Bu ayrım, sosyal öğrenme kuramının en önemli noktalarından biridir.
[HEADING=1]4. Bölüm: KPSS'nin Sevdiği Ayrım - Dolaylı Pekiştirme ve Dolaylı Ceza[/HEADING]
Ertesi gün kütüphaneye geldiğimizde Mert, konuyu pekiştirmek için dört kısa senaryo hazırlamıştı. Amacı, birbirine benzeyen kavramları birbirinden ayırmaktı.
İlk senaryoda öğretmen, düzenli çalışan bir öğrenciyi sınıfın önünde övüyordu. Diğer öğrenciler bu durumu görerek çalışma davranışlarına daha fazla önem vermeye başlıyordu.
İkinci senaryoda ise bir öğrenci derste arkadaşının sözünü sürekli kesiyordu. Öğretmen bu öğrenciye uyarı veriyor ve sınıftaki diğer öğrenciler de yaşananları izliyordu. Bunun üzerine diğer öğrenciler söz almadan konuşmaktan kaçınmaya başlıyordu.
Üçüncü senaryoda öğretmen, ödevini tamamlayan öğrencinin puanını artırıyordu. Öğrenci kendi ödevini tamamladığı için puan kazanıyordu.
Dördüncü senaryoda bir öğrenci, arkadaşının kullandığı etkili not tutma yöntemini görüp aynı yöntemi deniyordu. Ancak arkadaşının bu davranış nedeniyle ödüllendirildiğine veya cezalandırıldığına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmuyordu.
Mert, her senaryonun karşısına bir kavram yazmamızı istedi.
[HEADING=1]KPSS için kavramları ayıralım[/HEADING]
1. Dolaylı pekiştirme
Başka bir kişinin davranışının ödüllendirildiğini gören gözlemcinin benzer davranışı gösterme olasılığı artar.
Örnek: Arkadaşının ödevinden dolayı övgü aldığını gören öğrencinin ödevlerini daha düzenli yapmaya başlaması.
2. Dolaylı ceza
Başka bir kişinin davranışının cezalandırıldığını gören gözlemcinin benzer davranışı gösterme olasılığı azalır.
Örnek: Söz kesen arkadaşının uyarıldığını gören öğrencinin söz almadan konuşmaktan kaçınması.
3. Doğrudan pekiştirme
Kişinin kendi davranışı olumlu bir sonuçla karşılanır ve bu sonuç davranışın tekrarlanma olasılığını artırır.
Örnek: Ödevini tamamlayan öğrencinin ek puan alması ve ödevlerini tamamlamayı sürdürmesi.
4. Model alma
Bir kişinin başka bir kişinin davranışını gözlemleyerek benzer bir davranış sergilemesidir. Ödül veya ceza bilgisi bulunması şart değildir.
Örnek: Arkadaşının not tutma yöntemini gören öğrencinin aynı yöntemi denemesi.
Mert'in hazırladığı örnekler sayesinde bir ayrıntıyı fark ettik: Bir soruda model alma ile dolaylı pekiştirme aynı olay içinde birlikte görülebilir. Ancak soruda hangi mekanizmanın özellikle vurgulandığına dikkat etmek gerekir.
Öğrenci yalnızca arkadaşının davranışını taklit ediyorsa model alma ön plana çıkar. Arkadaşının bu davranış nedeniyle ödüllendirildiğini görmesi ve bundan etkilenerek benzer davranışı yapmaya yönelmesi durumunda ise dolaylı pekiştirme özellikle vurgulanır.
KPSS ipucu: Soruda “başkasının ödüllendirildiğini görme”, “davranışı yapmaya istek duyma” veya “başkasının başarısından etkilenme” gibi ifadeler varsa dolaylı pekiştirme seçeneğini dikkatle değerlendirin.
[HEADING=1]5. Bölüm: Aynı Olay, Farklı İnsanlar ve Farklı Yorumlar[/HEADING]
Kütüphanedeki grubumuz yalnızca sınav hazırlayan kişilerden oluşmuyordu. Bir gün aramıza katılan arkadaşımız Can, bir özel eğitim kurumunda öğretmen yardımcısı olarak çalışıyordu. Günlük hayatında çocukların birbirlerinden nasıl etkilendiğini sık sık gözlemlediğini anlattı.
Can, sınıfındaki öğrencilerden birinin yeni gelen bir arkadaşına ders materyallerini düzenlemesi için yardım ettiğini, öğretmenin de bu davranışı takdir ettiğini söyledi. Bir süre sonra başka öğrencilerin de arkadaşlarına yardım etmeye başladığını fark etmişti.
Can bu olayı önce yalnızca olumlu davranışların yayılması olarak yorumlamıştı. Ancak öğretmenin takdirinin gözlemciler üzerindeki etkisini düşündüğünde, dolaylı pekiştirmenin de devrede olabileceğini fark etti.
Elif ise konunun başka bir yönüne dikkat çekti:
“Bir davranışın ödüllendirilmesi herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmayabilir. Bazı öğrenciler öğretmenin takdirini önemserken bazıları arkadaşlarının düşüncelerine daha fazla önem verebilir.”
Bu yorum, toplumsal ilişkilerin öğrenme sürecindeki rolünü anlamak açısından önemliydi.
Mert de stratejik bir değerlendirme yaptı:
“Öyleyse öğretmen, sınıfta hangi davranışları görünür biçimde takdir ettiğini düşünmeli. Çünkü yalnızca ödül alan öğrenciyi değil, onu izleyenleri de etkileyebilir.”
İkisi de farklı noktalardan hareket etmişti. Mert, davranışın sonuçlarını ve öğretmenin uygulayabileceği yöntemleri analiz ediyordu. Elif ise aynı sonucun farklı öğrencilerde nasıl karşılık bulabileceğine odaklanıyordu.
Bu fark, kadınların veya erkeklerin değişmez biçimde belirli düşünme tarzlarına sahip olduğunu göstermiyordu. İnsanların çözüm üretme, strateji geliştirme, empati kurma ve ilişkileri anlama becerileri cinsiyetten çok bireysel özellikler, eğitim, deneyim ve toplumsal koşullarla şekillenebilir.
Üstelik empati, stratejik düşünmenin karşıtı değildir. Bir öğrencinin neden çekindiğini anlayan öğretmen daha etkili bir çözüm geliştirebilir. Sorunu sistemli biçimde analiz eden öğretmen de öğrencilerin duygusal ihtiyaçlarını dikkate alarak daha adil kararlar verebilir.
Dolaylı pekiştirmenin eğitimdeki gücü biraz da burada ortaya çıkar: Bir davranışın sonucunu gözlemleyen kişiler, yalnızca davranışın kendisinden değil, o davranışa verilen toplumsal tepkiden de etkilenebilir.
[HEADING=1]6. Bölüm: Tarihsel ve Toplumsal Bir Ders - Kimler Örnek Alınıyor?[/HEADING]
Bir hafta sonra kütüphanede başka bir tartışma açıldı. Konumuz, toplumda bazı davranışların neden hızla yayılırken bazılarının görünmez kaldığıydı.
Elif, sosyal medyada gördüğümüz başarı hikâyelerinden söz etti. Bir kişi sınavı kazanma yöntemlerini anlattığında, binlerce insan benzer bir çalışma programı oluşturabiliyordu. Bir öğretmen, öğrencilerinin merakını destekleyen yaklaşımıyla tanındığında, başka öğretmenler de benzer uygulamaları araştırabiliyordu.
Ancak sosyal medyada yalnızca yararlı davranışlar yayılmıyordu. İnsanlar, başkalarının aşırı tüketim nedeniyle ilgi gördüğünü veya saldırgan bir üslupla popülerleştiğini gördüklerinde de bu davranışlardan etkilenebiliyordu.
Bu örneklerde önemli olan yalnızca davranışın gerçekleşmesi değildi. Davranışın hangi sonuçlarla karşılaştığı, kim tarafından sergilendiği ve gözlemci açısından ne kadar önemli olduğu da etkili olabiliyordu.
Toplumsal tarih açısından bakıldığında, rol modellerin kimler olduğuna ilişkin sorular daha da önem kazanır.
Geçmişte birçok toplumda belirli meslekler, eğitim fırsatları ve kamusal roller bazı gruplara daha açıkken diğer gruplar için daha sınırlıydı. İnsanların hangi davranışları gözlemleyebildiği, hangi başarı örneklerine erişebildiği ve hangi davranışlarının takdir gördüğü toplumsal koşullardan etkileniyordu.
Örneğin bir çocuk, çevresinde üniversiteye giden kimseyi görmüyorsa yükseköğretimi kendi geleceği açısından daha uzak bir olasılık olarak değerlendirebilir. Kendi çevresinden birinin üniversiteye girip başarılı olduğunu gördüğünde ise bu hedefi daha ulaşılabilir bulabilir.
Bu örnek yalnızca dolaylı pekiştirmeyle açıklanamaz; öz yeterlik inancı, sosyal destek ve fırsatlara erişim gibi etkenler de önemlidir. Ancak gözlem yoluyla öğrenme, kişinin kendi geleceğine ilişkin beklentilerinin oluşmasında rol oynayabilir.
Benzer şekilde, kadınların bilim alanında, erkeklerin bakım ve erken çocukluk eğitimi alanlarında başarılı örneklerle daha sık karşılaşması, meslek seçimlerine ilişkin kalıplaşmış beklentilerin sorgulanmasına yardımcı olabilir. Burada amaç, kadınları veya erkekleri belli mesleklere yönlendirmek değil, her bireyin farklı alanlardaki başarı örneklerini görebilmesini sağlamaktır.
[HEADING=1]4. Bölüm: KPSS'nin Sevdiği Ayrım - Dolaylı Pekiştirme ve Dolaylı Ceza[/HEADING]
Ertesi gün kütüphaneye geldiğimizde Mert, konuyu pekiştirmek için dört kısa senaryo hazırlamıştı. Amacı, birbirine benzeyen kavramları birbirinden ayırmaktı.
İlk senaryoda öğretmen, düzenli çalışan bir öğrenciyi sınıfın önünde övüyordu. Diğer öğrenciler bu durumu görerek çalışma davranışlarına daha fazla önem vermeye başlıyordu.
İkinci senaryoda ise bir öğrenci derste arkadaşının sözünü sürekli kesiyordu. Öğretmen bu öğrenciye uyarı veriyor ve sınıftaki diğer öğrenciler de yaşananları izliyordu. Bunun üzerine diğer öğrenciler söz almadan konuşmaktan kaçınmaya başlıyordu.
Üçüncü senaryoda öğretmen, ödevini tamamlayan öğrencinin puanını artırıyordu. Öğrenci kendi ödevini tamamladığı için puan kazanıyordu.
Dördüncü senaryoda bir öğrenci, arkadaşının kullandığı etkili not tutma yöntemini görüp aynı yöntemi deniyordu. Ancak arkadaşının bu davranış nedeniyle ödüllendirildiğine veya cezalandırıldığına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmuyordu.
Mert, her senaryonun karşısına bir kavram yazmamızı istedi.
[HEADING=1]KPSS için kavramları ayıralım[/HEADING]
1. Dolaylı pekiştirme
Başka bir kişinin davranışının ödüllendirildiğini gören gözlemcinin benzer davranışı gösterme olasılığı artar.
Örnek: Arkadaşının ödevinden dolayı övgü aldığını gören öğrencinin ödevlerini daha düzenli yapmaya başlaması.
2. Dolaylı ceza
Başka bir kişinin davranışının cezalandırıldığını gören gözlemcinin benzer davranışı gösterme olasılığı azalır.
Örnek: Söz kesen arkadaşının uyarıldığını gören öğrencinin söz almadan konuşmaktan kaçınması.
3. Doğrudan pekiştirme
Kişinin kendi davranışı olumlu bir sonuçla karşılanır ve bu sonuç davranışın tekrarlanma olasılığını artırır.
Örnek: Ödevini tamamlayan öğrencinin ek puan alması ve ödevlerini tamamlamayı sürdürmesi.
4. Model alma
Bir kişinin başka bir kişinin davranışını gözlemleyerek benzer bir davranış sergilemesidir. Ödül veya ceza bilgisi bulunması şart değildir.
Örnek: Arkadaşının not tutma yöntemini gören öğrencinin aynı yöntemi denemesi.
Mert'in hazırladığı örnekler sayesinde bir ayrıntıyı fark ettik: Bir soruda model alma ile dolaylı pekiştirme aynı olay içinde birlikte görülebilir. Ancak soruda hangi mekanizmanın özellikle vurgulandığına dikkat etmek gerekir.
Öğrenci yalnızca arkadaşının davranışını taklit ediyorsa model alma ön plana çıkar. Arkadaşının bu davranış nedeniyle ödüllendirildiğini görmesi ve bundan etkilenerek benzer davranışı yapmaya yönelmesi durumunda ise dolaylı pekiştirme özellikle vurgulanır.
KPSS ipucu: Soruda “başkasının ödüllendirildiğini görme”, “davranışı yapmaya istek duyma” veya “başkasının başarısından etkilenme” gibi ifadeler varsa dolaylı pekiştirme seçeneğini dikkatle değerlendirin.
[HEADING=1]5. Bölüm: Aynı Olay, Farklı İnsanlar ve Farklı Yorumlar[/HEADING]
Kütüphanedeki grubumuz yalnızca sınav hazırlayan kişilerden oluşmuyordu. Bir gün aramıza katılan arkadaşımız Can, bir özel eğitim kurumunda öğretmen yardımcısı olarak çalışıyordu. Günlük hayatında çocukların birbirlerinden nasıl etkilendiğini sık sık gözlemlediğini anlattı.
Can, sınıfındaki öğrencilerden birinin yeni gelen bir arkadaşına ders materyallerini düzenlemesi için yardım ettiğini, öğretmenin de bu davranışı takdir ettiğini söyledi. Bir süre sonra başka öğrencilerin de arkadaşlarına yardım etmeye başladığını fark etmişti.
Can bu olayı önce yalnızca olumlu davranışların yayılması olarak yorumlamıştı. Ancak öğretmenin takdirinin gözlemciler üzerindeki etkisini düşündüğünde, dolaylı pekiştirmenin de devrede olabileceğini fark etti.
Elif ise konunun başka bir yönüne dikkat çekti:
“Bir davranışın ödüllendirilmesi herkes üzerinde aynı etkiyi yaratmayabilir. Bazı öğrenciler öğretmenin takdirini önemserken bazıları arkadaşlarının düşüncelerine daha fazla önem verebilir.”
Bu yorum, toplumsal ilişkilerin öğrenme sürecindeki rolünü anlamak açısından önemliydi.
Mert de stratejik bir değerlendirme yaptı:
“Öyleyse öğretmen, sınıfta hangi davranışları görünür biçimde takdir ettiğini düşünmeli. Çünkü yalnızca ödül alan öğrenciyi değil, onu izleyenleri de etkileyebilir.”
İkisi de farklı noktalardan hareket etmişti. Mert, davranışın sonuçlarını ve öğretmenin uygulayabileceği yöntemleri analiz ediyordu. Elif ise aynı sonucun farklı öğrencilerde nasıl karşılık bulabileceğine odaklanıyordu.
Bu fark, kadınların veya erkeklerin değişmez biçimde belirli düşünme tarzlarına sahip olduğunu göstermiyordu. İnsanların çözüm üretme, strateji geliştirme, empati kurma ve ilişkileri anlama becerileri cinsiyetten çok bireysel özellikler, eğitim, deneyim ve toplumsal koşullarla şekillenebilir.
Üstelik empati, stratejik düşünmenin karşıtı değildir. Bir öğrencinin neden çekindiğini anlayan öğretmen daha etkili bir çözüm geliştirebilir. Sorunu sistemli biçimde analiz eden öğretmen de öğrencilerin duygusal ihtiyaçlarını dikkate alarak daha adil kararlar verebilir.
Dolaylı pekiştirmenin eğitimdeki gücü biraz da burada ortaya çıkar: Bir davranışın sonucunu gözlemleyen kişiler, yalnızca davranışın kendisinden değil, o davranışa verilen toplumsal tepkiden de etkilenebilir.
[HEADING=1]6. Bölüm: Tarihsel ve Toplumsal Bir Ders - Kimler Örnek Alınıyor?[/HEADING]
Bir hafta sonra kütüphanede başka bir tartışma açıldı. Konumuz, toplumda bazı davranışların neden hızla yayılırken bazılarının görünmez kaldığıydı.
Elif, sosyal medyada gördüğümüz başarı hikâyelerinden söz etti. Bir kişi sınavı kazanma yöntemlerini anlattığında, binlerce insan benzer bir çalışma programı oluşturabiliyordu. Bir öğretmen, öğrencilerinin merakını destekleyen yaklaşımıyla tanındığında, başka öğretmenler de benzer uygulamaları araştırabiliyordu.
Ancak sosyal medyada yalnızca yararlı davranışlar yayılmıyordu. İnsanlar, başkalarının aşırı tüketim nedeniyle ilgi gördüğünü veya saldırgan bir üslupla popülerleştiğini gördüklerinde de bu davranışlardan etkilenebiliyordu.
Bu örneklerde önemli olan yalnızca davranışın gerçekleşmesi değildi. Davranışın hangi sonuçlarla karşılaştığı, kim tarafından sergilendiği ve gözlemci açısından ne kadar önemli olduğu da etkili olabiliyordu.
Toplumsal tarih açısından bakıldığında, rol modellerin kimler olduğuna ilişkin sorular daha da önem kazanır.
Geçmişte birçok toplumda belirli meslekler, eğitim fırsatları ve kamusal roller bazı gruplara daha açıkken diğer gruplar için daha sınırlıydı. İnsanların hangi davranışları gözlemleyebildiği, hangi başarı örneklerine erişebildiği ve hangi davranışlarının takdir gördüğü toplumsal koşullardan etkileniyordu.
Örneğin bir çocuk, çevresinde üniversiteye giden kimseyi görmüyorsa yükseköğretimi kendi geleceği açısından daha uzak bir olasılık olarak değerlendirebilir. Kendi çevresinden birinin üniversiteye girip başarılı olduğunu gördüğünde ise bu hedefi daha ulaşılabilir bulabilir.
Bu örnek yalnızca dolaylı pekiştirmeyle açıklanamaz; öz yeterlik inancı, sosyal destek ve fırsatlara erişim gibi etkenler de önemlidir. Ancak gözlem yoluyla öğrenme, kişinin kendi geleceğine ilişkin beklentilerinin oluşmasında rol oynayabilir.
Benzer şekilde, kadınların bilim alanında, erkeklerin bakım ve erken çocukluk eğitimi alanlarında başarılı örneklerle daha sık karşılaşması, meslek seçimlerine ilişkin kalıplaşmış beklentilerin sorgulanmasına yardımcı olabilir. Burada amaç, kadınları veya erkekleri belli mesleklere yönlendirmek değil, her bireyin farklı alanlardaki başarı örneklerini görebilmesini sağlamaktır.