Sude
New member
Adetiniz Kaç Gün Geçtikten Sonra Hamile Olduğunuzu Öğrendiniz? Bir Çizginin Değiştirdiği O Gece…
Merhaba kızlar, bugün sizinle benim için unutulmaz olan, üzerinden zaman geçmesine rağmen hatırladıkça içimi hem heyecan hem de tatlı bir endişeyle dolduran bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Belki aranızda şu anda benim o günlerde yaşadığım duyguları yaşayanlar vardır. Belki adetinin bir gün gecikmesini bile büyük bir işaret olarak gören, her sabah uyanır uyanmaz takvimini kontrol eden ya da yaptığı gebelik testindeki ikinci çizgiyi görebilmek için dakikalarca bekleyen birileri vardır.
Benim hikâyem, sıradan bir pazartesi sabahı başladı. Aslında daha doğrusu, adetimin gelmesi gereken günü takip eden ilk sabah başladı. O gün henüz hamile olduğumu bilmiyordum. Yalnızca vücudumda bir şeylerin farklı olduğunu düşünüyor, bir yandan umutlanırken diğer yandan hayal kırıklığı yaşamaktan korkuyordum.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o günlerde yaşadığım her duygunun kendine özgü bir anlamı olduğunu anlıyorum. Eşimle yaptığımız konuşmalar, annemin sezgileri, internette okuduğum yorumlar ve banyoda elimde tuttuğum küçük test… Hepsi hafızamda ayrı bir yere sahip.
En çok merak ettiğim şey ise şuydu: Acaba başka kadınlar adetleri kaç gün geciktikten sonra hamile olduklarını öğrenmişti? Bir gün mü, üç gün mü, bir hafta mı? Yoksa adet günü gelmeden önce bile bunu anlayanlar var mıydı?
1. Adetimin İlk Gecikme Günü: Umutlanmak mı, Beklemek mi?
Adet takvimime göre o pazartesi günü regl olmam gerekiyordu. Sabah uyandığımda ilk yaptığım şey her zamanki gibi takvime bakmak oldu. Henüz kanama başlamamıştı. Normalde birkaç saatlik gecikmeyi önemsemezdim ama o ay durum farklıydı. Çünkü eşimle bir süredir çocuk sahibi olmayı konuşuyorduk.
Bir yanım hemen gebelik testi almak istiyordu. Diğer yanım ise kendimi durdurmaya çalışıyordu. Daha önce de adetim birkaç gün gecikmiş, ardından her şey normale dönmüştü. Bu yüzden kendime sürekli aynı cümleyi söylüyordum: Bir gün gecikmeyle kesin bir sonuca varılmaz.
Öğle arasında yakın arkadaşım Derya'yı aradım.
“Derya, bugün adet olmam gerekiyordu ama hâlâ olmadım. Sence test yapsam mı?” diye sordum.
Hiç düşünmeden cevap vermedi. Önce nasıl hissettiğimi sordu, ardından son adet tarihimi ve döngümün genellikle düzenli olup olmadığını konuşmaya başladık.
Derya, sağlık konularında çok araştırma yapan biri değildi ama insanı dinlemeyi iyi bilirdi. Bana, “Umutlanmanı da korkmanı da anlıyorum. Ama tek bir güne bakarak kendini yorma. İstersen uygun zamanda test yaparsın, sonuç ne olursa olsun birlikte düşünürüz,” dedi.
Bu sözleri duymak beni rahatlattı. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey, birinin ona ne yapması gerektiğini söylemesi değil, yaşadığı duyguyu küçümsemeden yanında durmasıdır.
Akşam eşime anlattığımda ise farklı bir yaklaşım gördüm.
Eşim Murat, hemen telefonunu çıkarıp eczanelerin kapanış saatlerine baktı. Ardından ertesi sabah test alabileceğimizi, sonucu nasıl değerlendireceğimizi ve negatif çıkarsa ne zaman tekrar deneyebileceğimizi konuştu.
İkimizin yaklaşımı farklıydı. Ben yaşadığım belirsizliği paylaşmak ve duygusal olarak rahatlamak istiyordum. O ise belirsizliği küçük adımlara bölerek yönetmeye çalışıyordu. Ancak zamanla fark ettim ki bu iki yaklaşım birbirinin karşıtı değildi. Ben onun plan yapmasından güç alıyor, o da benim kaygılarımı dile getirmem sayesinde aceleci davranmamayı öğreniyordu.
Peki, siz böyle bir durumda nasıl davranıyorsunuz? Hemen test yapanlardan mısınız, yoksa birkaç gün beklemeyi mi tercih ediyorsunuz?
2. İkinci Gün: Her Belirtiye Bir Anlam Yüklemek
Salı sabahı uyandığımda hâlâ adet olmamıştım. Artık gecikmenin ikinci günündeydim.
İşte o gün, vücudumdaki her ayrıntıyı incelemeye başladım. Göğüslerimde hafif bir hassasiyet vardı. Biraz yorgundum. Kahvemin kokusu da normalden daha yoğun geliyormuş gibi hissediyordum.
Hemen internete girdim. “Hamileliğin ilk belirtileri”, “Adet iki gün gecikince gebelik belli olur mu?”, “Hamile olduğunu ilk ne zaman anladın?” gibi aramalar yaptım.
Karşıma birbirinden farklı hikâyeler çıktı. Bir kadın adetinin bir gün gecikmesinde pozitif test gördüğünü yazmıştı. Bir başkası bir hafta beklediğini anlatıyordu. Bazıları hiçbir belirti yaşamadığını, bazıları ise adet öncesi belirtilerini hamilelik zannettiğini söylüyordu.
Okudukça hem umutlandım hem kafam karıştı.
Örneğin göğüs hassasiyeti, yorgunluk ve şişkinlik erken gebelikte görülebilir. Fakat bunlar adet öncesi dönemde de yaşanabilir. Mide bulantısının olmaması da hamilelik ihtimalini tek başına ortadan kaldırmaz.
Bunu biliyordum ama insan konu kendisi olunca bildiklerini unutabiliyor.
Murat akşam eve geldiğinde beni telefon ekranına gömülmüş buldu.
“Ne oldu, yeni bir şey mi öğrendin?” diye sordu.
“Birisi adetinden üç gün önce hamile olduğunu anlamış. Bir başkası da hiçbir belirti yaşamamış. Benim belirtilerim de olabilir, olmayabilir de. Hiçbir şey anlamıyorum,” dedim.
Gülümsedi ve masaya oturdu.
“İnternette yüz kişinin yüz farklı hikâyesi olabilir. Bizim için en anlamlı bilgi, doğru zamanda yapacağımız testin sonucu olacak,” dedi.
İlk anda bu sözleri biraz soğuk buldum. Sanki yaşadığım heyecanı hesaplamalardan ibaret görüyormuş gibi hissettim. Sonra onun da heyecanlandığını, sadece bunu benim gibi göstermediğini fark ettim.
O gece ilk kez şu düşünce aklıma geldi: Belirsizlik karşısında herkes aynı şekilde davranmak zorunda mı?
Bazılarımız konuşarak, bazılarımız araştırarak, bazılarımız sessizce bekleyerek rahatlıyor. Önemli olan, kendi yöntemimizi başkasının yöntemiyle kıyaslayıp yanlış olduğunu düşünmemek.
3. Üçüncü Gün: Eczaneden Alınan Küçük Bir Test
Çarşamba sabahı adet gecikmem üçüncü güne ulaşmıştı.
Murat işe gitmeden önce bana bir test aldı. Kutuyu elime verdiğinde garip bir heyecan hissettim. Küçücük bir ürünün hayatımızla ilgili bu kadar büyük bir sorunun cevabını taşıyabilecek olması bana tuhaf geliyordu.
Testi hemen yapmadım. Bir süre çekmecede tuttum.
Çünkü pozitif sonuç çıkarsa hayatımızın değişeceğini düşünüyordum. Negatif çıkarsa da o an kurduğum hayallerin bir kısmını sessizce geri çekmem gerekecekti.
İnsan bazen istediği cevabı öğrenmek için sabırsızlanırken aynı cevabı duymaktan da korkabiliyor.
Sonunda kutudaki talimatları okudum. Testi, kullanım yönergelerine uygun biçimde yaptım ve belirtilen süre boyunca bekledim.
O birkaç dakika bana saatler kadar uzun geldi.
Telefonumu elime aldım, sonra bıraktım. Aynaya baktım. Musluğu açıp kapattım. Sonra yeniden teste döndüm.
İlk gördüğüm çizginin yanında ikinci bir çizgi belirmişti.
Çok silik görünüyordu.
Bir an ne yapacağımı bilemedim. Testi ışığa tuttum. Sonra kutuyu tekrar açıp talimatları okudum. Sonucun geçerli değerlendirme süresi içinde oluşup oluşmadığına dikkat ettim.
Kalbim hızlanmıştı.
“Bu gerçekten oluyor mu?” diye kendi kendime fısıldadım.
Hemen Murat'ı aradım. Telefona cevap verdiğinde sesim titriyordu.
“Sanırım test pozitif çıktı,” dedim.
Birkaç saniye sustu.
“Emin misin? İstersen sonucu birlikte tekrar değerlendirelim. Gerekirse sağlık kuruluşuna başvururuz,” diye cevap verdi.
O anda ondan büyük bir sevinç gösterisi beklediğimi fark ettim. Belki bağırmasını, belki hemen eve gelmek istediğini söylemesini istiyordum. Oysa o, heyecanını kontrol etmeye ve yanlış bir sonuca dayanarak kesin konuşmamaya çalışıyordu.
Bir süre sonra sesindeki değişimi fark ettim.
“Çok heyecanlandım,” dedi. “Akşam eve gelince birlikte konuşalım.”
İşte o zaman yalnız olmadığımı hissettim.
Üç günlük adet gecikmesinin ardından, gebelik testinde pozitif bir sonuç görmüştüm. Ancak bunun kesinliğini ve gebeliğin durumunu değerlendirmek için sağlık uzmanından bilgi almam gerektiğini de biliyordum.
O gün benim için yalnızca bir test sonucu değil, beklemeyi öğrenmenin de başlangıcıydı.
4. Dördüncü Gün: İki Çizgi Her Sorunun Cevabı mı?
Ertesi gün sabah ilk işim testi yeniden incelemek olmadı. Bunun yerine bir sağlık kuruluşundan randevu almaya karar verdik.
Murat, son adet tarihimizi ve adet döngümün yaklaşık uzunluğunu not etti. Doktora sorabileceğimiz soruları telefonuna yazdı. Ben ise bir önceki akşam hissettiğim heyecanı annemle paylaşmayı düşünüyordum.
Fakat annemi aramadan önce bir an duraksadım.
Çünkü henüz her şeyden emin değildim. Ayrıca böyle bir haberi ne zaman, kime ve nasıl anlatacağıma kendim karar vermek istiyordum.
Toplumumuzda evlilikten sonra çocuk sahibi olma beklentisi bazen o kadar güçlüdür ki çiftlerin kendi zamanlarını belirleme hakkı unutulabilir. Bayram ziyaretlerinde sorulan “Çocuk ne zaman?” sorusu, iyi niyetle sorulsa bile birinin içinde taşıdığı kaygıyı büyütebilir.
Geçmiş kuşaklarda gebeliğin anlaşılması çoğunlukla adet gecikmesi, bedensel değişimler ve zaman içinde belirginleşen belirtiler üzerinden değerlendirilirdi. Günümüzdeyse evde yapılan gebelik testleri, idrardaki insan koryonik gonadotropinini (hCG) saptayarak daha erken bilgi edinmeyi mümkün kılıyor.
Bu değişim yalnızca tıbbi değil, toplumsal bir değişim de yarattı. Eskiden belirsizliğin cevabı için daha uzun süre beklemek gerekebilirken bugün insanlar adetlerinin geciktiği ilk günlerde bile test yapabiliyor. Ancak bilgiye daha hızlı ulaşmak, duygusal olarak her zaman daha hızlı hazırlanabildiğimiz anlamına gelmiyor.
Murat'la bunu konuşurken bana şöyle dedi:
“Bir sonucu öğrenmek başka, o sonucun hayatımızdaki yerini anlamak başka.”
Bu cümlesi aklımda kaldı.
Gerçekten de pozitif test, birçok soru için başlangıç noktasıydı. Sağlığımızla ilgili neleri öğrenmemiz gerektiği, süreci nasıl takip edeceğimiz ve bu haberi kimlerle paylaşacağımız üzerine düşünmeye başladık.
Sizce böyle bir haberi ilk günden yakınlarla paylaşmak mı daha iyi, yoksa bir süre kendine saklamak mı? Herkesin bu konuda aynı kararı vermesi mümkün mü?
5. Beşinci Gün: Annemin Hatırladığı Eski Bir Hikâye
Beşinci gün annemi aradım. Önce gündelik şeylerden konuştuk. Sonra bir anda çocukluğumdan hatırladığım bir soruyu yeniden sordum:
“Anne, sen benim hamile olduğumu ne zaman öğrenmiştin?”
Annem biraz düşündü.
“Adetim gecikince şüphelenmiştim ama hemen emin olamamıştım,” dedi. “O zamanlar bugünkü gibi her eczanede kolayca ulaşabileceğimiz testler yoktu. Doktora gitmek için zaman ayarlamak, bazen de aileden birinin eşlik etmesini beklemek gerekirdi.”
Annemin anlattıkları beni düşündürdü.
Onun kuşağında gebelik, yalnızca iki kişinin özel meselesi olarak yaşanmayabiliyordu. Aile büyüklerinin sözleri, çevrenin beklentileri ve sağlık hizmetlerine ulaşma koşulları kararları etkileyebiliyordu. Bazı kadınlar haberlerini erkenden paylaşmak zorunda hissediyor, bazılarıysa kişisel alanlarını koruyabilmek için bekliyordu.
Benimse telefonumda onlarca farklı deneyime ulaşabildiğim bir dünya vardı. Buna rağmen aynı temel duyguları yaşıyordum: umut, merak, korku ve sevinç.
Teknoloji değişmişti ama insanın belirsizlik karşısındaki duyguları bütünüyle değişmemişti.
Annem bir süre sonra bana, “Kızım, herkesin hikâyesi farklıdır. Benim yaşadığım gecikme seninkine benzeyebilir ama bu, senin de aynı şeyleri yaşayacağın anlamına gelmez,” dedi.
Bu söz bana iyi geldi.
Çünkü bazen annelerimizin veya arkadaşlarımızın deneyimlerini kendimize ölçü olarak alıyoruz. Oysa her adet döngüsü, her beden ve her gebelik farklı olabilir. Birinin üç gün sonra öğrendiği haberi bir başkasının daha geç öğrenmesi, tek başına bir sorun olduğu anlamına gelmez.
6. Altıncı Gün: Test Ne Zaman Güvenilir Sonuç Verir?
Bu hikâyeyi anlatırken yalnızca duygularımızdan söz etmek istemiyorum. Çünkü gebelik şüphesi yaşayan birinin doğru bilgiye ulaşması da en az duygularını paylaşabilmesi kadar önemli.
Evde yapılan idrar gebelik testleri, genellikle adet gecikmesinin başladığı ilk günden itibaren kullanılabilir. Bununla birlikte testin hassasiyeti, kullanım şekli, idrarın yoğunluğu ve yumurtlamanın beklenenden geç gerçekleşmesi gibi etkenler sonucu etkileyebilir.
Bu nedenle adet gecikmesinin ilk gününde yapılan test negatif çıkarsa hamilelik ihtimali her zaman tamamen ortadan kalkmaz.
Özellikle adet döngüsü düzensiz olanlarda, beklenen adet tarihi doğru hesaplanamayabilir. Böyle durumlarda birkaç gün sonra testi tekrarlamak yararlı olabilir. Adet tarihinin ne zaman olması gerektiği bilinmiyorsa, gebelik testinin son korunmasız cinsel ilişkiden en az 21 gün sonra yapılması genel bir başvuru noktasıdır.
Testin doğru sonuç vermesi için kutudaki talimatlara ve belirtilen değerlendirme süresine uymak gerekir. Çok erken dönemde test yapılıyorsa sabah ilk idrarı kullanmak, hCG düzeyi henüz düşük olduğunda saptama olasılığını artırabilir.
Pozitif bir ev testi genellikle gebelik olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Ancak gebeliğin rahim içinde olup olmadığı veya sağlıklı şekilde ilerleyip ilerlemediği yalnızca evde yapılan testle belirlenemez. Bu nedenle uygun zamanda bir sağlık uzmanından değerlendirme almak önemlidir.
Şiddetli veya tek taraflı karın ağrısı, omuz ucunda ağrı, bayılma ya da yoğun kanama gibi belirtiler ortaya çıkarsa gecikmeden acil tıbbi değerlendirme alınmalıdır. Bu belirtiler, özellikle gebelik ihtimali varsa, dış gebelik gibi acil durumların işareti olabilir.
Benim hikâyemde üçüncü gündeki pozitif sonuç bir başlangıçtı. Başka bir kadının hikâyesinde ise ilk test negatif çıkabilir, ardından birkaç gün sonra sonuç değişebilir. İki deneyim de mümkündür.
7. Yedinci Gün: Beklemek Bazen Birlikte Öğrenmektir
Adet gecikmemin yedinci gününe geldiğimde artık ilk günkü kadar telaşlı değildim. Sağlık uzmanından bilgi almış, bundan sonraki adımları daha sakin düşünmeye başlamıştım.
Murat'la akşam yemek yerken ilk günlerimizi konuştuk.
O, test aldığımız günü anlatırken önce hangi eczanenin açık olduğunu araştırdığını hatırlıyordu. Ben ise testin sonucunu beklerken duyduğum sessizliği hatırlıyordum.
İkimiz de aynı olayı yaşamıştık ama zihnimizde kalan ayrıntılar farklıydı.
Murat, o günleri değerlendirirken plan yapmanın kendisini rahatlattığını söyledi. Ben ise konuşabildiğim, endişelerimi saklamak zorunda kalmadığım zamanlarda daha iyi hissettiğimi anlattım.
Birbirimize hak vermek için aynı şekilde düşünmemiz gerekmiyordu.
Kadınların her zaman duygusal, erkeklerin de her zaman çözüm odaklı olduğunu söylemek elbette doğru olmaz. İnsanların tepkileri kişiliklerine, yetiştikleri ailelere, geçmiş deneyimlerine ve o anki koşullara göre değişir. Bizim ilişkimizde benim duygularımı paylaşma ihtiyacım ile onun somut adımlar belirleme eğilimi birbirini tamamlıyordu.
Asıl önemli olan, birimizin diğerine “Böyle hissetmemelisin” dememesiydi.
Çünkü gebelik şüphesi yalnızca biyolojik bir ihtimal değildir. Aynı zamanda geleceğe, sorumluluklara, aile ilişkilerine ve kişinin kendi hayatına dair düşünceleri de harekete geçirir.
Bir kadın bu haberi büyük bir sevinçle karşılayabilir. Bir başkası aynı anda mutluluk ve kaygı hissedebilir. Hamilelik planlayan biri bile sonucu öğrendiğinde korkabilir. Bu duyguların hiçbiri tek başına kişinin yanlış bir karar verdiğini göstermez.
Siz de böyle bir süreç yaşadıysanız kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Sonucu beklerken beni en çok ne rahatlatmıştı? Birinin yanımda olması mı, doğru bilgiye ulaşmak mı, yoksa kendi başıma düşünmek için zamana sahip olmak mı?
8. Adet Gecikmesi Kaç Gün Olunca Hamilelik Anlaşılır?
Benim hikâyemde adet gecikmesinin üçüncü gününde yaptığım test pozitif çıktı. Fakat bu, herkesin üçüncü günde hamile olduğunu öğrenebileceği anlamına gelmiyor.
Kimi kadınlar beklenen adet gününde pozitif sonuç alabilir. Kimileri birkaç gün daha beklemek zorunda kalabilir. Bazılarıysa adet gecikmesi yaşamadan, uygun zamanda yaptıkları testle hamile olduklarını öğrenebilir.
Bunun temel nedenlerinden biri yumurtlama zamanının her ay aynı olmayabilmesidir. Yumurtlama geç gerçekleştiğinde döllenme ve ardından hCG hormonunun ölçülebilir düzeye ulaşması da beklenenden daha geç olabilir.
Adet gecikmesi, gebelik ihtimalini düşündüren önemli bir işarettir; ancak tek başına gebelik kanıtı değildir. Stres, hastalıklar, kilo değişimleri, yoğun egzersiz, hormonal değişiklikler ve bazı sağlık sorunları da adet döngüsünü etkileyebilir.
Bu yüzden en sağlıklı yaklaşım, adet gecikmesini dikkate almak, uygun zamanda gebelik testi yapmak ve sonuçları gerektiğinde bir sağlık uzmanıyla değerlendirmektir.
Test negatif çıktığı hâlde adet başlamıyorsa birkaç gün sonra yeniden test yapmak düşünülebilir. Gecikme devam ediyorsa veya adet düzensizlikleri sık yaşanıyorsa sağlık uzmanına danışmak yerinde olur.
Bir başka önemli nokta da şudur: Herkesin hamile kalma süreci aynı değildir. Gebelik planlayan kişilerin aylarca beklemesi, mutlaka bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte yaş, tıbbi geçmiş ve diğer koşullar değerlendirmeyi etkiler; ne zaman destek alınması gerektiği kişiye göre değişebilir.
9. Forumda Söz Sırası Sizde: Siz Kaç Gün Sonra Öğrendiniz?
Bugün geriye dönüp baktığımda, adetimin geciktiği o üç günün bana sabretmeyi öğrettiğini düşünüyorum. Her gün yeni bir belirti aradım, başkalarının hikâyelerini okudum, bazen gereksiz yere endişelendim. Sonra öğrendim ki bir başkasının deneyimini dinlemek insana umut verebilir ama onun takvimini kendi bedenine uygulamak doğru değildir.
Ben üçüncü gün öğrendim. Belki aranızda adetinin birinci günü test yapıp pozitif sonuç alanlar vardır. Belki beşinci veya yedinci günü öğrenenler, önce negatif sonuç alıp sonra yeniden test yapanlar ya da beklediği sonucu alamayanlar bulunuyordur.
Bu forumun güzel yanı da burada: Herkesin hikâyesi farklı olsa bile kimse kendi duygularını anlatmak zorunda hissetmeden, yargılanmadan paylaşabilir.
İsterseniz aşağıdaki sorulardan size uygun olanları yanıtlayarak kendi deneyiminizi anlatabilirsiniz:
- Adetiniz kaç gün gecikmişti?
- İlk testi gecikmenin hangi gününde yaptınız?
- İlk testiniz pozitif miydi, yoksa birkaç gün sonra mı sonuç aldınız?
- Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde ilk tepkiniz ne oldu?
- Eşiniz, partneriniz veya yakınlarınız bu habere nasıl tepki verdi?
- Test yapmadan önce yaşadığınız belirtiler sizi yanıltmış mıydı?
- Bekleme sürecinde size en çok ne yardımcı oldu?
Bir de özellikle şunu merak ediyorum: Sizce böyle bir dönemde insanı daha çok rahatlatan şey, çevresinden duyduğu benzer hikâyeler mi, yoksa güvenilir sağlık bilgilerine ulaşmak mı?
Bence ikisi de değerli ama farklı ihtiyaçlara karşılık geliyor. Başka birinin “Ben de üç gün gecikince öğrendim” demesi yalnız olmadığımızı hissettirebilir. Sağlık uzmanından alınan doğru bilgi ise ne yapmamız gerektiğini anlamamıza yardımcı olur.
Son olarak, hamile olduğunu öğrenmek isteyen, sonucu merak eden ya da belirsizlik içinde bekleyen herkese şunu söylemek isterim: Kendinizi başkalarının takvimiyle kıyaslamayın. Birinin yaşadığı süreç sizin için kesin bir ölçü değildir. Umutlanmak da endişelenmek de insani duygulardır; önemli olan, bunların arasında kendinize karşı nazik davranabilmektir.
Benim cevabım üç gün. Peki, sizin hikâyeniz nasıl başladı?
Bilgi notu ve kaynaklar
- NHS, Doing a pregnancy test: Gebelik testinin ne zaman yapılabileceği ve negatif sonuçtan sonra testin tekrarlanması hakkında bilgiler.
- MedlinePlus, Pregnancy Test: İdrar ve kan gebelik testlerinin çalışma prensibi ve sonuçların değerlendirilmesi.
- American College of Obstetricians and Gynecologists (ACOG), Ectopic Pregnancy: Dış gebeliğin belirtileri ve acil değerlendirme gerektiren durumlar.
Bu kaynaklar genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel belirtiler ve test sonuçları için sağlık uzmanının değerlendirmesi esas alınmalıdır.
Merhaba kızlar, bugün sizinle benim için unutulmaz olan, üzerinden zaman geçmesine rağmen hatırladıkça içimi hem heyecan hem de tatlı bir endişeyle dolduran bir hikâyeyi paylaşmak istiyorum. Belki aranızda şu anda benim o günlerde yaşadığım duyguları yaşayanlar vardır. Belki adetinin bir gün gecikmesini bile büyük bir işaret olarak gören, her sabah uyanır uyanmaz takvimini kontrol eden ya da yaptığı gebelik testindeki ikinci çizgiyi görebilmek için dakikalarca bekleyen birileri vardır.
Benim hikâyem, sıradan bir pazartesi sabahı başladı. Aslında daha doğrusu, adetimin gelmesi gereken günü takip eden ilk sabah başladı. O gün henüz hamile olduğumu bilmiyordum. Yalnızca vücudumda bir şeylerin farklı olduğunu düşünüyor, bir yandan umutlanırken diğer yandan hayal kırıklığı yaşamaktan korkuyordum.
Şimdi geriye dönüp baktığımda, o günlerde yaşadığım her duygunun kendine özgü bir anlamı olduğunu anlıyorum. Eşimle yaptığımız konuşmalar, annemin sezgileri, internette okuduğum yorumlar ve banyoda elimde tuttuğum küçük test… Hepsi hafızamda ayrı bir yere sahip.
En çok merak ettiğim şey ise şuydu: Acaba başka kadınlar adetleri kaç gün geciktikten sonra hamile olduklarını öğrenmişti? Bir gün mü, üç gün mü, bir hafta mı? Yoksa adet günü gelmeden önce bile bunu anlayanlar var mıydı?
1. Adetimin İlk Gecikme Günü: Umutlanmak mı, Beklemek mi?
Adet takvimime göre o pazartesi günü regl olmam gerekiyordu. Sabah uyandığımda ilk yaptığım şey her zamanki gibi takvime bakmak oldu. Henüz kanama başlamamıştı. Normalde birkaç saatlik gecikmeyi önemsemezdim ama o ay durum farklıydı. Çünkü eşimle bir süredir çocuk sahibi olmayı konuşuyorduk.
Bir yanım hemen gebelik testi almak istiyordu. Diğer yanım ise kendimi durdurmaya çalışıyordu. Daha önce de adetim birkaç gün gecikmiş, ardından her şey normale dönmüştü. Bu yüzden kendime sürekli aynı cümleyi söylüyordum: Bir gün gecikmeyle kesin bir sonuca varılmaz.
Öğle arasında yakın arkadaşım Derya'yı aradım.
“Derya, bugün adet olmam gerekiyordu ama hâlâ olmadım. Sence test yapsam mı?” diye sordum.
Hiç düşünmeden cevap vermedi. Önce nasıl hissettiğimi sordu, ardından son adet tarihimi ve döngümün genellikle düzenli olup olmadığını konuşmaya başladık.
Derya, sağlık konularında çok araştırma yapan biri değildi ama insanı dinlemeyi iyi bilirdi. Bana, “Umutlanmanı da korkmanı da anlıyorum. Ama tek bir güne bakarak kendini yorma. İstersen uygun zamanda test yaparsın, sonuç ne olursa olsun birlikte düşünürüz,” dedi.
Bu sözleri duymak beni rahatlattı. Çünkü bazen insanın ihtiyacı olan şey, birinin ona ne yapması gerektiğini söylemesi değil, yaşadığı duyguyu küçümsemeden yanında durmasıdır.
Akşam eşime anlattığımda ise farklı bir yaklaşım gördüm.
Eşim Murat, hemen telefonunu çıkarıp eczanelerin kapanış saatlerine baktı. Ardından ertesi sabah test alabileceğimizi, sonucu nasıl değerlendireceğimizi ve negatif çıkarsa ne zaman tekrar deneyebileceğimizi konuştu.
İkimizin yaklaşımı farklıydı. Ben yaşadığım belirsizliği paylaşmak ve duygusal olarak rahatlamak istiyordum. O ise belirsizliği küçük adımlara bölerek yönetmeye çalışıyordu. Ancak zamanla fark ettim ki bu iki yaklaşım birbirinin karşıtı değildi. Ben onun plan yapmasından güç alıyor, o da benim kaygılarımı dile getirmem sayesinde aceleci davranmamayı öğreniyordu.
Peki, siz böyle bir durumda nasıl davranıyorsunuz? Hemen test yapanlardan mısınız, yoksa birkaç gün beklemeyi mi tercih ediyorsunuz?
2. İkinci Gün: Her Belirtiye Bir Anlam Yüklemek
Salı sabahı uyandığımda hâlâ adet olmamıştım. Artık gecikmenin ikinci günündeydim.
İşte o gün, vücudumdaki her ayrıntıyı incelemeye başladım. Göğüslerimde hafif bir hassasiyet vardı. Biraz yorgundum. Kahvemin kokusu da normalden daha yoğun geliyormuş gibi hissediyordum.
Hemen internete girdim. “Hamileliğin ilk belirtileri”, “Adet iki gün gecikince gebelik belli olur mu?”, “Hamile olduğunu ilk ne zaman anladın?” gibi aramalar yaptım.
Karşıma birbirinden farklı hikâyeler çıktı. Bir kadın adetinin bir gün gecikmesinde pozitif test gördüğünü yazmıştı. Bir başkası bir hafta beklediğini anlatıyordu. Bazıları hiçbir belirti yaşamadığını, bazıları ise adet öncesi belirtilerini hamilelik zannettiğini söylüyordu.
Okudukça hem umutlandım hem kafam karıştı.
Örneğin göğüs hassasiyeti, yorgunluk ve şişkinlik erken gebelikte görülebilir. Fakat bunlar adet öncesi dönemde de yaşanabilir. Mide bulantısının olmaması da hamilelik ihtimalini tek başına ortadan kaldırmaz.
Bunu biliyordum ama insan konu kendisi olunca bildiklerini unutabiliyor.
Murat akşam eve geldiğinde beni telefon ekranına gömülmüş buldu.
“Ne oldu, yeni bir şey mi öğrendin?” diye sordu.
“Birisi adetinden üç gün önce hamile olduğunu anlamış. Bir başkası da hiçbir belirti yaşamamış. Benim belirtilerim de olabilir, olmayabilir de. Hiçbir şey anlamıyorum,” dedim.
Gülümsedi ve masaya oturdu.
“İnternette yüz kişinin yüz farklı hikâyesi olabilir. Bizim için en anlamlı bilgi, doğru zamanda yapacağımız testin sonucu olacak,” dedi.
İlk anda bu sözleri biraz soğuk buldum. Sanki yaşadığım heyecanı hesaplamalardan ibaret görüyormuş gibi hissettim. Sonra onun da heyecanlandığını, sadece bunu benim gibi göstermediğini fark ettim.
O gece ilk kez şu düşünce aklıma geldi: Belirsizlik karşısında herkes aynı şekilde davranmak zorunda mı?
Bazılarımız konuşarak, bazılarımız araştırarak, bazılarımız sessizce bekleyerek rahatlıyor. Önemli olan, kendi yöntemimizi başkasının yöntemiyle kıyaslayıp yanlış olduğunu düşünmemek.
3. Üçüncü Gün: Eczaneden Alınan Küçük Bir Test
Çarşamba sabahı adet gecikmem üçüncü güne ulaşmıştı.
Murat işe gitmeden önce bana bir test aldı. Kutuyu elime verdiğinde garip bir heyecan hissettim. Küçücük bir ürünün hayatımızla ilgili bu kadar büyük bir sorunun cevabını taşıyabilecek olması bana tuhaf geliyordu.
Testi hemen yapmadım. Bir süre çekmecede tuttum.
Çünkü pozitif sonuç çıkarsa hayatımızın değişeceğini düşünüyordum. Negatif çıkarsa da o an kurduğum hayallerin bir kısmını sessizce geri çekmem gerekecekti.
İnsan bazen istediği cevabı öğrenmek için sabırsızlanırken aynı cevabı duymaktan da korkabiliyor.
Sonunda kutudaki talimatları okudum. Testi, kullanım yönergelerine uygun biçimde yaptım ve belirtilen süre boyunca bekledim.
O birkaç dakika bana saatler kadar uzun geldi.
Telefonumu elime aldım, sonra bıraktım. Aynaya baktım. Musluğu açıp kapattım. Sonra yeniden teste döndüm.
İlk gördüğüm çizginin yanında ikinci bir çizgi belirmişti.
Çok silik görünüyordu.
Bir an ne yapacağımı bilemedim. Testi ışığa tuttum. Sonra kutuyu tekrar açıp talimatları okudum. Sonucun geçerli değerlendirme süresi içinde oluşup oluşmadığına dikkat ettim.
Kalbim hızlanmıştı.
“Bu gerçekten oluyor mu?” diye kendi kendime fısıldadım.
Hemen Murat'ı aradım. Telefona cevap verdiğinde sesim titriyordu.
“Sanırım test pozitif çıktı,” dedim.
Birkaç saniye sustu.
“Emin misin? İstersen sonucu birlikte tekrar değerlendirelim. Gerekirse sağlık kuruluşuna başvururuz,” diye cevap verdi.
O anda ondan büyük bir sevinç gösterisi beklediğimi fark ettim. Belki bağırmasını, belki hemen eve gelmek istediğini söylemesini istiyordum. Oysa o, heyecanını kontrol etmeye ve yanlış bir sonuca dayanarak kesin konuşmamaya çalışıyordu.
Bir süre sonra sesindeki değişimi fark ettim.
“Çok heyecanlandım,” dedi. “Akşam eve gelince birlikte konuşalım.”
İşte o zaman yalnız olmadığımı hissettim.
Üç günlük adet gecikmesinin ardından, gebelik testinde pozitif bir sonuç görmüştüm. Ancak bunun kesinliğini ve gebeliğin durumunu değerlendirmek için sağlık uzmanından bilgi almam gerektiğini de biliyordum.
O gün benim için yalnızca bir test sonucu değil, beklemeyi öğrenmenin de başlangıcıydı.
4. Dördüncü Gün: İki Çizgi Her Sorunun Cevabı mı?
Ertesi gün sabah ilk işim testi yeniden incelemek olmadı. Bunun yerine bir sağlık kuruluşundan randevu almaya karar verdik.
Murat, son adet tarihimizi ve adet döngümün yaklaşık uzunluğunu not etti. Doktora sorabileceğimiz soruları telefonuna yazdı. Ben ise bir önceki akşam hissettiğim heyecanı annemle paylaşmayı düşünüyordum.
Fakat annemi aramadan önce bir an duraksadım.
Çünkü henüz her şeyden emin değildim. Ayrıca böyle bir haberi ne zaman, kime ve nasıl anlatacağıma kendim karar vermek istiyordum.
Toplumumuzda evlilikten sonra çocuk sahibi olma beklentisi bazen o kadar güçlüdür ki çiftlerin kendi zamanlarını belirleme hakkı unutulabilir. Bayram ziyaretlerinde sorulan “Çocuk ne zaman?” sorusu, iyi niyetle sorulsa bile birinin içinde taşıdığı kaygıyı büyütebilir.
Geçmiş kuşaklarda gebeliğin anlaşılması çoğunlukla adet gecikmesi, bedensel değişimler ve zaman içinde belirginleşen belirtiler üzerinden değerlendirilirdi. Günümüzdeyse evde yapılan gebelik testleri, idrardaki insan koryonik gonadotropinini (hCG) saptayarak daha erken bilgi edinmeyi mümkün kılıyor.
Bu değişim yalnızca tıbbi değil, toplumsal bir değişim de yarattı. Eskiden belirsizliğin cevabı için daha uzun süre beklemek gerekebilirken bugün insanlar adetlerinin geciktiği ilk günlerde bile test yapabiliyor. Ancak bilgiye daha hızlı ulaşmak, duygusal olarak her zaman daha hızlı hazırlanabildiğimiz anlamına gelmiyor.
Murat'la bunu konuşurken bana şöyle dedi:
“Bir sonucu öğrenmek başka, o sonucun hayatımızdaki yerini anlamak başka.”
Bu cümlesi aklımda kaldı.
Gerçekten de pozitif test, birçok soru için başlangıç noktasıydı. Sağlığımızla ilgili neleri öğrenmemiz gerektiği, süreci nasıl takip edeceğimiz ve bu haberi kimlerle paylaşacağımız üzerine düşünmeye başladık.
Sizce böyle bir haberi ilk günden yakınlarla paylaşmak mı daha iyi, yoksa bir süre kendine saklamak mı? Herkesin bu konuda aynı kararı vermesi mümkün mü?
5. Beşinci Gün: Annemin Hatırladığı Eski Bir Hikâye
Beşinci gün annemi aradım. Önce gündelik şeylerden konuştuk. Sonra bir anda çocukluğumdan hatırladığım bir soruyu yeniden sordum:
“Anne, sen benim hamile olduğumu ne zaman öğrenmiştin?”
Annem biraz düşündü.
“Adetim gecikince şüphelenmiştim ama hemen emin olamamıştım,” dedi. “O zamanlar bugünkü gibi her eczanede kolayca ulaşabileceğimiz testler yoktu. Doktora gitmek için zaman ayarlamak, bazen de aileden birinin eşlik etmesini beklemek gerekirdi.”
Annemin anlattıkları beni düşündürdü.
Onun kuşağında gebelik, yalnızca iki kişinin özel meselesi olarak yaşanmayabiliyordu. Aile büyüklerinin sözleri, çevrenin beklentileri ve sağlık hizmetlerine ulaşma koşulları kararları etkileyebiliyordu. Bazı kadınlar haberlerini erkenden paylaşmak zorunda hissediyor, bazılarıysa kişisel alanlarını koruyabilmek için bekliyordu.
Benimse telefonumda onlarca farklı deneyime ulaşabildiğim bir dünya vardı. Buna rağmen aynı temel duyguları yaşıyordum: umut, merak, korku ve sevinç.
Teknoloji değişmişti ama insanın belirsizlik karşısındaki duyguları bütünüyle değişmemişti.
Annem bir süre sonra bana, “Kızım, herkesin hikâyesi farklıdır. Benim yaşadığım gecikme seninkine benzeyebilir ama bu, senin de aynı şeyleri yaşayacağın anlamına gelmez,” dedi.
Bu söz bana iyi geldi.
Çünkü bazen annelerimizin veya arkadaşlarımızın deneyimlerini kendimize ölçü olarak alıyoruz. Oysa her adet döngüsü, her beden ve her gebelik farklı olabilir. Birinin üç gün sonra öğrendiği haberi bir başkasının daha geç öğrenmesi, tek başına bir sorun olduğu anlamına gelmez.
6. Altıncı Gün: Test Ne Zaman Güvenilir Sonuç Verir?
Bu hikâyeyi anlatırken yalnızca duygularımızdan söz etmek istemiyorum. Çünkü gebelik şüphesi yaşayan birinin doğru bilgiye ulaşması da en az duygularını paylaşabilmesi kadar önemli.
Evde yapılan idrar gebelik testleri, genellikle adet gecikmesinin başladığı ilk günden itibaren kullanılabilir. Bununla birlikte testin hassasiyeti, kullanım şekli, idrarın yoğunluğu ve yumurtlamanın beklenenden geç gerçekleşmesi gibi etkenler sonucu etkileyebilir.
Bu nedenle adet gecikmesinin ilk gününde yapılan test negatif çıkarsa hamilelik ihtimali her zaman tamamen ortadan kalkmaz.
Özellikle adet döngüsü düzensiz olanlarda, beklenen adet tarihi doğru hesaplanamayabilir. Böyle durumlarda birkaç gün sonra testi tekrarlamak yararlı olabilir. Adet tarihinin ne zaman olması gerektiği bilinmiyorsa, gebelik testinin son korunmasız cinsel ilişkiden en az 21 gün sonra yapılması genel bir başvuru noktasıdır.
Testin doğru sonuç vermesi için kutudaki talimatlara ve belirtilen değerlendirme süresine uymak gerekir. Çok erken dönemde test yapılıyorsa sabah ilk idrarı kullanmak, hCG düzeyi henüz düşük olduğunda saptama olasılığını artırabilir.
Pozitif bir ev testi genellikle gebelik olasılığının yüksek olduğunu gösterir. Ancak gebeliğin rahim içinde olup olmadığı veya sağlıklı şekilde ilerleyip ilerlemediği yalnızca evde yapılan testle belirlenemez. Bu nedenle uygun zamanda bir sağlık uzmanından değerlendirme almak önemlidir.
Şiddetli veya tek taraflı karın ağrısı, omuz ucunda ağrı, bayılma ya da yoğun kanama gibi belirtiler ortaya çıkarsa gecikmeden acil tıbbi değerlendirme alınmalıdır. Bu belirtiler, özellikle gebelik ihtimali varsa, dış gebelik gibi acil durumların işareti olabilir.
Benim hikâyemde üçüncü gündeki pozitif sonuç bir başlangıçtı. Başka bir kadının hikâyesinde ise ilk test negatif çıkabilir, ardından birkaç gün sonra sonuç değişebilir. İki deneyim de mümkündür.
7. Yedinci Gün: Beklemek Bazen Birlikte Öğrenmektir
Adet gecikmemin yedinci gününe geldiğimde artık ilk günkü kadar telaşlı değildim. Sağlık uzmanından bilgi almış, bundan sonraki adımları daha sakin düşünmeye başlamıştım.
Murat'la akşam yemek yerken ilk günlerimizi konuştuk.
O, test aldığımız günü anlatırken önce hangi eczanenin açık olduğunu araştırdığını hatırlıyordu. Ben ise testin sonucunu beklerken duyduğum sessizliği hatırlıyordum.
İkimiz de aynı olayı yaşamıştık ama zihnimizde kalan ayrıntılar farklıydı.
Murat, o günleri değerlendirirken plan yapmanın kendisini rahatlattığını söyledi. Ben ise konuşabildiğim, endişelerimi saklamak zorunda kalmadığım zamanlarda daha iyi hissettiğimi anlattım.
Birbirimize hak vermek için aynı şekilde düşünmemiz gerekmiyordu.
Kadınların her zaman duygusal, erkeklerin de her zaman çözüm odaklı olduğunu söylemek elbette doğru olmaz. İnsanların tepkileri kişiliklerine, yetiştikleri ailelere, geçmiş deneyimlerine ve o anki koşullara göre değişir. Bizim ilişkimizde benim duygularımı paylaşma ihtiyacım ile onun somut adımlar belirleme eğilimi birbirini tamamlıyordu.
Asıl önemli olan, birimizin diğerine “Böyle hissetmemelisin” dememesiydi.
Çünkü gebelik şüphesi yalnızca biyolojik bir ihtimal değildir. Aynı zamanda geleceğe, sorumluluklara, aile ilişkilerine ve kişinin kendi hayatına dair düşünceleri de harekete geçirir.
Bir kadın bu haberi büyük bir sevinçle karşılayabilir. Bir başkası aynı anda mutluluk ve kaygı hissedebilir. Hamilelik planlayan biri bile sonucu öğrendiğinde korkabilir. Bu duyguların hiçbiri tek başına kişinin yanlış bir karar verdiğini göstermez.
Siz de böyle bir süreç yaşadıysanız kendinize şu soruyu sorabilirsiniz: Sonucu beklerken beni en çok ne rahatlatmıştı? Birinin yanımda olması mı, doğru bilgiye ulaşmak mı, yoksa kendi başıma düşünmek için zamana sahip olmak mı?
8. Adet Gecikmesi Kaç Gün Olunca Hamilelik Anlaşılır?
Benim hikâyemde adet gecikmesinin üçüncü gününde yaptığım test pozitif çıktı. Fakat bu, herkesin üçüncü günde hamile olduğunu öğrenebileceği anlamına gelmiyor.
Kimi kadınlar beklenen adet gününde pozitif sonuç alabilir. Kimileri birkaç gün daha beklemek zorunda kalabilir. Bazılarıysa adet gecikmesi yaşamadan, uygun zamanda yaptıkları testle hamile olduklarını öğrenebilir.
Bunun temel nedenlerinden biri yumurtlama zamanının her ay aynı olmayabilmesidir. Yumurtlama geç gerçekleştiğinde döllenme ve ardından hCG hormonunun ölçülebilir düzeye ulaşması da beklenenden daha geç olabilir.
Adet gecikmesi, gebelik ihtimalini düşündüren önemli bir işarettir; ancak tek başına gebelik kanıtı değildir. Stres, hastalıklar, kilo değişimleri, yoğun egzersiz, hormonal değişiklikler ve bazı sağlık sorunları da adet döngüsünü etkileyebilir.
Bu yüzden en sağlıklı yaklaşım, adet gecikmesini dikkate almak, uygun zamanda gebelik testi yapmak ve sonuçları gerektiğinde bir sağlık uzmanıyla değerlendirmektir.
Test negatif çıktığı hâlde adet başlamıyorsa birkaç gün sonra yeniden test yapmak düşünülebilir. Gecikme devam ediyorsa veya adet düzensizlikleri sık yaşanıyorsa sağlık uzmanına danışmak yerinde olur.
Bir başka önemli nokta da şudur: Herkesin hamile kalma süreci aynı değildir. Gebelik planlayan kişilerin aylarca beklemesi, mutlaka bir sorun olduğu anlamına gelmez. Bununla birlikte yaş, tıbbi geçmiş ve diğer koşullar değerlendirmeyi etkiler; ne zaman destek alınması gerektiği kişiye göre değişebilir.
9. Forumda Söz Sırası Sizde: Siz Kaç Gün Sonra Öğrendiniz?
Bugün geriye dönüp baktığımda, adetimin geciktiği o üç günün bana sabretmeyi öğrettiğini düşünüyorum. Her gün yeni bir belirti aradım, başkalarının hikâyelerini okudum, bazen gereksiz yere endişelendim. Sonra öğrendim ki bir başkasının deneyimini dinlemek insana umut verebilir ama onun takvimini kendi bedenine uygulamak doğru değildir.
Ben üçüncü gün öğrendim. Belki aranızda adetinin birinci günü test yapıp pozitif sonuç alanlar vardır. Belki beşinci veya yedinci günü öğrenenler, önce negatif sonuç alıp sonra yeniden test yapanlar ya da beklediği sonucu alamayanlar bulunuyordur.
Bu forumun güzel yanı da burada: Herkesin hikâyesi farklı olsa bile kimse kendi duygularını anlatmak zorunda hissetmeden, yargılanmadan paylaşabilir.
İsterseniz aşağıdaki sorulardan size uygun olanları yanıtlayarak kendi deneyiminizi anlatabilirsiniz:
- Adetiniz kaç gün gecikmişti?
- İlk testi gecikmenin hangi gününde yaptınız?
- İlk testiniz pozitif miydi, yoksa birkaç gün sonra mı sonuç aldınız?
- Hamile olduğunuzu öğrendiğinizde ilk tepkiniz ne oldu?
- Eşiniz, partneriniz veya yakınlarınız bu habere nasıl tepki verdi?
- Test yapmadan önce yaşadığınız belirtiler sizi yanıltmış mıydı?
- Bekleme sürecinde size en çok ne yardımcı oldu?
Bir de özellikle şunu merak ediyorum: Sizce böyle bir dönemde insanı daha çok rahatlatan şey, çevresinden duyduğu benzer hikâyeler mi, yoksa güvenilir sağlık bilgilerine ulaşmak mı?
Bence ikisi de değerli ama farklı ihtiyaçlara karşılık geliyor. Başka birinin “Ben de üç gün gecikince öğrendim” demesi yalnız olmadığımızı hissettirebilir. Sağlık uzmanından alınan doğru bilgi ise ne yapmamız gerektiğini anlamamıza yardımcı olur.
Son olarak, hamile olduğunu öğrenmek isteyen, sonucu merak eden ya da belirsizlik içinde bekleyen herkese şunu söylemek isterim: Kendinizi başkalarının takvimiyle kıyaslamayın. Birinin yaşadığı süreç sizin için kesin bir ölçü değildir. Umutlanmak da endişelenmek de insani duygulardır; önemli olan, bunların arasında kendinize karşı nazik davranabilmektir.
Benim cevabım üç gün. Peki, sizin hikâyeniz nasıl başladı?
Bilgi notu ve kaynaklar
- NHS, Doing a pregnancy test: Gebelik testinin ne zaman yapılabileceği ve negatif sonuçtan sonra testin tekrarlanması hakkında bilgiler.
- MedlinePlus, Pregnancy Test: İdrar ve kan gebelik testlerinin çalışma prensibi ve sonuçların değerlendirilmesi.
- American College of Obstetricians and Gynecologists (ACOG), Ectopic Pregnancy: Dış gebeliğin belirtileri ve acil değerlendirme gerektiren durumlar.
Bu kaynaklar genel bilgilendirme amacı taşır. Kişisel belirtiler ve test sonuçları için sağlık uzmanının değerlendirmesi esas alınmalıdır.