küçük ama önemli bir parantez açalım.

Tarih anlatılırken erkekler genellikle “hangi devlet kimi yendi, hangi ordu nereye gitti, hangi kağan ne yaptı?” gibi stratejik sorularla; kadınlar ise “bu savaşın ailelere, ilişkilere, topluluk bağlarına etkisi neydi?” gibi daha sosyal sorularla ilgilenirmiş gibi klişeler üretmek kolay.

Ama gerçek hayat bundan çok daha renkli.

Mesela strateji meraklısı bir kadın tarihçi, Dokuz Oğuzların Göktürklerle kurduğu güç ilişkilerini harita üzerinde saatlerce inceleyebilir.

Aynı şekilde ilişkilerin ve toplumsal bağların peşindeki bir erkek araştırmacı, “Bu topluluklar nasıl birlikte yaşadı, evlilikler ve akrabalık ilişkileri siyaseti nasıl etkiledi?” diye sorabilir.

Burada cinsiyetten çok kişinin bakış açısı ve araştırma sorusu belirleyicidir.

Bir örnekte Ayşe, haritayı açıp “Tula çevresinde güçlü olan bir topluluk neden Göktürklerle çatıştı?” diye sorarken; Mehmet, “Bu çatışmalar toplulukların sonraki kimliklerini nasıl etkiledi?” diye sorabilir.

İkisi de aynı tarihe bakıyor.

Biri satranç tahtasını görüyor, diğeri masadaki insanların birbirleriyle neden konuşmadığını merak ediyor.

Aslında iyi tarihçilik ikisini birleştirmeli.

Çünkü bir boyun siyasî gücünü anlamadan sosyal ilişkilerini anlamak zordur; sosyal bağlarını anlamadan da siyasî davranışlarını yalnızca savaşlardan ibaret görmek eksik kalır.

Bugünkü Oğuzlarla Bağlantı Var mı?

Burada da çok dikkatli konuşmak gerekiyor.

Oğuzların sonraki tarihinin, özellikle Orta Asya'nın batısı ve batıya doğru gerçekleşen hareketlerin, Türk dünyasının tarihî oluşumunda büyük önemi bulunuyor. Oğuzların sonraki dönemleri Türkiye, Azerbaycan, İran, Irak ve Türkmenistan coğrafyalarının tarihî Türk topluluklarıyla ilişkilendiriliyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Fakat bundan hareketle “Bugünkü bütün Oğuz toplulukları doğrudan Dokuz Oğuzların devamıdır” şeklinde basit bir denklem kurmak doğru olmaz.

Çünkü arada yüzyıllar var.

Göçler var.

Siyasî birleşmeler var.

Ayrışmalar var.

Farklı topluluklarla karışmalar var.

Dil değişimleri var.

Yeni devletler var.

Kısacası tarih, DNA testi sonucu gibi “%100 aynı” veya “%0 aynı” şeklinde çalışmıyor.

Bir tarihî topluluğun daha sonraki halklarla bağlantısını araştırırken nüfus hareketleri, dil, kültür, siyasî tarih, arkeoloji ve yazılı kaynakların birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

En Çok Yapılan Hata: “Oğuz” Kelimesini Tek Bir Döneme Hapsetmek

Bence forumlarda bu konu konuşulurken en sık yapılan hata şu:

“Ben Oğuzları biliyorum. Kayı, Bayat, Avşar, Kınık falan. O halde Dokuz Oğuzlar da bunlardır.”

Burada kronoloji alarmı çalıyor.

Klasik Oğuz boyları arasında Kayı, Bayat, Avşar, Kınık ve diğer boylar yer alıyor; kaynaklarda Oğuzlar Bozok ve Üçok şeklinde 24 boyluk bir yapı içerisinde aktarılıyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Fakat bu listeyi doğrudan Göktürkler dönemindeki Dokuz Oğuzların listesiyle özdeşleştirmek için elimizde yeterli ve kesintisiz bir kanıt bulunmuyor.

Başka bir deyişle, “Dokuz Oğuz” ile “24 Oğuz boyu” ifadelerini aynı tarihî teşkilatın iki farklı sayımı gibi görmek yanıltıcıdır.

Burada dönem farkı belirleyicidir.

Tarihi bir yapboz gibi düşünün. Elinizde 8. yüzyıldan bir parça, 10. yüzyıldan başka bir parça, 13. yüzyıldan başka bir parça var.

Hepsinin üzerinde “Oğuz” yazıyor diye parçaları üst üste koyup “Tamamlandı” diyemeyiz.

Keşke tarih bu kadar kolay olsaydı.

Ama o zaman tarihçilerin işi de biraz fazla rahat olurdu.

Peki Dokuz Oğuzlar Sonra Ne Oldu?

Bu sorunun cevabı, “Bir gün ortadan kayboldular” kadar basit değil.

TDV'nin değerlendirmesine göre Dokuz Oğuzların sonraki akıbeti konusunda kesin bilgiler sınırlı. Uygurların hâkimiyetinde yaşamaları, zaman içinde onlarla kaynaşmaları veya Uygur siyasî yapısı içerisinde erimeleri ihtimaller arasında değerlendiriliyor. TDV İslâm Ansiklopedisi

Bu da tarih açısından çok öğretici.

Bir topluluk tarih sahnesinden çekildiğinde mutlaka bütün insanların ortadan kaybolduğunu düşünmemek gerekir.

Bazen isim kaybolur ama insanlar başka bir topluluğun içerisinde yaşamaya devam eder.

Bazen siyasî kimlik değişir.

Bazen boylar başka gruplarla birleşir.

Bazen de eski isim yeni bir topluluğu ifade etmeye başlar.

Dolayısıyla “Dokuz Oğuzların adı daha sonra neden yok?” sorusu kadar “Onların insanları ve kültürel mirası sonraki toplulukların içinde nasıl yaşamış olabilir?” sorusu da önemlidir.

Forumda Tartışmayı Buradan Açalım

Bence bu konuya bakarken en sağlıklı sonuç şu:

Dokuz Oğuzlar ile sonraki dönemlerde Seyhun çevresinde görülen Oğuzlar aynı tarihî topluluk olarak kabul edilmemelidir.

Bununla birlikte “Dokuz Oğuz” adı, erken dönemde Oğuzların dokuz boydan oluşan bir topluluğunu ifade eder ve Oğuz adının Türk tarihindeki çok eski kullanım alanlarından biridir. Orhun yazıtları bu konuda en önemli kaynaklar arasındadır. TDV İslâm Ansiklopedisi+1

Dolayısıyla “Dokuz Oğuzlar Oğuzlarla aynı mı?” sorusuna verilecek en isabetli cevap:

Aynı şey değildir; ancak isim ve tarihî gelenek bakımından birbirleriyle bağlantılı bir mesele söz konusudur.

Asıl ilginç soru ise bence bundan sonra başlıyor:

Bir topluluk yüzyıllar içinde siyasî kimliğini değiştirdiğinde, başka topluluklarla birleştiğinde ve adı kaynaklarda farklı şekillerde yazıldığında, hâlâ “aynı halk” demek için hangi ölçütü kullanmalıyız?

Dil mi?

Coğrafya mı?

Boy adı mı?

Siyasî bağlılık mı?

Kültür mü?

Yoksa bunların hepsini birlikte mi değerlendirmeliyiz?

Belki de Dokuz Oğuz meselesinin asıl güzelliği burada. Çünkü bize sadece eski bir Türk topluluğunu öğretmiyor; kimliklerin tarih boyunca ne kadar hareketli olduğunu da gösteriyor.

Bugün bir insan kendisini tek bir kelimeyle tanımlayabilir. Fakat bin yıl önce yaşayan bir topluluk için durum çok daha karmaşıktı. Aynı topluluk farklı komşuları tarafından farklı isimlerle anılabiliyor, siyasî ittifaklarla kimlikler değişebiliyor ve bir boyun adı yüzyıllar sonra bambaşka bir tarihî bağlamda karşımıza çıkabiliyordu.

Bu yüzden Dokuz Oğuzları anlamanın en güzel yolu belki de şu cümlede saklı:

Tarihte aynı adı taşımak, her zaman aynı olmak anlamına gelmez; ama farklı görünmek de mutlaka hiçbir bağ olmadığı anlamına gelmez.

İşte Oğuzlar meselesini ilginç yapan da tam olarak bu gri alan.
 
Üst