Irem
New member
Yazma
BAŞIBOŞ KÖPEKLERLE HANGİ BAKANLIK İLGİLENİYOR? BİLİMSEL VERİLER, YASAL SORUMLULUKLAR VE TOPLUMSAL ETKİLER
1. Giriş: Sokak Köpekleri Meselesine Bilimsel Bir Bakış
Sokakta yürürken karşımıza çıkan bir köpek, bir insan için sevimli bir dost, başka biri içinse güvenlik endişesi kaynağı olabilir. Bu farklı deneyimler, başıboş köpekler konusunun neden yalnızca hayvan sevgisi veya güvenlik tartışması olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Konuyu bilimsel açıdan ilginç kılan nokta da tam olarak burada başlıyor: İnsan güvenliği, hayvan refahı, halk sağlığı, kamu yönetimi ve hukuk aynı sorunun farklı parçalarını oluşturuyor.
Türkiye'de sahipsiz köpeklerle hangi bakanlığın ilgilendiği sorusuna verilecek cevap, sanıldığından biraz daha kapsamlıdır. Temel bakanlık sorumluluğu Tarım ve Orman Bakanlığına ait olmakla birlikte, sahipsiz köpeklerin toplanması, bakımevlerinde barındırılması ve yerel düzeyde yönetilmesinde belediyeler doğrudan görev üstlenir. İçişleri Bakanlığı ve mülki idare amirlikleri de kendi yetki alanları çerçevesinde denetim ve idari koordinasyon süreçlerinde rol oynayabilir.
Bu yazıda mevzuatı, bilimsel araştırmaları ve toplumsal etkileri birlikte inceleyeceğiz. Amacımız yalnızca yetkili kurumu belirlemek değil, alınan kararların hangi kanıtlara dayanması gerektiğini de tartışmaya açmak.
2. Türkiye'de Sahipsiz Köpeklerden Sorumlu Bakanlık Hangisidir?
Türkiye'de sahipsiz hayvanlarla ilgili merkezi idare sorumluluğunun başlıca adresi Tarım ve Orman Bakanlığıdır. Bakanlığın Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, sahipsiz hayvanlara ilişkin mevzuat ve uygulama süreçlerinde önemli görevler üstlenir. Ancak bu durum, sokakta görülen her köpeğin doğrudan bakanlık personeli tarafından toplanacağı anlamına gelmez.
Yerel uygulamalarda belediyelerin sorumluluğu belirleyicidir. Büyükşehir, il ve mevzuatta belirtilen diğer belediyeler; hayvan bakımevleri, rehabilitasyon, kayıt, bakım ve ilgili saha hizmetleri bakımından görev sahibidir. Veterinerlik hizmetleri de bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Türkiye Belediyeler Birliğinin sahipsiz hayvan hizmetlerine ilişkin rehberinde, hayvan bakımevlerinin kurulması, hizmet kapasitesinin geliştirilmesi ve rehabilite edilen köpeklerin sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde barındırılması gibi uygulamalara yer verilmektedir. Rehber, yerel yönetimlerin rolünü ve Tarım ve Orman Bakanlığının izin süreçlerindeki konumunu açıklaması bakımından yararlı bir başvuru kaynağıdır.
Kaynak: Türkiye Belediyeler Birliği, Sahipsiz Hayvanlara Yönelik Belediye Hizmetleri. https://www.tbb.gov.tr/sites/default/files/attachments/2025-08/sahipsiz-hayvanlara-yonelik-belediye-hizmetleri.pdf
Peki, bir vatandaş sokakta saldırgan davranış gösteren, yaralı veya hasta bir köpekle karşılaştığında ne yapmalıdır? Öncelikle ilgili belediyenin veteriner işleri birimine ya da sahipsiz hayvan hizmetlerini yürüten birimine bildirimde bulunabilir. Acil insan güvenliği riski varsa kolluk birimlerine de başvurulabilir. İhbarın tarihini, yerini ve varsa olayla ilgili güvenilir belgeleri kaydetmek, başvurunun takip edilebilirliğini artırır.
Burada önemli bir ayrım var: Bakanlığın merkezi düzeydeki düzenleme ve koordinasyon rolü ile belediyenin sahadaki uygulama sorumluluğu birbirine karıştırılmamalıdır. Sorunun çözümü için yalnızca bir kuruma işaret etmek yerine, görev dağılımının hangi aşamada nasıl işlediğini anlamak gerekir.
3. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Hukuki Çerçeve
Sahipsiz hayvanların yönetiminde temel yasal düzenleme, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'dur. Kanunda 2024 yılında yapılan değişiklikler, sahipsiz hayvanlara yönelik uygulamaların kapsamını ve belediyelerin sorumluluklarını önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu nedenle konuyla ilgili eski tarihli haberleri veya geçmişteki uygulamaları güncel hukuk gibi değerlendirmek doğru değildir.
Güncel mevzuatın değerlendirilmesinde üç konu özellikle önemlidir:
- Yetki ve görev dağılımı: Merkezi idare, yerel yönetimler ve ilgili kamu birimlerinin hangi işlerden sorumlu olduğunun belirlenmesi.
- Hayvan bakımevleri ve rehabilitasyon: Hayvanların uygun koşullarda barındırılması, veterinerlik hizmetlerinin yürütülmesi ve kayıt sistemlerinin işletilmesi.
- Sahiplendirme ve sorumlu sahiplik: Sahipsiz hayvanların kontrolsüz biçimde çoğalmasını önlemek ve hayvanların yeniden sahipsiz kalmasına yol açan insan davranışlarını azaltmak.
2024'teki değişikliklerle köpeklerin bakımevlerinde tutulması ve sahiplendirilinceye kadar barındırılması yaklaşımı mevzuatta öne çıkmıştır. Bununla birlikte, bir olayın hukuki değerlendirmesi yapılırken kanunun güncel metni, ilgili yönetmelikler ve somut olayın özellikleri birlikte incelenmelidir. Kanuni bir yükümlülüğün varlığı ile bu yükümlülüğün sahada ne ölçüde yerine getirildiği farklı sorulardır.
Mevzuatın resmî metni için Mevzuat Bilgi Sistemi ve Resmî Gazete esas alınmalıdır. Özellikle belediyelerin görevleri, bakımevi standartları, bütçe yükümlülükleri ve geçiş süreleri hakkındaki değerlendirmelerde ikincil kaynaklardan önce yürürlükteki düzenlemeye bakılması gerekir.
Bilimsel açıdan burada üzerinde durulması gereken soru şudur: Bir kanunun varlığı, tek başına etkili bir yönetim için yeterli midir? Elbette değildir. Uygulama kapasitesi, veteriner hekim sayısı, bütçe, denetim, veri kalitesi ve kurumlar arası koordinasyon da sonuçları belirler. Bu nedenle hukuki düzenlemelerin başarısı, yalnızca metin üzerinden değil, ölçülebilir sonuçlar üzerinden de değerlendirilmelidir.
Yazma
4. Bilimsel Araştırmalar Ne Söylüyor? Veriler Nasıl Yorumlanmalı?
Başıboş köpekler konusunda sağlıklı kararlar alabilmek için yalnızca kişisel deneyimlere, sosyal medya paylaşımlarına veya basında yer alan çarpıcı olaylara dayanmak yeterli değildir. Bilimsel yaklaşım; ölçülebilir verileri, karşılaştırılabilir sonuçları ve farklı araştırma yöntemlerini birlikte değerlendirmeyi gerektirir.
Smith ve çalışma arkadaşlarının 2019 yılında Animals dergisinde yayımlanan araştırması, köpek popülasyonlarının yönetimine ilişkin önemli bir sistematik derlemedir. Araştırmacılar, 15 ülkeden 39 bilimsel çalışmayı inceleyerek farklı yönetim yöntemlerinin etkilerini değerlendirmiştir. İncelenen yöntemler arasında kısırlaştırma, barınaklarda barındırma ve popülasyonun azaltılmasına yönelik uygulamalar bulunmaktadır.
Araştırmanın önemli bulgularından biri, doğurganlığın kontrol edilmesine yönelik yöntemlerin köpek sayısındaki değişim açısından umut verici sonuçlar göstermesidir. Bununla birlikte araştırmacılar, incelenen çalışmaların kanıt kalitesinin her zaman yeterli olmadığını da belirtmiştir. Örneğin çalışmaların yalnızca yüzde 17'sinde kontrol grubu kullanılmış, yüzde 11'inde örneklem büyüklüğü hesaplaması raporlanmıştır.
Bu oranlar bize ne anlatıyor? Herhangi bir yöntemin başarılı olduğunu söylemek için yalnızca uygulama sonrasındaki köpek sayısına bakmak yeterli değildir. Aynı zamanda başlangıçtaki popülasyon, yeni doğumlar, terk edilen hayvanlar, ölüm oranları, göç hareketleri ve uygulamanın süresi de dikkate alınmalıdır.
Kaynak: Smith, L. M. ve diğerleri (2019). The Effectiveness of Dog Population Management: A Systematic Review. Animals, 9(12), 1020. https://doi.org/10.3390/ani9121020
Bu çalışma hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmıştır. Ancak sistematik derleme olması, içerdiği bütün sonuçların her ülke ve şehir için aynı şekilde geçerli olduğu anlamına gelmez. Yerel koşullar, uygulama kapasitesi ve toplumun hayvan sahiplenme davranışları sonuçları değiştirebilir.
5. Köpek Popülasyonu Nasıl Ölçülmeli? Araştırma Yöntemlerinin Önemi
Bir şehirde kaç sahipsiz köpek bulunduğunu bilmeden etkili bir yönetim programı hazırlamak oldukça zordur. Buna rağmen popülasyon tahmini, göründüğünden daha karmaşık bir bilimsel problemdir.
Belo ve çalışma arkadaşlarının 2015 yılında PLOS ONE dergisinde yayımladığı sistematik derleme, serbest dolaşan köpeklerin sayısını tahmin etmek için kullanılan yöntemleri incelemiştir. Araştırmacılar 26 çalışmayı değerlendirmiş ve birçok araştırmada hayvanların fark edilme olasılığının yeterince hesaba katılmadığını ortaya koymuştur.
Örneğin bir mahallede yapılan tek seferlik sayımda bazı köpekler saklandıkları, farklı sokaklara gittikleri veya sayım sırasında görünmedikleri için kaydedilmeyebilir. Bu nedenle gözlenen hayvan sayısı, gerçek popülasyonun doğrudan karşılığı olmayabilir.
Bilimsel açıdan daha güvenilir bir değerlendirme için şu yöntemlerden yararlanılabilir:
- Standartlaştırılmış saha sayımları: Belirli güzergâhlarda, benzer saatlerde ve düzenli aralıklarla gözlem yapılması.
- Fotoğrafla bireysel tanımlama: Aynı hayvanın farklı günlerde tekrar sayılmasının önlenmesi.
- İşaretleme ve yeniden gözlem yöntemleri: Uygun etik ve veterinerlik koşullarında popülasyonun büyüklüğünün tahmin edilmesi.
- Coğrafi bilgi sistemleri: Köpeklerin yoğunlaştığı bölgelerin, beslenme kaynaklarının ve olay kayıtlarının haritalanması.
- Zaman serisi analizi: Uygulama öncesi ve sonrasındaki değişimlerin aylar veya yıllar boyunca izlenmesi.
Kaynak: Belo, V. S. ve diğerleri (2015). Population Estimation Methods for Free-Ranging Dogs: A Systematic Review. PLOS ONE. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26673165/
Bu yöntemler yalnızca kaç köpek bulunduğunu belirlemek için değil, kamu kaynaklarının doğru kullanılıp kullanılmadığını değerlendirmek için de önemlidir. Bir belediye binlerce hayvana müdahale ettiğini açıklıyorsa bu sayının hangi kayıt sistemine, tanımlama yöntemine ve ölçüm dönemine dayandığı da açıklanmalıdır.
Burada forum üyelerine yöneltilebilecek temel soru şudur: Belediyelerin sahipsiz köpeklerle ilgili faaliyetleri, yapılan harcamalar ve elde edilen sonuçlar herkesin erişebileceği bir veri sistemi üzerinden yayımlanmalı mıdır?
6. Halk Sağlığı ve İnsan Güvenliği Açısından Değerlendirme
Sahipsiz köpekler konusu halk sağlığı açısından da incelenmelidir. Köpek ısırıkları, kuduz riski, bazı paraziter hastalıklar ve trafik kazaları gibi sorunlar, hayvan popülasyonlarının yönetimiyle bağlantılı olabilir. Ancak bu risklerin büyüklüğü, bölgedeki hastalıkların görülme sıklığına, aşılama oranlarına, hayvanların davranışlarına ve insanların maruz kalma durumlarına göre değişir.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), köpek popülasyonu yönetimini yalnızca hayvan sayısını azaltmaya yönelik bir uygulama olarak değerlendirmez. Örgütün yaklaşımı; insan sağlığının korunmasını, hayvan refahını, sorumlu sahipliği ve sürdürülebilir popülasyon yönetimini birlikte ele alır.
WOAH'ın Köpek Popülasyonu Yönetimi başlıklı uluslararası standartlarında, kitlesel itlafın etkisiz kalabileceği veya ters sonuçlar doğurabileceği belirtilmektedir. Özellikle kuduz kontrolünde yalnızca hayvan sayısını azaltmanın hastalığın yaygınlığını düşürmek için yeterli olmadığı vurgulanır. Aşılama, üreme kontrolü, sorumlu sahiplik ve düzenli izleme gibi uygulamalar birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak: World Organisation for Animal Health (WOAH), Terrestrial Animal Health Code, Chapter 7.7: Dog Population Management. https://www.woah.org/fileadmin/Home/eng/Health_standards/tahc/current/en_chapitre_aw_stray_dog.htm
Bu yaklaşım, güvenlik sorunlarını görmezden gelmek anlamına gelmez. İnsanların çocuklarını parka gönderirken endişe duymaması, yaşlıların sokakta güvenle yürüyebilmesi ve çalışanların günlük güzergâhlarında tehdit hissetmemesi meşru beklentilerdir. Aynı zamanda hastalık taşıyan veya saldırgan davranış gösteren hayvanların uygun veterinerlik ve güvenlik prosedürleriyle ele alınması gerekir.
Bununla birlikte, tek bir saldırı haberi üzerinden bütün köpeklerin saldırgan olduğu sonucuna varmak bilimsel açıdan hatalıdır. Aynı şekilde, geçmişte saldırı yaşamamış olmak da hiçbir risk bulunmadığını kanıtlamaz. Sağlıklı değerlendirme için olay sayıları, nüfusa oranlar, yaralanma düzeyleri ve zaman içindeki değişimler birlikte incelenmelidir.
Türkiye özelinde kuduz vakaları, ısırık bildirimleri ve veterinerlik kayıtları gibi göstergelerin ortak bir değerlendirme sisteminde ele alınması, hangi bölgelerde hangi önlemlerin öncelikli olması gerektiğini belirlemeye yardımcı olabilir.
7. Hayvan Refahı, Empati ve Toplumsal Bakış Açıları
Konunun bir diğer boyutu hayvan refahıdır. Sokakta yaşayan köpekler açlık, susuzluk, trafik kazaları, enfeksiyonlar, kötü muamele ve olumsuz hava koşullarıyla karşılaşabilir. Dolayısıyla sahipsiz hayvan yönetimi yalnızca insanların güvenliğini sağlama amacıyla değil, hayvanların yaşam koşullarını iyileştirme hedefiyle de ele alınmalıdır.
Burada önemli olan, insan güvenliği ile hayvan refahını birbirine düşman iki kavram gibi görmemektir. İyi planlanmış bir sistem her iki hedefi de gözetebilir. Bunun için uygun bakımevleri, yeterli veteriner hekim kapasitesi, sağlık kontrolleri, kayıt ve izleme sistemleri, sahiplendirme programları ve sorumlu hayvan sahipliğini teşvik eden politikalar birlikte düşünülmelidir.
Toplumsal tartışmalarda kadınların daha çok empatiye, erkeklerin ise sayısal verilere odaklandığı yönünde genellemeler yapılabiliyor. Ancak bu tür farklılıkları biyolojik veya değişmez özellikler gibi sunmak doğru değildir. Empati de analitik düşünme de cinsiyete özgü değildir; bireysel deneyimler, eğitim, meslek ve sosyal çevre insanların yaklaşımını etkileyebilir.
Örneğin veteriner hekimlik yapan bir erkek, hayvan refahını merkeze alan bir yaklaşım geliştirebilir. Çocuklarının güvenliği konusunda kaygı duyan bir kadın ise olay kayıtlarını ve belediye performansını dikkatle inceleyebilir. Hayvan hakları savunucuları arasında istatistikleri temel alanlar olduğu gibi, kamu güvenliğini savunurken hayvanlara kötü muamele edilmesine karşı çıkan insanlar da vardır.
Bu nedenle tartışmayı kadınların ve erkeklerin hangi görüşte olması gerektiği üzerinden değil, farklı kaygıların nasıl kanıta dayalı bir çözümde buluşturulabileceği üzerinden yürütmek daha yararlıdır.
8. Sorunun Kaynağı: Yalnızca Sokaktaki Köpekler mi?
Popülasyon yönetiminde sıkça gözden kaçan konulardan biri, sahipsiz köpeklerin ortaya çıkış nedenleridir. Sahipsiz hayvanların sayısını etkileyen faktörler arasında kontrolsüz üreme, evcil hayvanların terk edilmesi, kayıt dışı üretim, sorumsuz sahiplik ve hayvanların beslenme kaynaklarına erişimi sayılabilir.
WOAH, etkili köpek popülasyonu yönetiminin yalnızca sokakta görülen hayvanlara yönelik müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgular. Sahipli hayvanlar da yönetim planının bir parçası olmalıdır; çünkü sahipli olduğu hâlde serbest dolaşan veya daha sonra terk edilen köpekler popülasyon dinamiklerini etkileyebilir.
Bu çerçevede uzun vadeli bir çözüm için şu uygulamalar önem taşır:
- Hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıtlarının güncel tutulması.
- Sahiplerin hayvanlarını terk etmelerini önleyecek sorumluluk ve denetim mekanizmalarının uygulanması.
- Uygun koşullarda kısırlaştırma ve veterinerlik hizmetlerinin planlanması.
- Hayvan satın alma ve sahiplenme süreçlerinde bilinçlendirme yapılması.
- Bakımevlerinin kapasitesinin, bakım standartlarının ve mali kaynaklarının düzenli olarak denetlenmesi.
- Belediyeler, merkezi idare, veteriner hekimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliği kurulması.
Buradaki temel mesele, tek bir müdahalenin her sorunu çözmesini beklememektir. Bir mahallede köpeklerin toplanması kısa vadede görünür sayıyı azaltabilir; ancak terk edilme ve kontrolsüz üreme devam ediyorsa aynı bölgedeki popülasyon zamanla yeniden artabilir. Bu ihtimalin gerçekten yaşanıp yaşanmadığı ise düzenli saha verileriyle araştırılmalıdır.
9. Başarılı Bir Yönetim Politikası Nasıl Ölçülmeli?
Bir uygulamanın başarılı olup olmadığını belirlemek için önceden tanımlanmış göstergelere ihtiyaç vardır. Yalnızca toplanan köpek sayısı veya kurulan bakımevi sayısı üzerinden değerlendirme yapmak, politikanın toplumsal ve bilimsel sonuçlarını anlamak için yeterli değildir.
Daha kapsamlı bir değerlendirme sistemi şu göstergeleri içerebilir:
1. Belirli bölgelerdeki sahipsiz köpek popülasyonunun zaman içindeki değişimi.
2. Köpek ısırığı ve saldırı bildirimlerinin sayısı ve ciddiyeti.
3. Kuduz aşılaması ve veterinerlik hizmetlerine ilişkin ölçülebilir göstergeler.
4. Bakımevlerindeki hayvanların sağlık durumu, yaşam koşulları ve ölüm oranları.
5. Sahiplendirme oranları ve yeniden sokağa terk edilme vakaları.
6. Hayvan yönetimi için harcanan kamu kaynaklarının maliyet ve sonuçları.
7. Vatandaşların güvenlik algısı ile hayvan refahına ilişkin toplumsal değerlendirmeler.
Bu göstergeler düzenli olarak yayımlanırsa belediyeler arasında karşılaştırma yapılabilir. Ancak karşılaştırmaların adil olabilmesi için nüfus, coğrafi büyüklük, başlangıçtaki köpek sayısı ve bütçe gibi değişkenlerin de hesaba katılması gerekir.
Bilimsel değerlendirmede mümkün olduğunda uygulama öncesi ve sonrası verileri karşılaştırılmalı, uygun kontrol bölgeleri kullanılmalı ve sonuçların başka etkenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Böylece yalnızca bir uygulamanın ardından yaşanan değişim değil, o değişimde uygulamanın gerçekten ne kadar etkili olduğu da anlaşılabilir.
10. Sonuç ve Forum Tartışması: Sorumluluk Kimde, Çözüm Nasıl Olmalı?
Başıboş köpeklerle ilgili sorumluluğu tek bir kuruma indirgemek, meselenin gerçek boyutunu açıklamakta yetersiz kalır. Merkezi düzeyde Tarım ve Orman Bakanlığı önemli görevler üstlenirken, belediyeler yerel hizmetlerin ve hayvan bakımevlerine ilişkin uygulamaların temel aktörleridir. İlgili diğer kamu kurumları da kendi yetki ve sorumlulukları kapsamında sürece katılabilir.
Bilimsel araştırmalar, köpek popülasyonlarının yönetiminde tek bir yöntemin her yerde aynı sonucu vermediğini göstermektedir. Etkili politikalar için güvenilir nüfus tahminleri, veterinerlik hizmetleri, sorumlu sahiplik, düzenli izleme, insan güvenliği ve hayvan refahı birlikte değerlendirilmelidir.
Bence tartışmanın asıl odak noktası, hangi tarafın haklı olduğunu ilan etmekten çok, hangi uygulamanın hangi koşullarda işe yaradığını ortaya koymak olmalıdır. Bir uygulama kamu güvenliğini artırıyorsa bunun verilerle gösterilmesi; hayvan refahını koruduğu iddia ediliyorsa bunun da ölçülebilir standartlarla değerlendirilmesi gerekir.
Forum üyeleri olarak şu sorular üzerinde düşünmeye değer:
- Sizce sahipsiz köpeklerin yönetiminde merkezi idare mi, belediyeler mi daha fazla sorumluluk üstlenmeli?
- Belediyelerin toplama, bakım, veterinerlik hizmetleri ve harcamalarına ilişkin verileri kamuoyuna düzenli olarak açıklaması zorunlu olmalı mı?
- Hayvan refahını korurken insan güvenliğini artırmak için hangi uygulamalara öncelik verilmeli?
- Kısırlaştırma, aşılama, sahiplendirme ve bakımevi kapasitesi arasında nasıl bir denge kurulmalı?
- Bir politikanın başarılı sayılması için yalnızca köpek sayısının azalması yeterli midir, yoksa ısırık vakaları, hayvan sağlığı ve maliyetler de aynı ölçüde dikkate alınmalı mıdır?
- Sahipsiz hayvanların ortaya çıkmasında insan davranışlarının payı nasıl azaltılabilir?
Bu sorulara verilecek yanıtların kişisel deneyimlerin yanında bilimsel araştırmalar, güvenilir istatistikler ve yürürlükteki mevzuatla desteklenmesi önemlidir. Çünkü kalıcı çözüm, yalnızca hayvanları bir yerden başka bir yere taşımakla değil, sorunun nedenlerini anlamak ve uygulamaların sonuçlarını şeffaf biçimde ölçmekle mümkün olabilir.
Kaynakça
1. Smith, L. M. ve diğerleri (2019). “The Effectiveness of Dog Population Management: A Systematic Review.” Animals, 9(12), 1020. https://doi.org/10.3390/ani9121020
2. Belo, V. S. ve diğerleri (2015). “Population Estimation Methods for Free-Ranging Dogs: A Systematic Review.” PLOS ONE. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26673165/
3. World Organisation for Animal Health (WOAH). “Terrestrial Animal Health Code, Chapter 7.7: Dog Population Management.” https://www.woah.org/fileadmin/Home/eng/Health_standards/tahc/current/en_chapitre_aw_stray_dog.htm
4. Türkiye Belediyeler Birliği. Sahipsiz Hayvanlara Yönelik Belediye Hizmetleri. https://www.tbb.gov.tr/sites/default/files/attachments/2025-08/sahipsiz-hayvanlara-yonelik-belediye-hizmetleri.pdf
5. Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili güncel mevzuat.
6. Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazete. 5199 sayılı Kanun'da 2024 yılında yapılan değişikliklere ilişkin mevzuat kayıtları.
BAŞIBOŞ KÖPEKLERLE HANGİ BAKANLIK İLGİLENİYOR? BİLİMSEL VERİLER, YASAL SORUMLULUKLAR VE TOPLUMSAL ETKİLER
1. Giriş: Sokak Köpekleri Meselesine Bilimsel Bir Bakış
Sokakta yürürken karşımıza çıkan bir köpek, bir insan için sevimli bir dost, başka biri içinse güvenlik endişesi kaynağı olabilir. Bu farklı deneyimler, başıboş köpekler konusunun neden yalnızca hayvan sevgisi veya güvenlik tartışması olarak ele alınamayacağını gösteriyor. Konuyu bilimsel açıdan ilginç kılan nokta da tam olarak burada başlıyor: İnsan güvenliği, hayvan refahı, halk sağlığı, kamu yönetimi ve hukuk aynı sorunun farklı parçalarını oluşturuyor.
Türkiye'de sahipsiz köpeklerle hangi bakanlığın ilgilendiği sorusuna verilecek cevap, sanıldığından biraz daha kapsamlıdır. Temel bakanlık sorumluluğu Tarım ve Orman Bakanlığına ait olmakla birlikte, sahipsiz köpeklerin toplanması, bakımevlerinde barındırılması ve yerel düzeyde yönetilmesinde belediyeler doğrudan görev üstlenir. İçişleri Bakanlığı ve mülki idare amirlikleri de kendi yetki alanları çerçevesinde denetim ve idari koordinasyon süreçlerinde rol oynayabilir.
Bu yazıda mevzuatı, bilimsel araştırmaları ve toplumsal etkileri birlikte inceleyeceğiz. Amacımız yalnızca yetkili kurumu belirlemek değil, alınan kararların hangi kanıtlara dayanması gerektiğini de tartışmaya açmak.
2. Türkiye'de Sahipsiz Köpeklerden Sorumlu Bakanlık Hangisidir?
Türkiye'de sahipsiz hayvanlarla ilgili merkezi idare sorumluluğunun başlıca adresi Tarım ve Orman Bakanlığıdır. Bakanlığın Doğa Koruma ve Millî Parklar Genel Müdürlüğü, sahipsiz hayvanlara ilişkin mevzuat ve uygulama süreçlerinde önemli görevler üstlenir. Ancak bu durum, sokakta görülen her köpeğin doğrudan bakanlık personeli tarafından toplanacağı anlamına gelmez.
Yerel uygulamalarda belediyelerin sorumluluğu belirleyicidir. Büyükşehir, il ve mevzuatta belirtilen diğer belediyeler; hayvan bakımevleri, rehabilitasyon, kayıt, bakım ve ilgili saha hizmetleri bakımından görev sahibidir. Veterinerlik hizmetleri de bu sürecin önemli bir parçasıdır.
Türkiye Belediyeler Birliğinin sahipsiz hayvan hizmetlerine ilişkin rehberinde, hayvan bakımevlerinin kurulması, hizmet kapasitesinin geliştirilmesi ve rehabilite edilen köpeklerin sahiplendirilinceye kadar bakımevlerinde barındırılması gibi uygulamalara yer verilmektedir. Rehber, yerel yönetimlerin rolünü ve Tarım ve Orman Bakanlığının izin süreçlerindeki konumunu açıklaması bakımından yararlı bir başvuru kaynağıdır.
Kaynak: Türkiye Belediyeler Birliği, Sahipsiz Hayvanlara Yönelik Belediye Hizmetleri. https://www.tbb.gov.tr/sites/default/files/attachments/2025-08/sahipsiz-hayvanlara-yonelik-belediye-hizmetleri.pdf
Peki, bir vatandaş sokakta saldırgan davranış gösteren, yaralı veya hasta bir köpekle karşılaştığında ne yapmalıdır? Öncelikle ilgili belediyenin veteriner işleri birimine ya da sahipsiz hayvan hizmetlerini yürüten birimine bildirimde bulunabilir. Acil insan güvenliği riski varsa kolluk birimlerine de başvurulabilir. İhbarın tarihini, yerini ve varsa olayla ilgili güvenilir belgeleri kaydetmek, başvurunun takip edilebilirliğini artırır.
Burada önemli bir ayrım var: Bakanlığın merkezi düzeydeki düzenleme ve koordinasyon rolü ile belediyenin sahadaki uygulama sorumluluğu birbirine karıştırılmamalıdır. Sorunun çözümü için yalnızca bir kuruma işaret etmek yerine, görev dağılımının hangi aşamada nasıl işlediğini anlamak gerekir.
3. 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve Hukuki Çerçeve
Sahipsiz hayvanların yönetiminde temel yasal düzenleme, 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu'dur. Kanunda 2024 yılında yapılan değişiklikler, sahipsiz hayvanlara yönelik uygulamaların kapsamını ve belediyelerin sorumluluklarını önemli ölçüde değiştirmiştir. Bu nedenle konuyla ilgili eski tarihli haberleri veya geçmişteki uygulamaları güncel hukuk gibi değerlendirmek doğru değildir.
Güncel mevzuatın değerlendirilmesinde üç konu özellikle önemlidir:
- Yetki ve görev dağılımı: Merkezi idare, yerel yönetimler ve ilgili kamu birimlerinin hangi işlerden sorumlu olduğunun belirlenmesi.
- Hayvan bakımevleri ve rehabilitasyon: Hayvanların uygun koşullarda barındırılması, veterinerlik hizmetlerinin yürütülmesi ve kayıt sistemlerinin işletilmesi.
- Sahiplendirme ve sorumlu sahiplik: Sahipsiz hayvanların kontrolsüz biçimde çoğalmasını önlemek ve hayvanların yeniden sahipsiz kalmasına yol açan insan davranışlarını azaltmak.
2024'teki değişikliklerle köpeklerin bakımevlerinde tutulması ve sahiplendirilinceye kadar barındırılması yaklaşımı mevzuatta öne çıkmıştır. Bununla birlikte, bir olayın hukuki değerlendirmesi yapılırken kanunun güncel metni, ilgili yönetmelikler ve somut olayın özellikleri birlikte incelenmelidir. Kanuni bir yükümlülüğün varlığı ile bu yükümlülüğün sahada ne ölçüde yerine getirildiği farklı sorulardır.
Mevzuatın resmî metni için Mevzuat Bilgi Sistemi ve Resmî Gazete esas alınmalıdır. Özellikle belediyelerin görevleri, bakımevi standartları, bütçe yükümlülükleri ve geçiş süreleri hakkındaki değerlendirmelerde ikincil kaynaklardan önce yürürlükteki düzenlemeye bakılması gerekir.
Bilimsel açıdan burada üzerinde durulması gereken soru şudur: Bir kanunun varlığı, tek başına etkili bir yönetim için yeterli midir? Elbette değildir. Uygulama kapasitesi, veteriner hekim sayısı, bütçe, denetim, veri kalitesi ve kurumlar arası koordinasyon da sonuçları belirler. Bu nedenle hukuki düzenlemelerin başarısı, yalnızca metin üzerinden değil, ölçülebilir sonuçlar üzerinden de değerlendirilmelidir.
Yazma
4. Bilimsel Araştırmalar Ne Söylüyor? Veriler Nasıl Yorumlanmalı?
Başıboş köpekler konusunda sağlıklı kararlar alabilmek için yalnızca kişisel deneyimlere, sosyal medya paylaşımlarına veya basında yer alan çarpıcı olaylara dayanmak yeterli değildir. Bilimsel yaklaşım; ölçülebilir verileri, karşılaştırılabilir sonuçları ve farklı araştırma yöntemlerini birlikte değerlendirmeyi gerektirir.
Smith ve çalışma arkadaşlarının 2019 yılında Animals dergisinde yayımlanan araştırması, köpek popülasyonlarının yönetimine ilişkin önemli bir sistematik derlemedir. Araştırmacılar, 15 ülkeden 39 bilimsel çalışmayı inceleyerek farklı yönetim yöntemlerinin etkilerini değerlendirmiştir. İncelenen yöntemler arasında kısırlaştırma, barınaklarda barındırma ve popülasyonun azaltılmasına yönelik uygulamalar bulunmaktadır.
Araştırmanın önemli bulgularından biri, doğurganlığın kontrol edilmesine yönelik yöntemlerin köpek sayısındaki değişim açısından umut verici sonuçlar göstermesidir. Bununla birlikte araştırmacılar, incelenen çalışmaların kanıt kalitesinin her zaman yeterli olmadığını da belirtmiştir. Örneğin çalışmaların yalnızca yüzde 17'sinde kontrol grubu kullanılmış, yüzde 11'inde örneklem büyüklüğü hesaplaması raporlanmıştır.
Bu oranlar bize ne anlatıyor? Herhangi bir yöntemin başarılı olduğunu söylemek için yalnızca uygulama sonrasındaki köpek sayısına bakmak yeterli değildir. Aynı zamanda başlangıçtaki popülasyon, yeni doğumlar, terk edilen hayvanlar, ölüm oranları, göç hareketleri ve uygulamanın süresi de dikkate alınmalıdır.
Kaynak: Smith, L. M. ve diğerleri (2019). The Effectiveness of Dog Population Management: A Systematic Review. Animals, 9(12), 1020. https://doi.org/10.3390/ani9121020
Bu çalışma hakemli bir bilimsel dergide yayımlanmıştır. Ancak sistematik derleme olması, içerdiği bütün sonuçların her ülke ve şehir için aynı şekilde geçerli olduğu anlamına gelmez. Yerel koşullar, uygulama kapasitesi ve toplumun hayvan sahiplenme davranışları sonuçları değiştirebilir.
5. Köpek Popülasyonu Nasıl Ölçülmeli? Araştırma Yöntemlerinin Önemi
Bir şehirde kaç sahipsiz köpek bulunduğunu bilmeden etkili bir yönetim programı hazırlamak oldukça zordur. Buna rağmen popülasyon tahmini, göründüğünden daha karmaşık bir bilimsel problemdir.
Belo ve çalışma arkadaşlarının 2015 yılında PLOS ONE dergisinde yayımladığı sistematik derleme, serbest dolaşan köpeklerin sayısını tahmin etmek için kullanılan yöntemleri incelemiştir. Araştırmacılar 26 çalışmayı değerlendirmiş ve birçok araştırmada hayvanların fark edilme olasılığının yeterince hesaba katılmadığını ortaya koymuştur.
Örneğin bir mahallede yapılan tek seferlik sayımda bazı köpekler saklandıkları, farklı sokaklara gittikleri veya sayım sırasında görünmedikleri için kaydedilmeyebilir. Bu nedenle gözlenen hayvan sayısı, gerçek popülasyonun doğrudan karşılığı olmayabilir.
Bilimsel açıdan daha güvenilir bir değerlendirme için şu yöntemlerden yararlanılabilir:
- Standartlaştırılmış saha sayımları: Belirli güzergâhlarda, benzer saatlerde ve düzenli aralıklarla gözlem yapılması.
- Fotoğrafla bireysel tanımlama: Aynı hayvanın farklı günlerde tekrar sayılmasının önlenmesi.
- İşaretleme ve yeniden gözlem yöntemleri: Uygun etik ve veterinerlik koşullarında popülasyonun büyüklüğünün tahmin edilmesi.
- Coğrafi bilgi sistemleri: Köpeklerin yoğunlaştığı bölgelerin, beslenme kaynaklarının ve olay kayıtlarının haritalanması.
- Zaman serisi analizi: Uygulama öncesi ve sonrasındaki değişimlerin aylar veya yıllar boyunca izlenmesi.
Kaynak: Belo, V. S. ve diğerleri (2015). Population Estimation Methods for Free-Ranging Dogs: A Systematic Review. PLOS ONE. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26673165/
Bu yöntemler yalnızca kaç köpek bulunduğunu belirlemek için değil, kamu kaynaklarının doğru kullanılıp kullanılmadığını değerlendirmek için de önemlidir. Bir belediye binlerce hayvana müdahale ettiğini açıklıyorsa bu sayının hangi kayıt sistemine, tanımlama yöntemine ve ölçüm dönemine dayandığı da açıklanmalıdır.
Burada forum üyelerine yöneltilebilecek temel soru şudur: Belediyelerin sahipsiz köpeklerle ilgili faaliyetleri, yapılan harcamalar ve elde edilen sonuçlar herkesin erişebileceği bir veri sistemi üzerinden yayımlanmalı mıdır?
6. Halk Sağlığı ve İnsan Güvenliği Açısından Değerlendirme
Sahipsiz köpekler konusu halk sağlığı açısından da incelenmelidir. Köpek ısırıkları, kuduz riski, bazı paraziter hastalıklar ve trafik kazaları gibi sorunlar, hayvan popülasyonlarının yönetimiyle bağlantılı olabilir. Ancak bu risklerin büyüklüğü, bölgedeki hastalıkların görülme sıklığına, aşılama oranlarına, hayvanların davranışlarına ve insanların maruz kalma durumlarına göre değişir.
Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (WOAH), köpek popülasyonu yönetimini yalnızca hayvan sayısını azaltmaya yönelik bir uygulama olarak değerlendirmez. Örgütün yaklaşımı; insan sağlığının korunmasını, hayvan refahını, sorumlu sahipliği ve sürdürülebilir popülasyon yönetimini birlikte ele alır.
WOAH'ın Köpek Popülasyonu Yönetimi başlıklı uluslararası standartlarında, kitlesel itlafın etkisiz kalabileceği veya ters sonuçlar doğurabileceği belirtilmektedir. Özellikle kuduz kontrolünde yalnızca hayvan sayısını azaltmanın hastalığın yaygınlığını düşürmek için yeterli olmadığı vurgulanır. Aşılama, üreme kontrolü, sorumlu sahiplik ve düzenli izleme gibi uygulamalar birlikte değerlendirilmelidir.
Kaynak: World Organisation for Animal Health (WOAH), Terrestrial Animal Health Code, Chapter 7.7: Dog Population Management. https://www.woah.org/fileadmin/Home/eng/Health_standards/tahc/current/en_chapitre_aw_stray_dog.htm
Bu yaklaşım, güvenlik sorunlarını görmezden gelmek anlamına gelmez. İnsanların çocuklarını parka gönderirken endişe duymaması, yaşlıların sokakta güvenle yürüyebilmesi ve çalışanların günlük güzergâhlarında tehdit hissetmemesi meşru beklentilerdir. Aynı zamanda hastalık taşıyan veya saldırgan davranış gösteren hayvanların uygun veterinerlik ve güvenlik prosedürleriyle ele alınması gerekir.
Bununla birlikte, tek bir saldırı haberi üzerinden bütün köpeklerin saldırgan olduğu sonucuna varmak bilimsel açıdan hatalıdır. Aynı şekilde, geçmişte saldırı yaşamamış olmak da hiçbir risk bulunmadığını kanıtlamaz. Sağlıklı değerlendirme için olay sayıları, nüfusa oranlar, yaralanma düzeyleri ve zaman içindeki değişimler birlikte incelenmelidir.
Türkiye özelinde kuduz vakaları, ısırık bildirimleri ve veterinerlik kayıtları gibi göstergelerin ortak bir değerlendirme sisteminde ele alınması, hangi bölgelerde hangi önlemlerin öncelikli olması gerektiğini belirlemeye yardımcı olabilir.
7. Hayvan Refahı, Empati ve Toplumsal Bakış Açıları
Konunun bir diğer boyutu hayvan refahıdır. Sokakta yaşayan köpekler açlık, susuzluk, trafik kazaları, enfeksiyonlar, kötü muamele ve olumsuz hava koşullarıyla karşılaşabilir. Dolayısıyla sahipsiz hayvan yönetimi yalnızca insanların güvenliğini sağlama amacıyla değil, hayvanların yaşam koşullarını iyileştirme hedefiyle de ele alınmalıdır.
Burada önemli olan, insan güvenliği ile hayvan refahını birbirine düşman iki kavram gibi görmemektir. İyi planlanmış bir sistem her iki hedefi de gözetebilir. Bunun için uygun bakımevleri, yeterli veteriner hekim kapasitesi, sağlık kontrolleri, kayıt ve izleme sistemleri, sahiplendirme programları ve sorumlu hayvan sahipliğini teşvik eden politikalar birlikte düşünülmelidir.
Toplumsal tartışmalarda kadınların daha çok empatiye, erkeklerin ise sayısal verilere odaklandığı yönünde genellemeler yapılabiliyor. Ancak bu tür farklılıkları biyolojik veya değişmez özellikler gibi sunmak doğru değildir. Empati de analitik düşünme de cinsiyete özgü değildir; bireysel deneyimler, eğitim, meslek ve sosyal çevre insanların yaklaşımını etkileyebilir.
Örneğin veteriner hekimlik yapan bir erkek, hayvan refahını merkeze alan bir yaklaşım geliştirebilir. Çocuklarının güvenliği konusunda kaygı duyan bir kadın ise olay kayıtlarını ve belediye performansını dikkatle inceleyebilir. Hayvan hakları savunucuları arasında istatistikleri temel alanlar olduğu gibi, kamu güvenliğini savunurken hayvanlara kötü muamele edilmesine karşı çıkan insanlar da vardır.
Bu nedenle tartışmayı kadınların ve erkeklerin hangi görüşte olması gerektiği üzerinden değil, farklı kaygıların nasıl kanıta dayalı bir çözümde buluşturulabileceği üzerinden yürütmek daha yararlıdır.
8. Sorunun Kaynağı: Yalnızca Sokaktaki Köpekler mi?
Popülasyon yönetiminde sıkça gözden kaçan konulardan biri, sahipsiz köpeklerin ortaya çıkış nedenleridir. Sahipsiz hayvanların sayısını etkileyen faktörler arasında kontrolsüz üreme, evcil hayvanların terk edilmesi, kayıt dışı üretim, sorumsuz sahiplik ve hayvanların beslenme kaynaklarına erişimi sayılabilir.
WOAH, etkili köpek popülasyonu yönetiminin yalnızca sokakta görülen hayvanlara yönelik müdahalelerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgular. Sahipli hayvanlar da yönetim planının bir parçası olmalıdır; çünkü sahipli olduğu hâlde serbest dolaşan veya daha sonra terk edilen köpekler popülasyon dinamiklerini etkileyebilir.
Bu çerçevede uzun vadeli bir çözüm için şu uygulamalar önem taşır:
- Hayvanların kimliklendirilmesi ve kayıtlarının güncel tutulması.
- Sahiplerin hayvanlarını terk etmelerini önleyecek sorumluluk ve denetim mekanizmalarının uygulanması.
- Uygun koşullarda kısırlaştırma ve veterinerlik hizmetlerinin planlanması.
- Hayvan satın alma ve sahiplenme süreçlerinde bilinçlendirme yapılması.
- Bakımevlerinin kapasitesinin, bakım standartlarının ve mali kaynaklarının düzenli olarak denetlenmesi.
- Belediyeler, merkezi idare, veteriner hekimler, üniversiteler ve sivil toplum kuruluşları arasında iş birliği kurulması.
Buradaki temel mesele, tek bir müdahalenin her sorunu çözmesini beklememektir. Bir mahallede köpeklerin toplanması kısa vadede görünür sayıyı azaltabilir; ancak terk edilme ve kontrolsüz üreme devam ediyorsa aynı bölgedeki popülasyon zamanla yeniden artabilir. Bu ihtimalin gerçekten yaşanıp yaşanmadığı ise düzenli saha verileriyle araştırılmalıdır.
9. Başarılı Bir Yönetim Politikası Nasıl Ölçülmeli?
Bir uygulamanın başarılı olup olmadığını belirlemek için önceden tanımlanmış göstergelere ihtiyaç vardır. Yalnızca toplanan köpek sayısı veya kurulan bakımevi sayısı üzerinden değerlendirme yapmak, politikanın toplumsal ve bilimsel sonuçlarını anlamak için yeterli değildir.
Daha kapsamlı bir değerlendirme sistemi şu göstergeleri içerebilir:
1. Belirli bölgelerdeki sahipsiz köpek popülasyonunun zaman içindeki değişimi.
2. Köpek ısırığı ve saldırı bildirimlerinin sayısı ve ciddiyeti.
3. Kuduz aşılaması ve veterinerlik hizmetlerine ilişkin ölçülebilir göstergeler.
4. Bakımevlerindeki hayvanların sağlık durumu, yaşam koşulları ve ölüm oranları.
5. Sahiplendirme oranları ve yeniden sokağa terk edilme vakaları.
6. Hayvan yönetimi için harcanan kamu kaynaklarının maliyet ve sonuçları.
7. Vatandaşların güvenlik algısı ile hayvan refahına ilişkin toplumsal değerlendirmeler.
Bu göstergeler düzenli olarak yayımlanırsa belediyeler arasında karşılaştırma yapılabilir. Ancak karşılaştırmaların adil olabilmesi için nüfus, coğrafi büyüklük, başlangıçtaki köpek sayısı ve bütçe gibi değişkenlerin de hesaba katılması gerekir.
Bilimsel değerlendirmede mümkün olduğunda uygulama öncesi ve sonrası verileri karşılaştırılmalı, uygun kontrol bölgeleri kullanılmalı ve sonuçların başka etkenlerden kaynaklanıp kaynaklanmadığı araştırılmalıdır. Böylece yalnızca bir uygulamanın ardından yaşanan değişim değil, o değişimde uygulamanın gerçekten ne kadar etkili olduğu da anlaşılabilir.
10. Sonuç ve Forum Tartışması: Sorumluluk Kimde, Çözüm Nasıl Olmalı?
Başıboş köpeklerle ilgili sorumluluğu tek bir kuruma indirgemek, meselenin gerçek boyutunu açıklamakta yetersiz kalır. Merkezi düzeyde Tarım ve Orman Bakanlığı önemli görevler üstlenirken, belediyeler yerel hizmetlerin ve hayvan bakımevlerine ilişkin uygulamaların temel aktörleridir. İlgili diğer kamu kurumları da kendi yetki ve sorumlulukları kapsamında sürece katılabilir.
Bilimsel araştırmalar, köpek popülasyonlarının yönetiminde tek bir yöntemin her yerde aynı sonucu vermediğini göstermektedir. Etkili politikalar için güvenilir nüfus tahminleri, veterinerlik hizmetleri, sorumlu sahiplik, düzenli izleme, insan güvenliği ve hayvan refahı birlikte değerlendirilmelidir.
Bence tartışmanın asıl odak noktası, hangi tarafın haklı olduğunu ilan etmekten çok, hangi uygulamanın hangi koşullarda işe yaradığını ortaya koymak olmalıdır. Bir uygulama kamu güvenliğini artırıyorsa bunun verilerle gösterilmesi; hayvan refahını koruduğu iddia ediliyorsa bunun da ölçülebilir standartlarla değerlendirilmesi gerekir.
Forum üyeleri olarak şu sorular üzerinde düşünmeye değer:
- Sizce sahipsiz köpeklerin yönetiminde merkezi idare mi, belediyeler mi daha fazla sorumluluk üstlenmeli?
- Belediyelerin toplama, bakım, veterinerlik hizmetleri ve harcamalarına ilişkin verileri kamuoyuna düzenli olarak açıklaması zorunlu olmalı mı?
- Hayvan refahını korurken insan güvenliğini artırmak için hangi uygulamalara öncelik verilmeli?
- Kısırlaştırma, aşılama, sahiplendirme ve bakımevi kapasitesi arasında nasıl bir denge kurulmalı?
- Bir politikanın başarılı sayılması için yalnızca köpek sayısının azalması yeterli midir, yoksa ısırık vakaları, hayvan sağlığı ve maliyetler de aynı ölçüde dikkate alınmalı mıdır?
- Sahipsiz hayvanların ortaya çıkmasında insan davranışlarının payı nasıl azaltılabilir?
Bu sorulara verilecek yanıtların kişisel deneyimlerin yanında bilimsel araştırmalar, güvenilir istatistikler ve yürürlükteki mevzuatla desteklenmesi önemlidir. Çünkü kalıcı çözüm, yalnızca hayvanları bir yerden başka bir yere taşımakla değil, sorunun nedenlerini anlamak ve uygulamaların sonuçlarını şeffaf biçimde ölçmekle mümkün olabilir.
Kaynakça
1. Smith, L. M. ve diğerleri (2019). “The Effectiveness of Dog Population Management: A Systematic Review.” Animals, 9(12), 1020. https://doi.org/10.3390/ani9121020
2. Belo, V. S. ve diğerleri (2015). “Population Estimation Methods for Free-Ranging Dogs: A Systematic Review.” PLOS ONE. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26673165/
3. World Organisation for Animal Health (WOAH). “Terrestrial Animal Health Code, Chapter 7.7: Dog Population Management.” https://www.woah.org/fileadmin/Home/eng/Health_standards/tahc/current/en_chapitre_aw_stray_dog.htm
4. Türkiye Belediyeler Birliği. Sahipsiz Hayvanlara Yönelik Belediye Hizmetleri. https://www.tbb.gov.tr/sites/default/files/attachments/2025-08/sahipsiz-hayvanlara-yonelik-belediye-hizmetleri.pdf
5. Türkiye Cumhuriyeti Mevzuat Bilgi Sistemi. 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu ve ilgili güncel mevzuat.
6. Türkiye Cumhuriyeti Resmî Gazete. 5199 sayılı Kanun'da 2024 yılında yapılan değişikliklere ilişkin mevzuat kayıtları.