Avukatlar cübbesiz duruşmaya girebilir mi ?

Melis

New member
Avukatlar Cübbesiz Duruşmaya Girebilir mi? Bir Duruşma Sabahında Anladığım Şey

Geçenlerde bir arkadaşımın anlattığı küçük bir adliye hikâyesi, aslında düşündüğümden çok daha büyük bir tartışmanın kapısını açtı. Olayın kahramanları tamamen gerçek kişiler değil; ancak koridordaki telaş, duruşma saatine yetişme kaygısı, eldeki dosyaların ağırlığı ve “Acaba cübbeyi unuttum, şimdi ne olacak?” paniği, hukuk camiasında çalışanların yabancısı olmadığı türden.

Sabahın erken saatleriymiş.

Adliye koridorunda avukatlar dosyalarıyla bir o yana bir bu yana giderken, genç avukat Deniz elindeki telefona bakıp birden durmuş.

“Cübbe nerede?”

Yanındaki meslektaşı Murat önce gülmüş.

“Büroda kalmıştır. Arabada da yok mu?”

Deniz çantasını açmış, dosyaları çıkarmış, bilgisayarını kontrol etmiş ama cübbe yok.

Duruşmaya da yaklaşık on dakika kalmış.

İşte tam o anda insanın aklına o meşhur soru geliyor:

“Avukatlar cübbesiz duruşmaya girebilir mi?”

Bu sorunun cevabı aslında “Nasıl olsa avukatım, girerim” kadar basit değil.

Çünkü cübbe, yalnızca bir kıyafet değil; Türk hukuk sisteminde avukatın mahkeme önündeki mesleki statüsünü gösteren resmi kıyafettir.

Ve bunun arkasında oldukça ilginç bir tarih, meslek kültürü ve savunma anlayışı var.

“Cübbe Olmadan da Savunma Yapabilirim” Diyen Murat

Murat dosyaları toparladı ve Deniz'e:

“Bence girersin. Sonuçta önemli olan savunma. Cübbe yok diye insanın hukuk bilgisi kaybolmuyor,” dedi.

Deniz ise tereddüt etti.

“Doğru ama mesele sadece benim bilgim değil. Mahkemenin usulü var, meslek kuralları var.”

İkisi arasında başlayan bu kısa tartışma bana göre konunun en önemli tarafını gösteriyor.

Bir tarafta işi hızla çözüme bağlamak isteyen stratejik bir yaklaşım, diğer tarafta ortamın, karşı tarafın ve mahkeme düzeninin nasıl etkileneceğini düşünmek vardı.

Burada erkek karakter Murat'ın daha çözüm odaklı olması, kadın karakter Deniz'in ise daha ilişkisel düşünmesi tesadüfi bir “kadın-erkek farkı” olarak görülmemeli. Gerçek hayatta bunun tam tersi de pekâlâ mümkündür. Önemli olan, iki farklı düşünme biçiminin aynı sorunu nasıl tamamlayabildiğidir.

Murat hemen alternatif arıyordu:

“Barodan cübbe bulunabilir mi? Başka bir duruşmadaki meslektaştan ödünç alırız.”

Deniz ise koridordaki insanları düşünüyordu:

“Duruşma salonuna girip çıkarken hâkimin, karşı tarafın ve müvekkilin bunu nasıl değerlendireceğini de hesaba katmamız lazım.”

İkisi de aslında aynı şeyi istiyordu:

Duruşmanın aksamaması.

Ve sonunda birlikte çözüm aramaya başladılar.

Peki Hukuken Cübbe Zorunlu mu?

Burada hikâyeden çıkıp işin hukuki tarafına bakalım.

1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 49. maddesi, avukatların mahkemelere Türkiye Barolar Birliği tarafından şekli belirlenen cübbeyle çıkmak zorunda olduğunu düzenliyor. Aynı maddenin ikinci fıkrasında ise avukatlara, staj dönemi de dâhil olmak üzere, mesleğin icrası kapsamında cübbe dışında ayrıca belirli bir kılık ve kıyafet zorunluluğu getirilemeyeceği belirtiliyor.

Adana Avukat Saim İncekaş

+1

Dolayısıyla burada önemli bir ayrım var:

Cübbe zorunlu.

Ama cübbenin altındaki kıyafet bakımından kanunun yaklaşımı aynı derecede ayrıntılı bir kıyafet dayatması içermiyor.

Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları'nın güncel 20. maddesinde de avukat ve avukat stajyerlerinin mahkemelerde mesleğe yaraşır kılık ve kıyafetle görev yapacağı ve duruşmalara TBB tarafından şekli belirlenmiş cübbe ile çıkacağı belirtiliyor. Bu madde 2022'de değiştirilmiş durumda.

İstanbul Barosu

+1

Yani “Cübbe olmasa da takım elbisem var, sorun olmaz” yaklaşımı hukuken güvenli bir yaklaşım değil.

Tam tersine, düzenlemelerin birlikte değerlendirilmesiyle duruşmaya cübbeyle çıkılması gerektiği sonucu ortaya çıkıyor. Nitekim Türkiye Barolar Birliği Dergisi'nde yayımlanan güncel değerlendirmelerde de bu husus açıkça vurgulanıyor.

Medya Baro Birlik

+1

Cübbe Neden Bu Kadar Önemli Hale Geldi?

Deniz'in aklına başka bir soru gelmiş:

“Peki neden?”

Gerçekten neden?

Neden bir avukatın üzerinde siyah cübbe bulunması, mahkeme salonunda bu kadar önem taşıyor?

Çünkü cübbenin anlamı yalnızca “resmi görünmek” değil.

Cübbe, avukatın kişisel kimliğini bir ölçüde geri plana çekerek savunma makamını temsil etmesini simgeliyor.

Duruşma salonunda pahalı takım elbise giyen bir avukatla sade bir takım elbise giyen başka bir avukat arasındaki sosyal farkların mümkün olduğunca görünmez olması düşüncesi, bu sembolizmin önemli parçalarından biri.

Cübbe bir anlamda:

“Burada konuşan kişinin ekonomik gücü değil, hukuki sıfatı önemlidir.”

demeye çalışıyor.

Elbette gerçek hayat bundan çok daha karmaşık.

İnsanların sosyal statüleri, deneyimleri, konuşma biçimleri ve mesleki itibarı tamamen ortadan kalkmıyor.

Ama cübbenin temel fikri yine de güçlü:

Savunma makamının kişiden bağımsız bir mesleki kimliği vardır.

Kadın Avukatın Söylediği Bir Cümle

Deniz sonunda koridordaki başka bir kadın avukat olan Selin'e durumu anlattı.

Selin cübbesini koluna almış, kendi duruşmasına hazırlanıyordu.

“Bir dakikalığına ödünç verebilirim,” dedi.

Deniz rahatladı.

Ama Selin hemen ardından şu cümleyi kurdu:

“Yalnız mesele cübbeyi bulmak değil.”

Murat kaşlarını kaldırdı.

“Başka ne var?”

“Bir insanın mahkeme salonuna nasıl girdiği, oradaki diğer insanların kendisini nasıl algıladığından tamamen bağımsız değil. Ama bunu abartıp cübbeyi sihirli bir güç gibi de görmemek lazım.”

Bu cümle bana özellikle anlamlı geliyor.

Çünkü hukukta bazen biçim ile öz birbirine rakipmiş gibi düşünülüyor.

Oysa iyi bir hukuk pratiğinde ikisi birbirini tamamlayabilir.

Cübbe vardır.

Ama cübbenin altında yine bir insan vardır.

O insanın savunma hakkına, karşı tarafa, mahkemeye ve mesleğine nasıl yaklaştığı ise cübbenin kendisinden çok daha geniş bir meseledir.

Tarihsel Olarak Cübbe: Sadece Bir Kıyafet Değil

Hukuk mesleklerinde özel kıyafet kullanılması yalnızca Türkiye'ye özgü bir gelenek değil.

Avrupa'daki hukuk sistemlerinde de mahkeme önünde mesleki kıyafet kullanımı uzun süredir çeşitli biçimlerde görülüyor. Örneğin Türkiye Barolar Birliği Dergisi'nde yapılan karşılaştırmada Alman hukukundaki avukatlık meslek kurallarında da mahkeme önünde meslek kıyafeti olarak cübbe kullanımına ilişkin düzenlemeye dikkat çekiliyor.

Medya Baro Birlik

Bu açıdan cübbe, hukuk mesleğinin tarih boyunca yalnızca teknik bilgiye dayanan bir iş olarak görülmediğini de gösteriyor.

Avukat mahkemede yalnızca müvekkilinin kişisel temsilcisi değildir.

Aynı zamanda savunma makamının bir parçasıdır.

Bu yüzden cübbenin toplumsal bir dili vardır.

Fakat burada önemli bir başka soru ortaya çıkıyor:

Toplumsal semboller zaman içerisinde değişebilir mi?

Kesinlikle.

Nitekim Türkiye'de avukatların kılık ve kıyafetine ilişkin kurallar da zaman içinde değişmiş durumda.

Örneğin eski düzenlemelerde erkek avukatların iklim ve mevsim koşullarının elverdiği ölçüde kravat takmasına ilişkin hüküm bulunuyordu. 2022'de yapılan değişiklikle bu ifade TBB Meslek Kuralları'nın 20. maddesinden çıkarıldı.

Türkiye Barolar Birliği Dergisi

+1

Bu değişiklik aslında çok daha büyük bir dönüşümü anlatıyor:

Mesleki ciddiyet ile belirli bir kıyafet kalıbını birbirinden ayırmak.

Deniz'in Asıl Endişesi

Duruşma başlamadan birkaç dakika önce Deniz cübbeyi teslim aldı.

Üzerine giydi.

Murat gülümsedi:

“Problem çözüldü.”

Deniz başını salladı.

“Evet ama benim asıl düşündüğüm başka.”

“Nedir?”

“Bir stajyer düşün. İlk duruşmasına gidecek. Cübbesini unutuyor. Şimdi ne yapacağını bilmiyor. Acaba salona hiç girmemeli mi? Duruşma ertelenir mi? Hakim ne yapar? Mesleki açıdan neyle karşılaşır?”

İşte bu, forumlarda sık sorulan sorunun daha gerçekçi versiyonu.

Çünkü hukuki bir kuralın varlığını bilmek başka, o kuralla gerçek hayatta karşılaşmak başka.

Cübbe unutulduğunda yapılabilecek en sağlıklı şey, son dakikada “Nasıl olsa bir şey olmaz” diye varsayım yapmak yerine mümkünse barodan, adliyedeki meslektaşlardan veya aynı duruşmaya katılan avukatlardan cübbe temin etmeye çalışmak ve gerekiyorsa durumun mahkeme kalemiyle ya da mahkemeyle ilgili usul çerçevesinde değerlendirilmesini sağlamaktır.

Özellikle önemli bir duruşmada sırf “muhtemelen sorun olmaz” düşüncesiyle hareket etmek doğru bir strateji değildir.

Hukukta bazen en pahalı hata, küçük görünen bir ayrıntıyı önemsiz kabul etmektir.

Peki Cübbesiz Gelen Avukat Kesinlikle Duruşmaya Alınmaz mı?

Burada dikkatli olmak gerekiyor.

“Cübbesiz gelen avukat kesinlikle salona alınmaz” şeklinde her somut olaya uygulanabilecek tek cümlelik bir sonuç kurmak doğru olmaz.

Mahkemenin somut olayda nasıl işlem yapacağı; duruşmanın niteliği, olayın koşulları, cübbenin neden bulunmadığı ve diğer usuli durumlarla birlikte değerlendirilmelidir.

Fakat bu belirsizlik, cübbe zorunluluğunu ortadan kaldırmaz.

Tam tersine, kanun ve TBB Meslek Kuralları cübbe kullanımını açık biçimde düzenlediği için avukatın duruşmaya cübbeyle çıkması gereken temel kuraldır.

Adana Avukat Saim İncekaş

+1

Bu nedenle “Mahkeme beni içeri alır mı?” sorusundan önce sorulması gereken soru bence şudur:

“Cübbesiz gitmek yerine bu sorunu duruşmadan önce nasıl çözebilirim?”

Murat'ın stratejik yaklaşımı burada işe yarıyor.

Deniz'in ilişkisel yaklaşımı da.

Biri çözüm üretirken diğeri olayın insan tarafını hesaba katıyor.

İkisi birlikte hareket ettiğinde sorun büyümeden çözülüyor.

Ve Duruşma Başlıyor…

Saat tam 10.00 olduğunda kapı açılmış.

Deniz cübbesiyle içeri girmiş.

Murat dosyayı açmış.

Hakim salona geldiğinde herkes ayağa kalkmış.

Duruşma başladığında ise birkaç dakika sonra cübbenin kendisi tamamen görünmez hale gelmiş.

Kimse artık cübbeyi düşünmüyormuş.

Çünkü asıl mesele başlamış:

Dosya.

Deliller.

İddialar.

Savunma.

İnsanların hayatını etkileyen kararlar.

Deniz o an şunu fark etmiş:

Cübbe, aslında konuşmanın kendisi değil.

Konuşmanın hangi mesleki makam adına yapıldığını gösteren bir sembol.

Bu nedenle cübbeyi küçümsemek de onu gereğinden fazla kutsallaştırmak da yanlış olabilir.

Bir avukat cübbesiyle çok kötü bir savunma yapabilir.

Cübbesini büyük bir özenle giyen biri mesleki etik açısından hata yapabilir.

Aynı şekilde çok iyi bir hukukçu da cübbesini fiziksel olarak bir anlığına unutabilir.

Ama bütün bunlar temel kuralı değiştirmiyor:

Duruşmaya çıkan avukatın cübbe giymesi gerekir.

Forumda Asıl Tartışılması Gereken Soru

Bu hikâyeyi anlatmamın sebebi yalnızca “cübbeyi unutmayın” demek değil.

Bence asıl mesele daha derin.

Bir mesleğin sembolleri neden var?

Bir hukukçunun mahkeme salonunda nasıl görünmesi gerektiğini kim belirlemeli?

Mesleki ciddiyet, belirli bir kıyafetle mi sağlanır; yoksa etik davranış, hukuki bilgi ve savunma kalitesiyle mi?

Belki de cevap ikisinin ortasında.

Çünkü hukuk yalnızca metinlerden oluşmuyor.

Hukuk aynı zamanda geleneklerden, sembollerden, toplumsal beklentilerden ve insanların adalete duyduğu güvenden oluşuyor.

Cübbe de bu büyük resmin küçük ama dikkat çekici parçalarından biri.

Bugün yürürlükteki düzenleme açısından temel cevap net: Avukatların mahkemelere ve duruşmalara TBB tarafından şekli belirlenen cübbe ile çıkmaları gerekiyor. Avukatlık Kanunu m.49 bu zorunluluğu açıkça ortaya koyuyor; TBB Meslek Kuralları m.20 de duruşmalara cübbe ile çıkılacağını belirtiyor.

Adana Avukat Saim İncekaş

+1

Ama hikâyenin bence daha önemli tarafı şu:

Mahkeme salonuna girerken üzerimizde ne olduğundan önce, orada neyi temsil ettiğimizi unutmamak gerekiyor.

Deniz'in duruşmadan sonra koridorda söylediği son cümle hâlâ aklımda:

“Cübbe üzerimize giydiğimiz şey olabilir. Ama avukatlık, insanın üzerinde taşıdığı sorumluluk.”

Belki de forumda tartışmaya değer soru tam olarak bu:

Sizce cübbe, savunma makamının tarafsızlığını ve saygınlığını güçlendiren gerekli bir mesleki sembol mü, yoksa günümüzde anlamı giderek değişen geleneksel bir uygulama mı?

1136 sayılı Avukatlık Kanunu ve ilgili mevzuat – Türkiye Barolar Birliği

Türkiye Barolar Birliği – 37. Olağan Genel Kurulunda Meslek Kuralları değişiklikleri

Türkiye Barolar Birliği Dergisi – Meslek Kurallarındaki kılık kıyafet değişikliklerinin değerlendirilmesi
 
Üst