Bana göre en sürdürülebilir yaklaşım, sporu yalnızca cinsel performans aracı olarak değil, yaşam kalitesinin bir parçası olarak görmektir.
Yazma
7. Stres, Kaygı ve Zihinsel Yorgunluk
Erkeklerde cinsel isteği azaltabilen faktörlerden biri de günlük hayatın getirdiği zihinsel yüklerdir. İş kaygısı, borçlar, gelecek endişesi, aile sorumlulukları ve sürekli bir şeyleri yetiştirme çabası kişinin zihnini meşgul edebilir. İnsan fiziksel olarak dinleniyor olsa bile zihinsel açıdan rahatlayamayabilir.
Cinsel istek yalnızca bedenin hazır olmasıyla ortaya çıkmaz. Kişinin kendisini güvende, rahat ve zihinsel açıdan müsait hissetmesi de önemlidir. Bazı erkeklerde stres cinsel isteği azaltırken bazıları cinselliği rahatlama yolu olarak görebilir. Yani aynı stres etkeni herkeste aynı sonucu doğurmaz.
Performans kaygısı da bu noktada önemlidir. Bir erkek cinsel ilişki sırasında başarılı olup olmayacağını, ereksiyonunu koruyup koruyamayacağını veya partnerini tatmin edip edemeyeceğini sürekli düşünüyorsa cinselliği keyif alınan bir deneyimden çok sınava dönüştürebilir. Bu baskı, isteğin kendisini de olumsuz etkileyebilir.
Stres yönetimi için yürüyüş, nefes egzersizleri, düzenli uyku, sosyal destek ve gerektiğinde psikolojik danışmanlık yararlı olabilir. Burada önemli olan, her sorunu yalnızca irade eksikliğine bağlamamaktır. Yoğun kaygı veya depresyon yaşayan birine sadece daha fazla spor yapmasını ya da olumlu düşünmesini söylemek yeterli olmayabilir.
Kişi uzun süredir mutsuzsa, hiçbir şeyden keyif alamıyorsa veya cinsel isteksizliğe başka ruhsal belirtiler eşlik ediyorsa profesyonel destek almak anlamlıdır. Ruh sağlığı ile cinsel sağlık birbirinden ayrı düşünülemez.
8. Pornografi, Mastürbasyon ve Cinsel İstek Arasındaki İlişki
Bu başlık forumlarda sık sık tartışılıyor ve çoğu zaman kesin yargılarla ele alınıyor. Oysa pornografi izlemek veya mastürbasyon yapmak tek başına bir sağlık sorunu ya da cinsel isteksizliğin kesin nedeni değildir.
Mastürbasyon, birçok insanın cinselliğini tanıma yollarından biridir. Boşalma sonrasında cinsel isteğin bir süre azalması da fizyolojik olarak görülebilir. Bunun süresi kişiden kişiye değişir. Dolayısıyla sık mastürbasyon yapan herkesin testosteronunun düşeceğini veya kalıcı biçimde cinsel isteksizlik yaşayacağını söylemek bilimsel açıdan doğru değildir.
Pornografi konusunda da bireysel farklılıkları dikkate almak gerekir. Bazı kişiler için pornografi cinsel merakı destekleyen bir içerik olabilirken bazı kişilerde kontrol etmekte zorlandıkları bir alışkanlığa dönüşebilir. Özellikle kullanım günlük sorumlulukları, uykuyu, ilişkileri veya gerçek hayattaki cinsel yakınlığı olumsuz etkilemeye başladığında üzerinde düşünmek gerekir.
Bir başka konu da gerçekçi olmayan beklentilerdir. Pornografik içerikler çoğu zaman seçilmiş görüntülerden, kurgudan ve belirli performans beklentilerinden oluşur. Bunları gerçek ilişkiler için bir ölçüt kabul etmek, kişinin kendi bedenini veya partnerini gereksiz yere değerlendirmesine yol açabilir.
Bence burada sorulması gereken soru, bir davranışın ne kadar sık yapıldığı kadar o davranışın kişinin yaşamını nasıl etkilediğidir. Mastürbasyonun veya pornografi kullanımının ardından suçluluk duymak da tek başına klinik bir sorun olduğunu göstermez. Ancak kişi davranışlarını kontrol edemediğini hissediyorsa veya bu durum ilişkisine zarar veriyorsa bir uzmandan destek alabilir.
9. Partnerle İletişim ve Duygusal Yakınlık
Cinsel isteği artırma konusu genellikle bireysel yöntemler üzerinden ele alınıyor. Daha iyi beslenmek, spor yapmak, uyumak ve hormonları kontrol ettirmek elbette önemli olabilir. Ancak cinsel yaşamın bir ilişki içinde gerçekleştiği durumlarda partnerle kurulan iletişimi göz ardı etmemek gerekir.
Çözülmemiş tartışmalar, kırgınlıklar, güvensizlik, ilgisizlik hissi ve sürekli eleştirilmek bazı kişilerde cinsel isteği azaltabilir. Buna karşılık kendini anlaşılmış, değerli ve güvende hisseden biri yakınlığa daha açık olabilir. Yine de duygusal yakınlık ile cinsel istek arasında herkes için geçerli bir denklem yoktur.
Bazı erkekler için cinsel istek kendiliğinden ortaya çıkar. Bazıları ise rahatlama, dokunma, sohbet veya romantik yakınlık başladıktan sonra cinsel ilgi hissetmeye başlayabilir. Bu ikinci durum, uygun koşullarda ortaya çıkan tepkisel istek olarak açıklanabilir ve tek başına anormal değildir.
İlişkide bu farklılıkların konuşulması önemlidir. Bir tarafın daha sık cinsel yakınlık istemesi, diğer tarafın ise daha seyrek istek duyması mutlaka sevgisizlik anlamına gelmez. Önemli olan, farklılıkları suçlama ve baskı yerine karşılıklı anlayışla ele almaktır.
Örneğin partnerlerden biri cinsel yakınlığı sevildiğini hissetmenin bir yolu olarak görebilirken diğeri kendisini rahat ve yakın hissettiğinde cinselliğe daha açık olabilir. Bu iki yaklaşım çatışmak zorunda değildir. Çift, beklentilerini konuşarak her iki tarafın da ihtiyaçlarına saygı gösteren bir ilişki biçimi geliştirebilir.
Bir de şu ayrıntı var: Cinsel isteği artırmak amacıyla yapılan her yakınlık girişiminin mutlaka cinsel ilişkiyle sonuçlanması gerektiği düşünülmemelidir. Sarılmak, öpüşmek, birlikte vakit geçirmek veya masaj yapmak gibi yakınlık biçimleri, sonuç beklentisi olmadan yaşandığında baskıyı azaltabilir. Elbette her türlü temasın karşılıklı rızaya dayanması gerekir.
10. Erkekler ve Kadınlar Cinsel İsteğe Farklı mı Yaklaşır?
Toplumda erkeklerin daha çok cinsel performans ve sonuç odaklı, kadınların ise duygusal yakınlık ve ilişki odaklı olduğu sık sık söylenir. Bu görüş bazı insanların deneyimlerini yansıtabilir ama bütün erkekleri ve kadınları açıklayan bilimsel bir kural değildir.
Cinsel istek; kişilik, yetiştirilme biçimi, kültür, yaş, ilişki deneyimleri, sağlık durumu ve bireysel tercihlerle şekillenir. Sonuç odaklı düşünen kadınlar olduğu gibi duygusal yakınlığa büyük önem veren erkekler de vardır. Ayrıca bazı insanlar için fiziksel arzu ile duygusal yakınlık birbirinden bağımsız ilerleyebilir.
Bu tür genellemelerin sakıncası, insanların kendilerini toplumun beklediği kalıplara uydurmaya çalışmasıdır. Örneğin cinsel isteği azalan bir erkek, erkekliğinin sorgulandığını düşünebilir. Cinselliğe daha fazla ilgi duyan bir kadın ise toplumsal yargılardan çekinebilir.
Daha sağlıklı bir yaklaşım, cinsel isteği cinsiyet üzerinden varsaymak yerine kişinin kendi deneyimini dinlemektir. Bir ilişkide iki tarafın da beklentileri, sınırları ve arzuları konuşulabilmelidir. Herkesin aynı sıklıkta cinsel yakınlık istemesi gerekmez.
Bence bu konudaki en önemli soru, kimin daha fazla istekli olduğu değil, tarafların farklılıklarını birbirlerine zarar vermeden nasıl yönetebildiğidir.
11. Alkol, Sigara ve Diğer Alışkanlıklar
Alkol ve sigara kullanımı cinsel sağlık açısından ayrıca değerlendirilmelidir. Alkol kısa vadede bazı kişilerde çekingenliği azaltabilir; ancak fazla miktarda tüketildiğinde cinsel uyarılmayı, ereksiyonu ve karar verme becerisini olumsuz etkileyebilir. Uzun süreli yoğun alkol kullanımı da genel sağlık ve hormonlarla ilgili sorunlara yol açabilir.
Sigara ise damar sağlığını olumsuz etkiler. Ereksiyon, penise yeterli kan akışının sağlanmasına bağlı olduğundan sigara kullanımı özellikle sertleşme işlevi açısından önemli bir risk faktörüdür. Ereksiyon sorunu doğrudan cinsel isteksizlikle aynı şey değildir; ancak cinsel deneyimle ilgili kaygılar zamanla isteği de etkileyebilir.
Uyuşturucu maddeler ve bazı performans ürünleri de öngörülemeyen etkiler oluşturabilir. İnternetten kaynağı belirsiz ürünler almak, özellikle başka ilaçlar kullanan kişiler için tehlikeli olabilir.
Ayrıca bazı reçeteli ilaçlar cinsel isteği veya cinsel işlevleri etkileyebilir. Bazı antidepresanlar, belirli tansiyon ilaçları ve başka ilaç grupları bu açıdan değerlendirme gerektirebilir. Fakat kişinin kullandığı ilacı kendi kendine bırakması doğru değildir. Sorun yaşanıyorsa hekimle konuşarak alternatifler veya doz düzenlemesi değerlendirilmelidir.
Cinsel sağlıkta en mantıklı yaklaşım, bir alışkanlığı aniden bırakmanın her sorunu çözeceğini varsaymak yerine genel sağlık durumunu bütün olarak ele almaktır.
Yazma
12. Cinsel İsteği Azaltabilen Sağlık Sorunları
Cinsel istekteki azalma bazen yaşam tarzıyla ilişkiliyken bazen de tıbbi bir durumun belirtisi olabilir. Bu nedenle sorun uzun sürüyorsa yalnızca doğal yöntemlerle çözmeye çalışmak yerine sağlık durumunu değerlendirmek gerekir.
Diyabet, obezite, tiroit hastalıkları, bazı hormonal bozukluklar, kronik ağrı ve uyku bozuklukları cinsel sağlığı etkileyebilir. Depresyon ve kaygı bozuklukları da cinsel istekte azalmaya neden olabilir. Üstelik kimi zaman hastalığın kendisi kadar tedavisinde kullanılan ilaçlar da etkili olabilir.
Burada cinsel istek ile ereksiyon sorununu birbirinden ayırmak önemlidir. Bir erkek cinsel istek duyduğu hâlde ereksiyon sağlamakta veya bunu sürdürmekte zorlanabilir. Başka bir erkek ise fiziksel olarak ereksiyon sağlayabilmesine rağmen cinsel arzu hissetmeyebilir. İki sorun aynı anda da görülebilir ancak değerlendirme yöntemleri farklıdır.
Özellikle isteksizlik aniden başladıysa, uzun süre devam ediyorsa, belirgin yorgunluk veya ruh hâli değişiklikleri eşlik ediyorsa ya da kişi bu durumdan rahatsızlık duyuyorsa aile hekimi, üroloji uzmanı veya uygun bir sağlık uzmanına başvurabilir.
Muayenede kişinin belirtileri, kullandığı ilaçlar, uyku düzeni, ruhsal durumu ve tıbbi geçmişi değerlendirilir. Gerektiğinde testosteron ve diğer laboratuvar testleri istenir. Her erkeğin bütün hormon testlerini yaptırması gerekmez; incelemeler belirtilere ve hekim değerlendirmesine göre belirlenmelidir.
Yazma
7. Stres, Kaygı ve Zihinsel Yorgunluk
Erkeklerde cinsel isteği azaltabilen faktörlerden biri de günlük hayatın getirdiği zihinsel yüklerdir. İş kaygısı, borçlar, gelecek endişesi, aile sorumlulukları ve sürekli bir şeyleri yetiştirme çabası kişinin zihnini meşgul edebilir. İnsan fiziksel olarak dinleniyor olsa bile zihinsel açıdan rahatlayamayabilir.
Cinsel istek yalnızca bedenin hazır olmasıyla ortaya çıkmaz. Kişinin kendisini güvende, rahat ve zihinsel açıdan müsait hissetmesi de önemlidir. Bazı erkeklerde stres cinsel isteği azaltırken bazıları cinselliği rahatlama yolu olarak görebilir. Yani aynı stres etkeni herkeste aynı sonucu doğurmaz.
Performans kaygısı da bu noktada önemlidir. Bir erkek cinsel ilişki sırasında başarılı olup olmayacağını, ereksiyonunu koruyup koruyamayacağını veya partnerini tatmin edip edemeyeceğini sürekli düşünüyorsa cinselliği keyif alınan bir deneyimden çok sınava dönüştürebilir. Bu baskı, isteğin kendisini de olumsuz etkileyebilir.
Stres yönetimi için yürüyüş, nefes egzersizleri, düzenli uyku, sosyal destek ve gerektiğinde psikolojik danışmanlık yararlı olabilir. Burada önemli olan, her sorunu yalnızca irade eksikliğine bağlamamaktır. Yoğun kaygı veya depresyon yaşayan birine sadece daha fazla spor yapmasını ya da olumlu düşünmesini söylemek yeterli olmayabilir.
Kişi uzun süredir mutsuzsa, hiçbir şeyden keyif alamıyorsa veya cinsel isteksizliğe başka ruhsal belirtiler eşlik ediyorsa profesyonel destek almak anlamlıdır. Ruh sağlığı ile cinsel sağlık birbirinden ayrı düşünülemez.
8. Pornografi, Mastürbasyon ve Cinsel İstek Arasındaki İlişki
Bu başlık forumlarda sık sık tartışılıyor ve çoğu zaman kesin yargılarla ele alınıyor. Oysa pornografi izlemek veya mastürbasyon yapmak tek başına bir sağlık sorunu ya da cinsel isteksizliğin kesin nedeni değildir.
Mastürbasyon, birçok insanın cinselliğini tanıma yollarından biridir. Boşalma sonrasında cinsel isteğin bir süre azalması da fizyolojik olarak görülebilir. Bunun süresi kişiden kişiye değişir. Dolayısıyla sık mastürbasyon yapan herkesin testosteronunun düşeceğini veya kalıcı biçimde cinsel isteksizlik yaşayacağını söylemek bilimsel açıdan doğru değildir.
Pornografi konusunda da bireysel farklılıkları dikkate almak gerekir. Bazı kişiler için pornografi cinsel merakı destekleyen bir içerik olabilirken bazı kişilerde kontrol etmekte zorlandıkları bir alışkanlığa dönüşebilir. Özellikle kullanım günlük sorumlulukları, uykuyu, ilişkileri veya gerçek hayattaki cinsel yakınlığı olumsuz etkilemeye başladığında üzerinde düşünmek gerekir.
Bir başka konu da gerçekçi olmayan beklentilerdir. Pornografik içerikler çoğu zaman seçilmiş görüntülerden, kurgudan ve belirli performans beklentilerinden oluşur. Bunları gerçek ilişkiler için bir ölçüt kabul etmek, kişinin kendi bedenini veya partnerini gereksiz yere değerlendirmesine yol açabilir.
Bence burada sorulması gereken soru, bir davranışın ne kadar sık yapıldığı kadar o davranışın kişinin yaşamını nasıl etkilediğidir. Mastürbasyonun veya pornografi kullanımının ardından suçluluk duymak da tek başına klinik bir sorun olduğunu göstermez. Ancak kişi davranışlarını kontrol edemediğini hissediyorsa veya bu durum ilişkisine zarar veriyorsa bir uzmandan destek alabilir.
9. Partnerle İletişim ve Duygusal Yakınlık
Cinsel isteği artırma konusu genellikle bireysel yöntemler üzerinden ele alınıyor. Daha iyi beslenmek, spor yapmak, uyumak ve hormonları kontrol ettirmek elbette önemli olabilir. Ancak cinsel yaşamın bir ilişki içinde gerçekleştiği durumlarda partnerle kurulan iletişimi göz ardı etmemek gerekir.
Çözülmemiş tartışmalar, kırgınlıklar, güvensizlik, ilgisizlik hissi ve sürekli eleştirilmek bazı kişilerde cinsel isteği azaltabilir. Buna karşılık kendini anlaşılmış, değerli ve güvende hisseden biri yakınlığa daha açık olabilir. Yine de duygusal yakınlık ile cinsel istek arasında herkes için geçerli bir denklem yoktur.
Bazı erkekler için cinsel istek kendiliğinden ortaya çıkar. Bazıları ise rahatlama, dokunma, sohbet veya romantik yakınlık başladıktan sonra cinsel ilgi hissetmeye başlayabilir. Bu ikinci durum, uygun koşullarda ortaya çıkan tepkisel istek olarak açıklanabilir ve tek başına anormal değildir.
İlişkide bu farklılıkların konuşulması önemlidir. Bir tarafın daha sık cinsel yakınlık istemesi, diğer tarafın ise daha seyrek istek duyması mutlaka sevgisizlik anlamına gelmez. Önemli olan, farklılıkları suçlama ve baskı yerine karşılıklı anlayışla ele almaktır.
Örneğin partnerlerden biri cinsel yakınlığı sevildiğini hissetmenin bir yolu olarak görebilirken diğeri kendisini rahat ve yakın hissettiğinde cinselliğe daha açık olabilir. Bu iki yaklaşım çatışmak zorunda değildir. Çift, beklentilerini konuşarak her iki tarafın da ihtiyaçlarına saygı gösteren bir ilişki biçimi geliştirebilir.
Bir de şu ayrıntı var: Cinsel isteği artırmak amacıyla yapılan her yakınlık girişiminin mutlaka cinsel ilişkiyle sonuçlanması gerektiği düşünülmemelidir. Sarılmak, öpüşmek, birlikte vakit geçirmek veya masaj yapmak gibi yakınlık biçimleri, sonuç beklentisi olmadan yaşandığında baskıyı azaltabilir. Elbette her türlü temasın karşılıklı rızaya dayanması gerekir.
10. Erkekler ve Kadınlar Cinsel İsteğe Farklı mı Yaklaşır?
Toplumda erkeklerin daha çok cinsel performans ve sonuç odaklı, kadınların ise duygusal yakınlık ve ilişki odaklı olduğu sık sık söylenir. Bu görüş bazı insanların deneyimlerini yansıtabilir ama bütün erkekleri ve kadınları açıklayan bilimsel bir kural değildir.
Cinsel istek; kişilik, yetiştirilme biçimi, kültür, yaş, ilişki deneyimleri, sağlık durumu ve bireysel tercihlerle şekillenir. Sonuç odaklı düşünen kadınlar olduğu gibi duygusal yakınlığa büyük önem veren erkekler de vardır. Ayrıca bazı insanlar için fiziksel arzu ile duygusal yakınlık birbirinden bağımsız ilerleyebilir.
Bu tür genellemelerin sakıncası, insanların kendilerini toplumun beklediği kalıplara uydurmaya çalışmasıdır. Örneğin cinsel isteği azalan bir erkek, erkekliğinin sorgulandığını düşünebilir. Cinselliğe daha fazla ilgi duyan bir kadın ise toplumsal yargılardan çekinebilir.
Daha sağlıklı bir yaklaşım, cinsel isteği cinsiyet üzerinden varsaymak yerine kişinin kendi deneyimini dinlemektir. Bir ilişkide iki tarafın da beklentileri, sınırları ve arzuları konuşulabilmelidir. Herkesin aynı sıklıkta cinsel yakınlık istemesi gerekmez.
Bence bu konudaki en önemli soru, kimin daha fazla istekli olduğu değil, tarafların farklılıklarını birbirlerine zarar vermeden nasıl yönetebildiğidir.
11. Alkol, Sigara ve Diğer Alışkanlıklar
Alkol ve sigara kullanımı cinsel sağlık açısından ayrıca değerlendirilmelidir. Alkol kısa vadede bazı kişilerde çekingenliği azaltabilir; ancak fazla miktarda tüketildiğinde cinsel uyarılmayı, ereksiyonu ve karar verme becerisini olumsuz etkileyebilir. Uzun süreli yoğun alkol kullanımı da genel sağlık ve hormonlarla ilgili sorunlara yol açabilir.
Sigara ise damar sağlığını olumsuz etkiler. Ereksiyon, penise yeterli kan akışının sağlanmasına bağlı olduğundan sigara kullanımı özellikle sertleşme işlevi açısından önemli bir risk faktörüdür. Ereksiyon sorunu doğrudan cinsel isteksizlikle aynı şey değildir; ancak cinsel deneyimle ilgili kaygılar zamanla isteği de etkileyebilir.
Uyuşturucu maddeler ve bazı performans ürünleri de öngörülemeyen etkiler oluşturabilir. İnternetten kaynağı belirsiz ürünler almak, özellikle başka ilaçlar kullanan kişiler için tehlikeli olabilir.
Ayrıca bazı reçeteli ilaçlar cinsel isteği veya cinsel işlevleri etkileyebilir. Bazı antidepresanlar, belirli tansiyon ilaçları ve başka ilaç grupları bu açıdan değerlendirme gerektirebilir. Fakat kişinin kullandığı ilacı kendi kendine bırakması doğru değildir. Sorun yaşanıyorsa hekimle konuşarak alternatifler veya doz düzenlemesi değerlendirilmelidir.
Cinsel sağlıkta en mantıklı yaklaşım, bir alışkanlığı aniden bırakmanın her sorunu çözeceğini varsaymak yerine genel sağlık durumunu bütün olarak ele almaktır.
Yazma
12. Cinsel İsteği Azaltabilen Sağlık Sorunları
Cinsel istekteki azalma bazen yaşam tarzıyla ilişkiliyken bazen de tıbbi bir durumun belirtisi olabilir. Bu nedenle sorun uzun sürüyorsa yalnızca doğal yöntemlerle çözmeye çalışmak yerine sağlık durumunu değerlendirmek gerekir.
Diyabet, obezite, tiroit hastalıkları, bazı hormonal bozukluklar, kronik ağrı ve uyku bozuklukları cinsel sağlığı etkileyebilir. Depresyon ve kaygı bozuklukları da cinsel istekte azalmaya neden olabilir. Üstelik kimi zaman hastalığın kendisi kadar tedavisinde kullanılan ilaçlar da etkili olabilir.
Burada cinsel istek ile ereksiyon sorununu birbirinden ayırmak önemlidir. Bir erkek cinsel istek duyduğu hâlde ereksiyon sağlamakta veya bunu sürdürmekte zorlanabilir. Başka bir erkek ise fiziksel olarak ereksiyon sağlayabilmesine rağmen cinsel arzu hissetmeyebilir. İki sorun aynı anda da görülebilir ancak değerlendirme yöntemleri farklıdır.
Özellikle isteksizlik aniden başladıysa, uzun süre devam ediyorsa, belirgin yorgunluk veya ruh hâli değişiklikleri eşlik ediyorsa ya da kişi bu durumdan rahatsızlık duyuyorsa aile hekimi, üroloji uzmanı veya uygun bir sağlık uzmanına başvurabilir.
Muayenede kişinin belirtileri, kullandığı ilaçlar, uyku düzeni, ruhsal durumu ve tıbbi geçmişi değerlendirilir. Gerektiğinde testosteron ve diğer laboratuvar testleri istenir. Her erkeğin bütün hormon testlerini yaptırması gerekmez; incelemeler belirtilere ve hekim değerlendirmesine göre belirlenmelidir.